‘Sağlıkta kâr mantığı büyük problem’

Almanya’nın Kuzey RenVestfalya eyaletinde altı üniversite hastanesinde bakım çalışanları grevdeydi. 77 gün süren grevden sonra grevciler ve işverenler, çalışanların iş yükünün azaltılması, personel yetersizliğinin giderilmesi konusunda anlaştı. İşçiler kazanımlarını toplu sözleşme ile garanti altına aldı.
Paylaş:

Çeviri: Necla Akgökçe

Grevi örgütleyen Notruf NRW Hareketi’nden (Kuzey Ren Vestfalya Acil) hemşire Lena Matthiessen ile Alman Sendikalar Birliği’nin (DGB) internet editörü Mischa Steinwachs konuştu.

Kuzey Ren-Vestfalya’daki bakım emeği grevinde, iş yükünün azaltılacağına dair bir toplu sözleşme imzalandı. Böylece greviniz sona erdi. Şimdi ne değişecek?

Ana talebimizi kabul ettirdik, artık bir rahatlama var. Bu, somut olarak servislerde asgari personel sayısı ve iş yükü arasında bir denge kurulmasının toplu sözleşmede şart koşulduğu anlamına geliyor. Umudumuz, toplu sözleşmenin servislerdeki karmaşanın önüne geçerek her alanda kalıcı bir personel artışına yol açması, bu şekilde aşırı yükün azaltılması ve hasta memnuniyetinin artırılmasıdır. Bunun da sağlık hizmetinin kalitesini artıracağını umuyoruz; çünkü işi öğrendiğimiz şekilde, kuralına uygun olarak yapmak için artık daha fazla zamanımız olacak.

Lena Matthiessen

Altı üniversite kliniğinin tüm hastane servislerinden yaklaşık 700 çalışanla iş bıraktınız. Nedenleriniz nelerdi?

Almanya’da çok övündüğümüz bir sağlık sistemimiz var ama hastanedeki çalışma koşulları hiç de iyi değil ve bu konuda ufukta bir gelişme de görünmüyor. Biz çalışanlar, artık siyasetçilerin bir şeyleri değiştirmesini bekleyemeyeceğimiz bir noktaya geldik. Buna ek olarak, hemşire sıkıntısı olduğunda hastanelerdeki pek çok farklı meslek de görünmez hale geliyor. Bu yüzden hep birlikte greve gittik.

Hastaneleri biz ayakta tutuyoruz

Notruf NRW kimlerden oluşuyor, grev nasıl yürütüldü?

Altı üniversite hastanesinden farklı servislerde çalışanlar Notruf NRW’de güçlerini birleştirdi. Ameliyathanelerden, acil servislerden ve muayene laboratuvarlarından hemşireler hep birlikte greve gitti. Ayrıca, aramızda tıbbi-teknik yardım, fizyoterapi, gıda temini ve ulaşım hizmetlerinden çalışanlar da vardı. Esasında biz hastaneleri ayakta tutanlarız.

Greve gitmeden önce acil servisler için pazarlık ve anlaşma yaptık.  Bu, grevde olmamıza rağmen acil servislerdeki hasta bakımını sürdürmemiz anlamına geliyor. Merkezi eylem günleri için düzenli olarak seferber olduk ve eyaletteki tüm grevcilerle tek bir yerde gösteri yaptık.

Notruf NRW, yalnızca Kuzey Ren Vestfalya’daki hastanelerde 20 bin uzman eksikliği olduğunu söylüyor. Pek çok insan da mesleği bırakıyor. Neden?

Çok fazla koşturmamız gerektiği için fiziksel olarak ciddi bir baskı altındayız. Bu duygusal olarak da bizi işimizden uzaklaştırıyor. Bizim hasta ve ölmekte olan insanlarla çalışmamız gerekiyor, duygusal yükümüz de ağır. Evet, mesleği biz seçtik. Ancak bu sistemde bu koşuşturmada bilgi ve deneyimlerimizi aktarma olasılığımız da yok.

Pek çoğumuz bu fiziksel ve duygusal yükü taşıyamadığı ve artık işlerinin hakkını veremediğini düşündüğünden işi bıraktı, bırakıyor.  Politik olarak kurgulanmış bir kaçıştan bahsediyoruz. Çalışma koşulları daha iyi olsaydı, birçoğumuz geri dönerdi. Öğrendiğimiz mesleği icra etmek istiyoruz ve sadece mesai saatleri içinde tüm işleri yapabilmek için hastalara yardımdan tasarruf etmek zorunda değiliz.

Temmuz ayının başında, isimsiz tanıklıklardan hareketle derlediğiniz “Hastanelerin Kara Kitabı” adlı kitabı, Köln’de bir kilisede kamuoyuna sundunuz. Tanıklıklardan bazıları ürkütücüydü.  Stres, hastaların yetersiz bakım hizmeti almasına da yol açıyor mu?

Evet, kesinlikle bu böyle. Önlenebilecek hataların ortaya çıkmasına sebebiyet veriyor. Bu durum hastalar için tehlikeli olabilir ve çok büyük bir problemdir. “Kara Kitap”ı yayımlayarak derdimizi çok net bir şekilde ortaya koyduk. Ayrıca, aşırı yüklenmemiz nedeniyle hastaların zarar gördüğü anları da anlattık. Bizim için de kolay değildi.

“Pek çoğumuz bu fiziksel ve duygusal yükü taşıyamadığı ve artık işlerinin hakkını veremediğini düşündüğünden işi bıraktı, bırakıyor.  Politik olarak kurgulanmış bir kaçıştan bahsediyoruz. Çalışma koşulları daha iyi olsaydı, birçoğumuz geri dönerdi.”

Yatakları paralı hastalar dolduruyor

Sağlık sisteminde yanlış olan ne?

Kâr elde etme mantığı büyük bir sorun. Hastaneler kâr etsin ama bu, sağlık hizmetlerinde belirleyici bir rol oynamamalı. Biz çalışanlar üzerinden tasarruf sağlanıyor. Bundan bakım hizmeti vermeyen çalışanlar da etkileniyor. Başka bir deyişle, doğrudan yatağındaki hastaya bakım vermeyen hastanenin diğer çalışanlarının da zararınadır, bu durum. Personel yetersizliği, işimiz üzerindeki baskıyı artırıyor.

Hastalar da bu kâr mantığından etkileniyor. Örneğin acil servis hastaları, hastanelere genellikle bir kazanç sağlamaz. Bunun yerine, gerçekten ihtiyacı olmayan, ancak hastane için daha fazla para getiren hastalar yatılı olarak kabul edilir. Böylece yataklar dolar.

Korona pandemisi sırasında, bakım emeği alanında çalışan insanlara teşvikler verildi, ikramiyeler ödendi. O zamandan beri ne tür gelişmeler yaşandı?

Ne teşviki, aksine! Hemşirelik üzerindeki yükün hafifletilmesi için asgari personel sınırı yönetmeliği getirildi. Pandemi döneminde yükümüzün en yüksek olduğu dönemlerde işe ara veriliyordu, o kalktı. Söz verilen bakım ikramiyesi de çok etkili olmadı. Bazıları alamadı, bazıları da kısmen aldı.

Ama meselemiz sadece daha fazla ücret ve tanınma değil, aynı zamanda kendi sağlığımızla da ilgili bir konu bu. Bize zarar verecek ve işten ayrılmamıza neden olacak bir biçimde çalışmamalıyız. Korona bunu gösterdi; sadece pandemi sırasında yaklaşık 7 bin hemşire işin ağırlığı nedeniyle mesleği bıraktı. İmzaladığımız toplu sözleşme ile işlerin düzeleceğine dair umudumuz bir nebze arttı.

Notruf NRW’e neden katıldınız?

Her serviste yapılan işlerin dökümünün çıkarılmasını istiyorum. İşine yetişememenin ne kadar kötü olduğunu kendi gözlerimle gördüm. Çalıştığım serviste kadromuz çok iyi ancak bu, sabit bir asgari personel seviyesi olmadan sonsuza kadar böyle gitmez.

Bütün insanlar hastalanabilir, acillik olabilir. Hemşirelerin greviniz neden bu kadar az ilgi gördü?

Bunu kendimize de soruyoruz. Konu rahatsız edici, çünkü insanlar ölüm ve hastalıkla uğraşmak zorundalar. Durum acil olduğu için destek yerine görmezden gelme tercih edilebilir. Bir diğer sorun da grevimizin yanlış damgalanmış olması. Sık sık grevde olduğumuz için hastaları ihmal ettiğimizi söylediler ki, bu doğru değil.

Biz bir hareketiz, ver.di bizi destekliyor

Peki, dayanışma sergileyenler oldu mu?

Özellikle hastalığın kâr konusu yapılmaması gerektiğinin bilincinde olan insanlardan ciddi bir dayanışma geldi. Hasta yakınlarından bile bizimle aynı fikirde olanlar vardı. Medyanın ilgisini çekmek için kendimiz de çok savaştık. Çünkü trenlerde veya havaalanlarında bir grev olduğunda her zaman medyada daha büyük bir tantana kopar. Bizde kimse sesini çıkarmadı, medyanın ilgisini daha sonraları çekmeye başladık.

Peki ya mesleki dayanışma- greve çıkan doktor oldu mu?

Greve katılan doktor olmadı. Ancak Aachen’deki Üniversite Hastanesi’nde sağlık personeli tarafından hazırlanan bir dayanışma bildirisi vardı, özellikle asistan doktorlar bize destek ve cesaret verdiler.

Dayanışma ziyaretleri her zaman olur. Hep beraber greve gitsek bu rüya gibi bir şey olurdu. Ver.di’ye daha çok doktorun üye olması gerekiyor, bu durumda onlar da bizimle birlikte hareket ederlerdi.  Hemşirelerin dertleri ve sıkıntılarıyla ilgili mücadele yürütmek bu harekete de prestij sağlar. Doktorlar olmadan da hastane sistemi çalışmaz. Hemşire ve doktorlar aynı sendika içinde örgütlenseydi, bu her iki tarafın da lehine olurdu.

“Toplu sözleşme 1 Ocak 2023’te yürürlüğe girecek. Ama bu sadece ilk adım. Sağlık sistemini gerçekten değiştirmenin zamanı geldi. Biz eylemlerimize devam edeceğiz.”

Ver.di grev sırasında size nasıl yardımcı oldu?

Kuzey Ren Westfalya Acil Hareketi, ver.di üyeleri tarafından başlatıldı. Bu hemşirelik alanında çok sayıda üyemiz olması ve böylece ver.di gibi büyük ve  farklı sektörlerde örgütlü bir sendikada fark yaratabilmemiz sayesinde mümkün oldu. Biz bir hareketiz ve ver.di bizi destekliyor. Tam zamanlı sendikacılar müzakerelerde bize yardım ediyor. Çünkü onlar bu iş için eğitim aldılar, toplu sözleşme işini biliyorlar. 

Sırada ne var?

Toplu sözleşme 1 Ocak 2023’te yürürlüğe girecek. Ama bu sadece ilk adım. Sağlık sistemini gerçekten değiştirmenin zamanı geldi. Nüfus yaşlanıyor bu nedenle bakıma muhtaç insanların sayısı artıyor. Hastanelerde personel eksikliği iyice dert haline gelebilir. Az personelle idare edemeyiz artık. İmzaladığımız toplu iş sözleşmesiyle bile bunu telafi edemeyebiliriz. Politikacıların harekete geçme zamanı artık. Biz eylemlerimize devam edeceğiz.

Yazının orijinali için: https://www.verdi.de/themen/nachrichten/++co++a1ef63b8-ca17-11ec-94f1-001a4a16012a

Kadın İşçi ‘nin notu: Almanya’daki hemşireler grevi pek çok açıdan çok öğretici, örneğin ücret artırımının değil de iş yükü, personel eksikliği meselesinin bir toplu sözleşmeye girmesi başlı başına önemli. Ama grevin Notruf NRW hareketi- grev komitesi değil- tarafından örgütlenmesi, sendikanın da yardımcı eleman olarak görülmesi, alanda iki tarafın da ortak kazanımlar etrafında birleşmesi yeni tür işbirliklerinin habercisi gibi.

Fotoğraflar: Anne Neier, Thomas Range

Paylaş:

Benzer İçerikler

Pandemiyle birlikte Avrupa’da ortak bir bakım stratejisi oluşturmak için sendikalar ve AB kurumları ortak çalışmaya başladı. Uluslararası Hizmet Sendikası UNI de bu sendikalardan biri. Avrupa Komisyonu’nun hazırladığı bakım stratejisine işçi çıkarlarının dahil edilmesi için UNI, üç AB kurumunun kilit pozisyondaki karar vericileriyle çalışıyor.
Hamburg’da geçen hafta liman işçileri iki günlük uyarı grevi yaptı. Çoğunluğunu erkeklerin oluşturduğu işçiler arasında sendika adına müzakereleri sürdüren, kamuoyuna açıklamalar yapan ise genç bir kadın sendikacı, Maya Schwiegershausen-Güth’dü…
Eşdeğerdeki işler için eşit ücret, ILO’nun 1951’de kabul edilen 100 No’lu sözleşmesiyle kadınlara tanınmış olan bir hak. Sözleşmenin kabulü üzerinden 70 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen cinsiyetler arası ücret farkı kalıcı ve küresel bir sorun olmaya devam ediyor. Dünya genelinde hâlâ ortalama yüzde 20 oranında toplumsal cinsiyet açığı var.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!