Alman Sendikalar Birliğini artık kadın başkan yönetecek

Alman Sendikalar Birliği (DGB) Merkez Yönetim Kurulu, 26 Ocak 2022 tarihinde yaptığı toplantıda yaş haddi nedeniyle başkanlık görevinden ayrılacak olan Reiner Hoffmann’ın yerine Yasmin Fahimi’nin getirilmesine karar verdi. Sendikanın Mayıs ayında Berlin’de yapılacak genel kurulunda Fahimi, DGB’nin yeni başkanı olacak.
Paylaş:
Necla Akgökçe
Necla Akgökçe
nakgokce@gmail.com
Necla Akgökçe   nakgokce@gmail.com

Alman Sendikalar Birliği (DGB) Merkez Yönetim Kurulu, 26 Ocak 2022 tarihinde yaptığı toplantıda yaş haddi nedeniyle başkanlık görevinden ayrılacak olan Reiner Hoffmann’ın yerine Yasmin Fahimi’nin getirilmesine karar verdi. Sendikanın Mayıs ayında Berlin’de yapılacak genel kurulunda Fahimi, DGB’nin yeni başkanı olacak.

Böylece DGB’nin 73 yıllık tarihinde ilk kez bir kadın genel başkanlık koltuğuna oturacak. Kim peki Yasmin Fahimi? 25 Aralık 1967’de Honnover’de doğan Fahimi, sanıldığının aksine bir göçmen işçi ailesinden gelmiyor. Kendisiyle yapılan bir söyleşide babasının hiçbir şekilde göçmen olmadığının altını çizen Fahimi, onun ailesi tarafından üniversite eğitimi almak üzere İran’dan, Almanya’ya gönderildiğini anlatıyor. O bir kimyager.  Yasmin’in annesi ile öğrenci iken tanışıp evlenmişler. Evlendikten sonra da İran’a gitmişler. Tersine bir göç hikayesi yaşanmış aslında. Babası bir trafik kazasında erkenden yaşamını yitirince, Yasmin’e hamile annesi diğer çocuğunu da yanına alıp Almanya’ya geri dönmüş, daha sonra da hep burada yaşamış…

Fahimi Alman Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) içinde ciddi mevkilere gelmiş bir kadın… 2017’den itibaren Federal Alman Parlamentosu’nda SPD milletvekili olarak, görev yapıyor. Daha önce ise SPD Genel Sekreteri, Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı sekreterliği yapmış.  Gençliğinden beri SPD’in aktif üyesi, Willi Brand’la çekilmiş fotoğrafları var.

Uzun sendikacılık kariyeri

Diğer yandan epey uzun bir sendikacılık kariyeri de bulunuyor.  Muhafazakar politikaları ve grev yapmaması ile tanınan IGBC’de  (Alman Kimya Sendikası) yıllarca çalışmış. DGB yönetimi onun sendikal harekete bağlı bir politikacı olduğunu, işçi haklarının geliştirilmesi için çok çalıştığını belirttikten sonra, iş piyasalarındaki deneyiminin de altını çiziyor.  Yani kadında yok yok gibi.

2001-2013 yılları arasında IGBC’nin genel sekreterliğini yapmış.  Hadi özel hayatından da bahsedelim biraz, Fahimi’nin hayat arkadaşı grev yapmamasıyla ünlü ve sol sendikal çevreler tarafından pek de sevilmeyen IGBC Genel Başkanı Michael Vassiliadis. Bazıları bu adam üzerinden de saldırıyor Fahimi’ye…

DGB’ye ilk kez bir kadının başkan seçilmesi elbette iyi bir şey. Kendisi parti görevleri ile DGB başkanlığının birbirini destekleyeceğini, SPD ile DGB’nin ilişkilerin yeniden güçleneceğini, bunun da iyi bir şey olduğunu söylüyor. “İkisi arasında köprü inşa edeceğim” diyor.

Sol sıcak bakmıyor

Ama sol sendikalar onunla aynı fikirde değil. Örneğin TAZ(*) onun başkan seçilmesini, Alman işçi sınıfının ölüm sinyali olarak değerlendirdi. SPD’de bu kadar aktif olan bir politikacının sendika başkanlığını yürütemeyeceğini, partinin DGB’yi denetlemek için onu memur atadığını filan yazdılar. Onlara göre DGB’nin başına bağımsız bir sendikacı gelmeliydi.  Onun sendikacılık deneyiminin, kadın olmasının, sosyal demokratlığını bastıramayacağını iddia ettiler…

Sendikal çevrelerde bağımsızlık meselesi sık sık vurgulanıyor. Esasen kuruluşundan itibaren SPD ve DGB’nin Batı’daki diğer bazı konfederasyonlar gibi araları gayet iyi ve bu iki hareket birbirlerinden daima eleman alışverişi yapmış. Şimdiye kadar başkan seçilenlerin hemen hemen hepsi Hoffmann da dahil olmak üzere SPD üyesi. Fahimi’nin “kusuru” parti içinde de etkili ve yetkili görevlerde bulunması. Ayrıca seçilen diğer adamların yönetiminde DGB’nin iktidarları karşısına aldığı, işçi haklarını canhıraş savunduğu söylenemez.

Yasmin Fahimi, SPD içinde eşitlik meseleleri ile de ilgilenmiş ama esas konusu barış. Adaylığının bu kadar fazla tartışılmasında sağ sosyal demokrat olmasından çok iktidarlı bir kadın olmasının etkili olduğunu düşünüyorum. Çünkü iki hareket içinde de sıradan bir üye olarak kalmamış üst düzey yönetimlerde yer almış hep.  SPD’den gelip DGB’ye yönetici olan erkeklerin çoğu parti içinde yüksek seviyelere gelememişler. Erkek olsaydı bu kadar tantana koparılır mıydı sanmıyorum. Her durumda sosyal demokrat hımbıl bir erkektense yukarıların havasını iyi bilen bir kadının buralarda olmasında yarar var. Kadın erkek eşitliği denildiğinde ne kast edildiğini anlayan bir kadın hiç olmazsa. Belki bu seçim, diğer konfederasyonların erkek egemen merkez yönetimlerinde kadınların yolunu açar.

*Almanya’da çıkan sol bir gazete

Paylaş:

Benzer İçerikler

Gösterilecek içerik bulunamadı!
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!