İspanya’da ev işçisi kadınlar kazandı: “Ülkedeki en güçlü mücadelelerden birini biz veriyoruz”

Önce ILO 189’un onaylanması kararı, ardından kararname… İspanya’da yıllardır örgütlü mücadele yürüten ev işçileri kazanıyor. Ev işçisi Rafaela, “Biz ülkedeki en güçlü mücadelelerden birini veriyoruz. Örgütlendiğimizde, kadınlar olarak kendi başımıza bakımını sürdürmediğimiz bir toplum ve dünya inşa etmeye başladığımızı biliyoruz” diyor.
Paylaş:

Çeviri: Serap Güre

İspanya’da sol hükümet, ev işçilerinin çalışma koşullarını ve sosyal güvenlik haklarını iyileştiren bir kararnameyi 7 Eylül’de onayladı. Çoğu kadın 400 bine yakın ev işçisinin haklarını diğer işçilerle uyumlu hale getirecek olan yeni düzenleme, 1 Ekim’de yürürlüğe girecek. Hükümet, geçen haziran ayında da ILO’nun 189 sayılı Ev İşçileri Sözleşmesi’ni onaylama kararı almıştı.

Bu kazanımlar, elbette ev işçilerinin yıllardır kararlılıkla yürüttüğü örgütlü mücadelenin bir sonucu. Bu mücadele deneyimini daha iyi anlamak için Capire’den Tica Moreno‘nun ev işçisi Rafaela Pimentel ile yaptığı söyleşiyi sizinle paylaşıyoruz. İşte İspanya’daki Domestic Territory Kolektifi’nde örgütlenen ev işçilerinin cesaretle sürdürdüğü mücadelenin ve elde ettikleri başarının hikâyesi…

***

Rafaela Pimentel Lara, Dominik Cumhuriyeti’nde doğdu. İlk olarak 1995’te İspanya’nın Madrid kentine geldi. Toplum çalışmaları ile feminist aktivist çalışmalar yürüttüğü Santo Domingo’dan ailesinin yaşadığı Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etti. Daha sonra, eski eşiyle birlikte yaşayan oğlunu almak için Madrid’e gitti. İspanya’ya gelir gelmez, ülkenin göçmenlik yasalarının gereklilikleri nedeniyle hemen ev işçisi olarak çalışmaya başladı ve kısa sürede yaşadığı mahalledeki kadın kolektifinde örgütlenmeye başladı.

Capire’e konuşan Rafaela, İspanya’daki ev işçilerinin durumunu ve 2006’dan beri aktif olan Domestic Territory (Territorio Doméstico) Kolektifi’nde kadınların tabandan, yaratıcı feminist örgütlenme stratejilerini anlattı. Son mücadelelere ve kazanımlara bakıldığında -Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 189 Sayılı Sözleşmesi’nin onaylanması gibi- ev işçilerinin sadece kendi hakları için değil, toplumda yapısal değişim için de mücadele ettiğinin altını çiziyor Rafaela. Ev işçileri ülkedeki feminist hareketin bir parçası olarak; yaptıkları işin tanınması, saygı görmesi ve yeniden düzenlenmesi amacıyla bakım emeği ekseninde ittifaklar kuruyor.

“Örgütlendiğimizde, kazanmaya başladığımızı biliyoruz.”

Rafaela Pimentel
Rafaela Pimentel

İspanya devletinde ev işçileri kimlerdir? Ve ülkedeki durumları nedir?

Biz çoğunlukla farklı Latin Amerika ve Karayip ülkelerinden ve aynı zamanda İspanya’dan gelen ev işçileriyiz. Özel bir yönetmelik altındayız, çalışmak için mücadele ediyoruz, hiçbir hakka sahip olmadan… 2011’de elde ettiğimiz az şey var. Zor, tamamen suiistimal edilen bir durum. İspanya’da çoğumuz, bakım sistemini neredeyse kendi hayatlarımız pahasına destekliyoruz. Çoğumuz sözleşmesiz; sosyal güvenlik primi, iş kazası sigortası olmadan çalışıyoruz. 60-70 yaş üstü pek çok kadın hiçbir hakkı olmadan çalışıyor.

Yatılı ev işçileri ise en çok acı çekenler. 7/24 dinlenmeden çalışırlar; maaş almıyorlar, sahip olmaları gereken haklara sahip değiller. Birçok işveren, pek çok yatılı işçinin belgesiz olduğu gerçeğine güveniyor. Birçok işçi buraya ilk geldiğinde sahip olduğu hakları bilmiyor. Farkında değiller. Ve birçoğu bu hakları biliyor olsa da, bunlara uymayan ve çoğumuzun çalışabileceği tek işin bu olduğu gerçeğinden yararlanan işverenler var, çünkü bizi kısıtlayan bir göç yasası var. İspanya’da yasal belgelere hak kazanmak için üç yıl beklemeniz gerekiyor. İnsanlar bizim kırılganlığımızdan faydalanıyor. Bu işi yapmak zorundayız, çünkü çoğumuz hem İspanya’da hem de geldiğimiz yerde ailelerimizin geçimini sağlamak zorundayız.

İspanya’da 700 binden fazla ev işçisi var, bunların 415 bini sosyal güvenlik sistemine kayıtlı ve belgelenenler de onlar. Belgeli olup da sosyal güvenlik kaydı olmayanlar da var. Bunlar, kamuya açık olduğu için bildiğimiz resmi sayılar. Çalışan ancak bu sayılara dahil olmayan 200 binden fazla belgesiz ev işçisi olduğunu da biliyoruz.

İspanya’da ev işçilerinin, özellikle yatılı işçilerin durumunun, 21. yüzyıldaki kölelik olduğunu söylüyoruz. Ancak uzun yıllar boyunca örgütlendik ve 50’den fazla kolektifle çalışmalara katıldık. Ev işçilerinin durumunu konuşurken buna özellikle dikkat çekmek istiyoruz; çünkü İspanya’da ve diğer ülkelerde esas olanın, örgütlü ev işçilerinin gücü olduğuna inanıyoruz.

Ev işçilerini örgütlemek için Domestic Territory ile ilgili stratejilerinizi duymak istiyoruz. Kuruluşun ilkeleri ve pratikleri hakkında bilgi verir misiniz? Karşılaştığınız zorluklar neler?

Domestic Territory, herkesin kendi bilgisini paylaştığı toplantıların düzenlendiği katılımcı bir metodolojiye sahip. Toplantı organizasyonunu, gruptaki her kişinin hızına saygı duyarak aramızda paylaşırız. Stratejik olarak kullandığımız bazı araçlar oluşturduk. Öncelikle tiyatro ile başlıyoruz.

Yaşadığımız durum ve işimiz hakkında konuşmak gerçekten zordu. Bunu yapabileceğimizi anlamamızın en iyi yolu oyunculuktu. Hikâyeyi bir arkadaşımıza anlatacağımız bazı sahneler oynardık – ki bu gerçekte bizim hikâyemizdi ama ‘üçüncü şahıs’ bakış açısıyla anlatırdık. Yaşadıklarımızın çoğunu oradan çıkarabildik. Tiyatro aracılığıyla konuşmaya, bedenlerimizi ortaya koymaya başladık.

Diğer bir araç ise müzik. Şarkılar yazdık ve geleneksel şarkıların sözlerini kendi sözlerimize uyarlayarak bunların yeni versiyonlarını oluşturduk. 2018 yılında, Domestic Territory albümünü yaptık. Bizi destekleyen bir koro ile on şarkı ürettik ve biz -toplam dokuz ev işçisi -bu şarkıları seslendirmek için kendi sesimizi kullandık. Bu albüm toplantılara katılmamıza, kendimizi canlandırmamıza, paylaşımımıza, dans etmemize, kutlamamıza yardımcı oluyor. Sınırlar, feminizm veya bakım/ev işleri ile ilgili atölyeler düzenlerken bu konuları anlatan şarkılar kullanıyoruz.

İnşa ettiğimiz başka bir araca “podyum” diyoruz. Mankenlerin üzerinde yürüdüğü gibi bir podyum. Ev işçilerinin, kadınların hayatlarını gösteriyoruz. Karakterler oluşturuyoruz ve sonra onları caddede gezdiriyoruz. Hem sokaklarda hem de iç mekânlarda kullanılabilen bir araç bu. Giyiniyoruz, peruk ve gözlük takıyoruz, kostümler giyiyoruz. Bunu ayrıca, özellikle İspanya’da belgesizlere yönelik polis tacizi ve baskınlarından kendimizi koruyabilmek için yaptık. Podyum, pek çok ev işçisinin sokakta kendini ifade etmesine olanak sağlayan alternatiflerden biriydi, çünkü kostümler giyerdik ve kimse kim olduğumuzu bilemezdi.

Bu aracın iki amacı vardı: Ev işçilerinin, bakım çalışanlarının ve gerçekte biz kadınların durumunu ortaya çıkarmak ve ayrıca, pek çok kız kardeşin işyerlerinde tanınmadan sokağa çıkmalarını sağlamak ve bu nedenle oluşan korkularını yatıştırmak.

Sınırı geçtiğimizde göçmenlerin durumu hakkında konuştuğumuz sekiz bölümden oluşan bir radyoroman (radyo draması) ürettik. Adı, “Onlar Silah İstiyor ve Biz İnsanlar Olarak Geldik (Querían brazos y llegamos personas)”. Kolektife yeni katılan kız kardeşler de dahil olmak üzere birçok kız kardeş bu çalışmaya katıldı. Bu araç, aynı zamanda onların toplantılara katılma ve durumları hakkında konuşma korkularının üstesinden gelmelerini de sağladı.

Birçok ülkede ev işçileri, onlara haklarını etkin bir şekilde sağlayan iş yasalarına sahip olmak için ortak mücadele yürütüyor. 189 sayılı ILO Sözleşmesi’ni daha yeni onaylama kararı alan İspanya devletinin bu anlamda bakış açısı nasıl?

İspanyol hükümeti, 189 sayılı ILO Sözleşmesi’ni onaylama kararı almak zorunda kaldı, çünkü diğer ülkeler bunu zaten onaylamıştı. 2013 yılında İtalya’da bir konferansta İspanya devletinin bunu onaylamayacağını anladık ve sözleşmenin onaylanması için daha aktif bir mücadele vermeye başladık.

Geçen yıl, feminist hareketle birlikte tüm ev işçileri kolektifleri bir araya geldi. ILO 189 için feminist toplantılar düzenlemeye başladık. Devasa bir mücadeleydi, çok etkiliydi ve biz kazandık. Bu yıl 9 Haziran’da 189 sayılı ILO Sözleşmesi’nin İspanya devleti tarafından oybirliğiyle onaylanması kararı alındı. Kazandık diyoruz ama mücadeleye devam ediyoruz, çünkü bu sözleşmenin eksikleri var ve sözleşmenin uygulanması için yapılması gerekenler de var.

Bu nedenle, 9 Haziran’dan hemen sonra, diğer tüm işçiler gibi bizim de sahip olmamız gereken hakları belirleyen bir kraliyet kararnamesi[1] talep etmeye başladık. İspanya’daki siyasi dönem sona ermeden önce kraliyet kararnamesinin çıkarılacağından emin olmak için ilgili bakanlıklarla görüşme talep etmeye başladık. 11 teklif sunduk. Tüm tekliflerin oraya gitmeyeceğini biliyoruz; ancak ev işçileri olarak ana teklifleri onlardan alabilirsek durumumuz büyük ölçüde iyileşir. Ve bu konuda çok netiz: 11 öneriyi ortaya çıkarmayı başardık ve dört kazanım elde ettiğimiz ve mücadelemize devam ettiğimiz 2011 yılında olduğu gibi ilerlemeye devam edeceğiz.

“Bugün biz, ev işçileri, İspanya’da verilen en güçlü mücadelelerden birini yaratacak şekilde örgütlendik. Şu anda Avrupa’da yaşanan mücadeleler için bir referans noktasıyız.”

Ev işçisi örgütlerinin ülkedeki feminist hareketle ilişkisi ve bağı nasıl?

Ev işçileri olarak biz, elimizden geleni yapsak da bu mücadeleyi kendi başımıza yürütemeyeceğimize inanıyoruz. Ayrıca bunu kendi başımıza yapmamıza gerek yok; çünkü bu mücadele tüm kadınlarla, tüm insanlarla ilgili. Bu nedenle temel olarak ittifaklara bağlıyız. Başından beri İspanyol kadınlarla, ev işçisi olmayan kadınlarla; anneler, anneanneler, teyzelerle, hatta geçmişte kendileri ev işçisi olan kadınlarla tanıştık.

Kolektifimiz başından beri İspanya’daki feminist hareketle temel bir ittifak kurdu. Çoğumuz zaten feministtik. 2017 ve 2018’de, ev işçilerinin mücadelesinin feminist hareketle birlikte temel teşkil ettiği son iki feminist grevde yer aldık. Feminist hareketin siyasi gündemine 189 sayılı ILO Sözleşmesi’ni sokabildik ve birçoğumuzu ilgilendiren bakım ve ev işleri ile göçmenlik konularını da bunun üzerine koyabildik. Bu, feminist hareket içinde ev işçilerinin mücadelesini kabul etmenin bir yolu oldu. Bunlar, tüm tarafların katılımıyla birlikte inşa edilmesi, eylemlerin birlikte yürütülmesi gereken ilişkiler.

“Biz sadece ev işçilerinin işçi hakları için mücadele etmiyoruz, bakımın toplumsal olarak yeniden örgütlenmesini istiyoruz. Toplum temelli bir bakım sistemi istiyoruz. Bu sistemin, yoksul ve göçmen ev işçileri, özellikle de hane içinde ücretli veya ücretsiz bakım işlerini yapan kadınlar tarafından desteklenmesini istemiyoruz.”

Bakım işleri artık sadece kadınların sorumluluğunu aldığı bir şey değil. Bunun, yaşamı sürdürürken ve yönetirken kadınların bakım işleri veya görünmeyen işleri üstlenmesi gerektiği fikrini her zaman telkin eden patriyarkaya da bir darbe olacağına inanıyoruz. Feminist politikayı göz önünde bulundurduğumuzda, ev işçileri olarak mücadelemiz esas, mücadelelerinin etkili ve örnek olması için bir araya gelen iki iplik gibi bu.

Ev işleri/bakım örgütlenmesi ve politikası hangi bakış açısı ve değişim perspektifiyle toplumsal hareketlere ve sendikalara katkıda bulunuyor?

Yalnızca işçi haklarının değil, aynı zamanda bakımın yeniden yapılandırılmasının peşindeyiz. Bu, tüm toplumsal mücadeleler için büyük bir katkı oldu. Şu anda örneğin 189 sayılı ILO Sözleşmesi’nin onaylanmasını sağlayarak, toplum genelindeki sosyal örgütler ve feminist hareketler, mücadelemizin esas olduğunu gördüler. Pek çok örgüt ve mücadele için kararlılığımızı, katılımımızı ve sadece haklarımızın değil, aynı zamanda iyileştirmelerin, saygının ve yaptığımız işin kabulünün peşinde olduğumuzu gördükleri bir öğrenme süreci oldu. Bunu, ev işçiliğinin -olması gerektiği gibi- haklara ve saygınlığa sahip olması için çalışan ve mücadele eden birçok kadına borçluyuz. Bunu bu büyükannelere; hayatı sürdüren, yöneten ve tanınmayan tüm bu kadınlara borçluyuz.

“Ev işçilerinin mücadelesinin toplumsal hareketlere ve sendikalara katkısı esastır. Çünkü tüm bu hareketler başlı başına ev işçileriyle ilgilidir. Barınma, düzgün halk sağlığı hizmetleri için mücadele ediyoruz. İnsanların suçlu sayıldığı, terk edildiği ve nihayetinde ölüme mahkûm edildiği sınırları değiştirmek için mücadele ediyoruz.”

Ev işçileri olarak tüm bu sınırları, bizi saran tüm bu mücadeleleri aşıyoruz. Bunu birlikte, örgütlü şekilde, kendimizi destekleyerek yapmaya devam edeceğiz. Dediğimiz gibi, önce birbirimize destek oluyoruz, sonra örgütleniyoruz. Örgütlendiğimizde, kadınlar olarak kendi başımıza bakımını sürdürmediğimiz bir toplum ve dünya inşa etmeye başladığımızı biliyoruz; saygı duyulduğumuz ve herkes gibi haklara sahip olduğumuz bir dünya…

[1] İspanya’da bir kraliyet kararnamesi, yürütme organı tarafından Anayasa’da belirlenen yetkilere dayanan yasal bir düzenleyici normdur (Kaynak: Wikipedia).

*Portekizceden Aline Scátola tarafından çevrilmiştir.

* https://capiremov.org/en/interview/rafaela-pimentel-domestic-workers-are-engaged-in-one-of-the-most-powerful-struggles-waged-in-spain/

İspanya’da ev işçileri, diğer işçilerle eşit haklara kavuşuyor

İspanya’da 370 binden fazla ev işçisi, çalışma ve sosyal güvenlik haklarını diğer çalışan işçilerle uyumlu hale getiren yeni bir yasal düzenlemeden yararlanacak. İspanya Çalışma ve Sosyal Ekonomi Bakanı Yolanda Díaz’a göre, düzenleme 1 Ekim 2022’de yürürlüğe girecek ve sektörün yüzde 95’ini oluşturdukları için kadınlar üzerinde büyük bir etkisi olacak. Sendikalar ve ev işçilerinin örgütleri, on yıllardır bu kararnamenin kabul edilmesini talep ediyor. Kararnamenin getirdiği değişiklikler arasında, Ücret Garanti Fonu kullanılarak işverenin iflası durumunda işçiye işsizlik yardımı verilmesi yer alıyor. Kararname aynı zamanda ev işçilerinin, -diğer işçilerle eşdeğer- sağlık ve güvenlik hakkını güvence altına alıyor. Yeni düzenleme ayrıca, bu işçilerin haklı bir neden olmaksızın işten çıkarılmasını ortadan kaldırıyor ve toplumsal cinsiyete dayalı meslek hastalıklarını inceleme taahhüdünü devreye sokuyor.

Paylaş:

Benzer İçerikler

Gösterilecek içerik bulunamadı!
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!