Yazarın Diğer Yazıları

Ayla Önder
Ayla Önder
onderayla@gmail.com
Cennet, Yörük kökenli bir kadın… Aydın Çine’ye bağlı Topçam köyünde yaşıyor. Bir yandan günlük işlere koştururken diğer yandan kuruyan pınar, kesilen fıstık ağaçları için acı çekiyor. Çok sevdiği köyünü maden talanından kurtarmak için mücadele eden Cennet, çığlığı artık duyulsun istiyor.
Bursa Karacabey’in çiftliklerinden birinde küçük bir kız çalışıyordu. Domates tarlasında fideleri ekiyor, otları temizliyordu. 15 yaşında yitip giden bu kızın dünyası nasıldı? Hayalleri var mıydı? Kezban’ı anlatanlar onun içine kapanık bir yapıya sahip olduğunu söylüyorlar. Karanlıktan korktuğunu… Bir de gezmeyi çok sevdiğini…
Geçen hafta başı, 30 yaşındaki Damla Aydın’ın sokağına bir sürü adam doluştuğunda saat öğleni geçmişti. Bir karanlık el gelip, su saatini söktü. Bir diğeri elektriğin kablolarıyla oynayıp, evi karanlıkta bıraktı! Artık 3 küçük çocuğa yemek yapacak tek bir bardak su dahi yoktu evde. Bu genç kadına “dönüşüm”ün hediyesi, susuzluk ve karanlık olmuştu.
“Başıma gelenlere ağlamam hiç. Başkalarının acılarına gözyaşı dökerim. Hayat denen büyük öğretmene baktığımda görüntüm farklı… Aslında hayatın göğsüne her şeye ve herkese ‘rağmen’ kendini var etmiş bir kız çocuğu resmi çizerim! Biraz üzgün gibi… Çok kahkahalı.”
Bir tas çorba, bir parça ekmek ve ev kirası ödeyebilmek için başka şehirlerin yolunu tutuyorlar. Bazen dört ay bazen de daha fazla süre ile evlerini terk edip, soğuk depolarda 10 saatten fazla çalışıyorlar. Sigorta yok, güvence yok. 42 yaşındaki Hatice Uslu da onlardan biri iki kızı ve eşi de aynı işi yapıyor.
“Genel olarak masallarda, kadın ve erkeğin, toplumsal cinsiyet rolleriyle uyumlu biçimde konumlandırıldığını görüyoruz. Buna göre; kadınlar daha çok evdedir, bekârsa beyaz atlı prensi ya da şehzadeyi beklemektedir evlenmek için. Pek çok masalda, kadın ev dışında var olabilmek için erkek kılığına girmekte, ancak erkek gibi göründüğünde bir işte çalışabilmektedir.”
Artan yarı zamanlı işler, evden çalışma, sağlıksız iş koşulları ve düşük ücretler, kadınların sendikalarda örgütlenmesinin zaruri olduğunu gösteriyor. Bu hala istenilen düzeyde değil. Değişim şart. 1960’lı yıllarda Kadın Kolu kuran Lastik-İş Sendikası’ndan Ece Göktürk ve yıllarca KESK’te toplumsal cinsiyet çalışmaları yürüten Handan Çağlayan’la son dönem dinamiklerini konuştuk.
Bir süredir, Toplum Yararına Çalışma (TYÇ) adı altında kadınlar bağ, bahçe işlerinde kısa süreli ve güvencesiz çalıştırılıyorlar. Nurcan da toplum yararına çalışan kadınlardan biri sigortasının olması bu çalışmanın özünü değiştirmiyor. Bütün gün ağaç, fidan ve çiçek dikiyorlar, ortak alanları düzenliyorlar. Bizler, düzenledikleri parkların, yeşil alanların tadını çıkartırken onlar geçici işçi olmanın sıkıntısıyla evlerine dönüyor..
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!