Dünya sendikalarının ‘bakım’ mücadelesi

Pandemi, kamusal bakım sistemlerinin elzemliğini bir kez daha gösterdi. ‘İkili vardiyanın’ yükünü taşıyamaz hale gelen milyonlarca kadın, işgücü piyasasından çekilmek zorunda kaldı. Bu nedenle dünyanın dört bir yanında sendikalar, bakım alanında kamu yatırımlarının acilen artırılması için mücadele ediyor. Önemli kazanımlar elde ediyorlar.
Paylaş:
Sevgim Denizaltı
Sevgim Denizaltı
sevgimdenizalti@gmail.com

Pandemi, bakım ekonomisine yönelik kamu yatırımlarının acilen artırılması gerektiğini net biçimde gözler önüne serdi.

Pek çok ülkede sağlık bakım hizmetlerine talepte meydana gelen ani artış karşısında kamu (ve genel olarak) sağlık hizmeti sistemlerinin kapasitesinin yetersiz kaldığı görüldü. Sağlık emekçileri, hem yüksek risk altında kaldı hem de olağandışı mesai saatleri ve çalışma koşullarıyla mücadele etti.

Öte yandan salgın tedbirleri nedeniyle okulların, kreşlerin kapanması ve hizmetlerde meydana gelen kesintiler (lokantaların kapanması, ev ve bakım hizmetlerine erişimin kısıtlanması) sonucu, hane içi üretim ve karşılıksız bakım emeğine yönelik talepte benzersiz bir artış yaşandı.

Türkiye’de feminist akademisyenler Emel Memiş ve İpek İlkkaracan tarafından pandemi döneminde yapılan bir zaman kullanımı araştırmasına göre, kadınların karşılıksız emeğe dayalı çalışma süresinde haftada ortalama 11 saatten fazla artış olurken, erkekler için bu sürede 5,6 saatlik bir artış meydana geldi. Pandemi koşullarında çalışmaya devam eden kadınların yaklaşık üçte ikisi ve erkeklerin dörtte birinden fazlası, toplam (ücretli ve ücretsiz) iş yüküyle başa çıkmakta son derece zorlandığını dile getirdi.

Diğer ülkelerde de karantina tedbirleri nedeniyle kadınların ve erkeklerin karşılıksız emeğe dayalı çalışma süresinde benzer artışlar tespit edildi.

Türkiye, 25 OECD ülkesi içinde cinsiyetler arası farkın en fazla olduğu iki ülkeden biri…

Yapılan araştırmaların tamamı, pandemi sürecinde özellikle çalışan kadınların zaman konusunda çok büyük sıkışıklık yaşadığına ve bu ‘ikili vardiyanın’ neden olduğu ağır yükün kadınları işgücü piyasasından çekilmek zorunda bıraktığına işaret ediyor.

Diğer yandan veriler, kadınların yoğunlaştığı sektörlerin krizden daha fazla etkilendiğini, bu nedenle kadınların pandemide daha fazla iş kaybı yaşadığını ortaya koyuyor. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 2021 yılı verilerine göre, pandemiyle bağlantılı iş kaybı yaşayan kadınların oranı yüzde 4,2’yken erkeklerde bu oran yüzde 3.

Üstelik geçmişte yaşanan ekonomik krizlerde görüldü ki kadın istihdamının toparlanma süreci, erkeklere göre çok daha yavaş ilerliyor. Bu sürecin hızlanması için bakım hizmetlerine kamudan daha fazla kaynak ayrılması; çocuk, yaşlı ve engelliler için daha güçlü ve kapsamlı kamusal bakım sistemlerinin oluşturulması büyük önem taşıyor.

İşte dünyanın dört bir yanında sendikalar, bunun için mücadele ediyor. Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun (ITUC) son yayımladığı rapor, altı ülkede bakım ekonomisinin geliştirilmesi için yürütülen ve önemli kazanımlar getiren bu sendikal mücadeleleri anlatıyor. Bu ülkeler Kanada, Dominik Cumhuriyeti, Arjantin, Hindistan, Güney Afrika ve İspanya.

Bu yazıda, Kanada ve Dominik Cumhuriyeti’ndeki sendikaların çalışmalarına ilişkin raporda yer alan bazı bilgileri aktaracağız.

Bakım alanına yatırım, 2035’e kadar 300 milyon iş yaratabilir

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) tahminlerine göre;

  • Çocuk bakımı ile hasta/yaşlılara yönelik uzun dönem bakım hizmetlerine yapılacak yatırımlar ile, 2030 yılında 280 milyon istihdam, 2035 yılında ise buna ek olarak 19 milyon istihdam yaratılabilir.
  • Toplam yıllık Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYİH) yüzde 4’ü kadar bir harcamayla (5,4 trilyon dolar) milyonlarca ücretli iş yaratılabilir. Böylece vergi gelirlerinde yaşanacak artış, bu maliyeti yüzde 3 düzeyine indirebilir.
  • Bakım alanına yapılacak yatırımlar, kadın istihdamı oranını yüzde 78’e çıkarabilir ve bu istihdamın yüzde 84’ü kayıtlı işlerden oluşur.

KANADA

Kanada’da sendikal hareket, kamusal çocuk bakımı hizmetlerinin geliştirilmesi için 50 yıldan fazla süredir kampanyalar yürütüyordu. Pandemi, sendikaların haklılığını gözler önüne serdi. Kanada’da çalışan annelerin üçte biri, pandemi sürecinde işgücünden çıkmayı düşündü, çok sayıda kadın da okulların kapalı olması nedeniyle çocuğuna bakmak için işi bıraktı.

ITUC raporu

Ülkenin en büyük sendika konfederasyonu olan ve 3 milyondan fazla işçiyi temsil eden Kanada Emek Kongresi (CLC), Covid-19’un yarattığı bu krizi fırsat bilerek, bakım ekonomisine daha fazla yatırım yapılması için federal hükümete baskı uyguladı. Çabalar sonuç verdi, bakım alanında birçok kazanım elde edildi. Bu kazanımların en büyüğü, ulusal çocuk bakımı sistemi oldu.

Federal hükümet, iki yıl önce uygun fiyatlı bir ulusal çocuk bakımı sistemi kurulacağını duyurdu. Finans Bakanı Chrstia Freeland, bunun için beş yıl boyunca 30 milyar dolardan fazla yatırım yapılacağını açıkladı ve ekledi:

“Covid-19, kadınların uzun zamandır bildiği bir gerçeği hunharca ifşa etti: Çocuk bakımı olmadan ebeveynler, özellikle de anneler çalışamaz.”

Federal bütçede çocuk bakımı

Bu irade, 2021 federal bütçesine yansıdı. Altı yaşından küçük çocuklar için düzenlenmiş bakım alanlarının oluşturulması amacıyla eyaletlere ve bölgelere kaynak aktarılması planlandı. Plana göre, ebeveynlerin çocuk bakımı için harcadığı tutar bu yılın sonuna dek yarı yarıya azalacak, 2026 yılında günde ortalama 10 dolar olacak.

Federal hükümet bu yolla, çocuklu kadınların emek piyasasına katılımını artırmayı ve erken çocukluk eğitimi işlerinde yaklaşık 50 bin yeni istihdam yaratmayı hedefliyor. Böylece önümüzdeki 20 yılda reel GSYİH’de yüzde 1,2 artış sağlanması öngörülüyor.

Bu yılın federal bütçesinde ise yeni bir Erken Öğrenme ve Çocuk Bakımı Altyapısı Fonu oluşturuldu. Bu fonla 4 yılda 625 milyon dolarlık sermaye finansmanı ile yeni çocuk bakımı merkezlerinin inşa edilmesi, her yıl 3 bin yeni yer açılması planlanıyor.

Mutfak masası sohbetleri

Bu noktaya gelebilmek için CLC ve üye sendikaları, binlerce sendika üyesini harekete geçirdi ve toplumdaki farkındalığı artırmak için aktivistlerle (çocuk bakımı savunucuları) birlikte çalıştı. CLC’nin “Çocuk Bakımını Yeniden Düşün” kampanyası kapsamında düzenlenen “mutfak masası sohbetleri”, sendika üyelerini mücadeleye katabilmek için en etkili yollardan biri oldu.

Bu sohbetlerde işçiler, nitelikli çocuk bakımına erişebilme konusunda yaşadıkları sıkıntıları paylaşıyordu. Sohbetleri organize eden aktivistler, daha iyi bir çocuk bakımı talebiyle örgütlenmeleri ve mücadeleye katılmaları için işçileri cesaretlendiriyordu. Bunun için aktivistlere yardımcı olacak materyaller hazırlandı.

Çocuk bakımı, CLC’nin geçen yılki “Artık Beklemeyeceğiz” kampanyasının da parçasıydı. Böylece bu konunun ücret eşitliği, cinsel taciz ve şiddetin son bulması gibi diğer kadın talepleriyle bağlantılı olduğu ortaya kondu. Kampanyanın destekçileri, parlamento üyelerine mektup yazmaya ve hikâyelerini CLC ile paylaşmaya teşvik edildi.

Kampanyadan çıkarılacak dersler

CLC, ‘Çocuk Bakımını Yeniden Düşün’ kampanyasından önemli dersler çıkardı. Örneğin çocuk bakımı savunucularıyla ve sendikal hareketin dışından araştırmacılarla çalışmak, kampanyanın etki alanını oldukça genişletti.

Çocuk bakım işçilerini temsil eden örgütlerle çalışmak ise ücret artışı gibi önemli kazanımları beraberinde getirdi. Ayrıca kampanyaların esnek olmasının, tek bir örgütlenme modelini dayatmadan ortak araçlar sunmasının önemli olduğu görüldü.

Kanada’da bakım ekonomisine ilişkin çok önemli adımlar atılmış olsa da sorunlar sürüyor. Federal hükümet ile eyaletler arasındaki anlaşmalarda; uygun fiyatlı, kâr amacı gütmeyen ve kamu lisanslı çocuk bakım programlarının arzının nasıl artırılacağı net değil. Daha iyi ücret ve haklarla, insana yakışır çalışma standartlarının sağlandığı kapsamlı bir bakım işgücü stratejisine duyulan ihtiyaç konusunda da netlik yok.

‘Bakımın Geleceği’

CLC, bakım ekonomisinin geliştirilmesi, kapsamlı bir bakım stratejisinin oluşturulması amacıyla hükümete bir “Bakım Ekonomisi Komisyonu” kurulmasını önermişti. Ama bugüne dek bu konuda herhangi bir işlem yapılmadı.

Konfederasyon, Aralık 2021’de “Bakımın Geleceği” adıyla yeni bir kampanya başlattı. Bu kampanya kapsamında bakım işçilerinden ve bakıma gereksinimi olan insanlardan gelen hikâyeler, bakımın insanların yaşamları ve Kanada ekonomisi için önemiyle ilgili farkındalık yaratmak amacıyla kullanılacak.

DOMİNİK CUMHURİYETİ

Veronica (gerçek adı değil), geçen şubat ayında işten ayrılmak zorunda kalan bir anne. İşi bırakmış, çünkü patronunu haftada iki sabah evden telefonla çalışmaya ikna edememiş. Bunu talep etmesinin nedeni, iki küçük kızına ve 75 yaşındaki felçli annesine bakmak zorunda olması. Kendisine talebinin reddedildiği, çünkü şirketin bu şekilde bir çalışma pratiğinin olmadığı ve olamayacağı söylenmiş.

“Anne oldukları için –bekâr anneler de dâhil- benimle aynı durumda ya da benden daha kötü durumda olan, çocuklarını bir başına bırakıp işe gitmek zorunda kalan, çünkü onlara bakacak birilerine ödeyecek parası olmayan çok insan var. Bu gerçekten çok zor” diyor Veronica.

Veronica’nın, çocukları ve annesinin bakımı için harcaması gereken tutar, maaşının yarısından fazlasına tekabül ediyor. Dominik Cumhuriyeti’ndeki sendikalar, Veronica’nın durumundaki işçilerin işini kaybetmemesi için kampanya yürütüyor.

Hükümet, bakım alanına yatırım yapmanın kadınlara insana yakışır iş olanakları yaratacağını ve yoksulluğu azaltacağını kabul ediyor. Hatta bir hükümet yetkilisinin “Yoksulluk içinde olan her 100 erkeğe karşılık 130 kadın var ve bu, bölgedeki tüm ülkeler içinde en yüksek oran. Bu sorunu çözmemiz gerekiyor” dediği aktarılıyor.

Sendikalar arası kadın komitesi

Ülkede üç ulusal sendika konfederasyonu bulunuyor: CNUS, CNTD ve CASC. Bunlar, bakım işçilerinin sorunları, toplumsal cinsiyet ve kadın istihdamı gibi konularda, Çalışan Kadınlar için Sendikalar Arası Komite’de (CIMTRA) birlikte çalışıyorlar.

CIMTRA, ebeveynlik izinlerinin artırılması da dâhil, “aile dostu emek piyasası politikaları” için bugüne dek birçok başarılı kampanya yürüttü. Bu kampanyaların sonucunda “aile bakımı ve ortak sorumluluk” için yayımlanan bir kararnameyle, hem özel sektörde hem de kamuda babalık izninin süresi 15 güne çıkarıldı. Bu süre eskiden özel sektörde 3, kamuda 7 gündü. Annelik izni ise 14 haftaya uzatıldı.

Şimdi ise CIMTRA, annelik izninin 18 haftaya çıkarılmasını ve çocuklarını evlat edinmiş ebeveynleri de kapsamasını istiyor. Hükümet, geçen mayıs ayında “aile sorumlulukları olan ücretli işçilere eşit muamele” yapılmasını öngören ILO’nun 156 sayılı sözleşmesini imzaladı. Bundan memnuniyet duyan CIMTRA ve feminist örgütler, şimdi bu sözleşmenin gereği olarak bakım politikalarındaki eşitsizliklerin giderilmesini talep ediyor. Çocuklarını evlat edinmiş kişilerin izin haklarından yararlanamaması da bu eşitsizliklerden biri.

Ev işçilerinin hakları

Yine CIMTRA’nın bir başarısı olarak, üç konfederasyon ve üye sendikaları, 2015 yılında ILO’nun 189 sayılı Ev İşçileri Sözleşmesi’nin onaylanmasını sağladı. Sözleşme onaylandıktan sonra hükümet ve sendikalar arasında, ev işçilerinin asgari ücreti ile sosyal güvenlik haklarını görüşmek için ikili bir komisyon oluşturuldu.

Ev işçileri halen tüm haklarına kavuşmuş değil. Sendikalar, işçilerin kayıt altına alınması talebiyle başarılı bir kampanya yürüttüler ve kamuoyunun desteği kazandılar. Ulusal Ücret Komitesi ile CIMTRA, ev işçiliği sektöründe asgari ücret ve sektörün sosyal güvenlik kapsamına alınması vb. konuları görüşmek için geçen yaz ilk toplantısını yaptı.

Diğer yandan hükümet, İş Yasası’nda yapılacak değişiklik için özel bir komisyon kurdu. Sendikalar da bu komisyonda sosyal paydaş olarak yer alacak. Ev işçilerinin ücretleri, çalışma saatleri ve sosyal güvenliğiyle ilgili taleplerini dile getirecekler.

Bakım işçilerinin örgütlenmesi

CASC, 1980’lerden bu yana kayıtdışı ekonomi işçilerini örgütlüyor. Konfederasyon, 2004 yılında bu işçilerin sosyal güvenlik hakları için Müşterek Dayanışma Hizmetleri Derneği’ni (AMUSSOL) kurdu.

Dominik Cumhuriyeti’nde kayıtdışı çalışma çok yaygın. Kayıtdışı işçiler sosyal güvenliğe erişemiyor, devlet de bu konuda bir adım atmıyor. Bu nedenle AMUSSOL yaratıcı bir çözüm geliştirmiş. Kayıtdışı işçilerin Dominik sosyal güvenlik sistemine erişebilmesi için dernek, “sanal bir işveren” gibi hizmet veriyor. Üyeler aylık primlerini derneğe ödüyorlar, dernek de bu primleri devlete aktarıyor. İşçiler böylece aile sağlığı ve iş kazası sigortalarından yararlanabiliyor, emeklilik fonuna erişebiliyorlar.

AMUSSOL-CASC’ta şu anda sosyal güvenlik primi ödeyen 94 bin 516 kayıtdışı işçi ile aileleri bulunuyor. İşçilerin yüzde 42’si kadın. Bu kadınların içinde bakım emekçileri de var.

CNUS ise bu yıl Ulusal Bakım Hizmetleri İşçileri Sendikası’nı (SINTRASEC) kurdu. Sendika, kayıtdışı sektörde kendi hesabına çalışan bakım işçilerini temsil ediyor. Terapistler, masözler, beslenme uzmanları ve evlerde çocuk, hasta ya da yaşlı bakan işçiler örneğin…  Konfederasyon, Aktif Kadınlar Sendika Birimi’nden (UNISIMAS) kadın sendikacıların desteğiyle SINTRASEC üyelerine eğitim verdi, haklarını kazanmak için strateji geliştirmeleri konusunda yardımcı oldu.

Kayıtdışı sektörde kendi hesabına çalışan bakım işçilerinin CNUS içinde örgütlenmesi, aynı zamanda onları kayıtlı bakım işçilerinin sendikalarıyla yan yana getirdi. Hemşireler, öğretmenler, sağlık destek personeli ve teknisyenlerin sendikaları, bunlardan bazıları.

Daha yolun başı

ITUC raporuna göre, Dominik Cumhuriyeti’nde bakım hizmetlerinin güçlendirilmesi ve bakım işçilerinin haklarının iyileştirilmesi için olumlu adımlar atılmış olsa da ülkenin hâlâ yapması gereken çok şey var. Öncelikle bakım, bir özel alan sorunu olmaktan çıkmalı ve kamusal tartışmaların merkezinde yer almalı.

Manşet görseli: KEİG Fotoğraf: ITUC raporu

Paylaş:

Benzer İçerikler

Arjantin’de sendikalar, bakımla ilgili parlamentoya sunulan tasarının geliştirilerek yasalaşması için uğraşıyor. Güney Afrika’da ise işçi federasyonları, bakım işçisi kadınların hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği için birlikte mücadele ediyor. Ev işçilerini örgütlüyor, bakım ekonomisine daha fazla yatırım yapması için hükümete baskı uyguluyorlar.
ITUC raporuna göre, çoğu ülkede sendikalar ILO 190 için birlikte mücadele ediyor. Birçok ülkede ise feminist/kadın hareketi ve STK’lerin de içinde yer aldığı daha geniş ittifaklar kuruluyor. Toplu sözleşmelerini ILO 190 ile uyumlu hale getiren sendikalar, şiddet ve tacize karşı daha etkin yasalar için de mücadeleyi yükseltiyor.
Pandemiyle birlikte Avrupa’da ortak bir bakım stratejisi oluşturmak için sendikalar ve AB kurumları ortak çalışmaya başladı. Uluslararası Hizmet Sendikası UNI de bu sendikalardan biri. Avrupa Komisyonu’nun hazırladığı bakım stratejisine işçi çıkarlarının dahil edilmesi için UNI, üç AB kurumunun kilit pozisyondaki karar vericileriyle çalışıyor.
Almanya’nın Kuzey RenVestfalya eyaletinde altı üniversite hastanesinde bakım çalışanları grevdeydi. 77 gün süren grevden sonra grevciler ve işverenler, çalışanların iş yükünün azaltılması, personel yetersizliğinin giderilmesi konusunda anlaştı. İşçiler kazanımlarını toplu sözleşme ile garanti altına aldı.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!