Yazarın Diğer Yazıları

Ayşe Özçelik
Ayşe Özçelik
‘Sol Partilerin Kadın Emeği Politikaları’ söyleşi dizimizde bu hafta Yeşiller Partisi Eşsözcüsü Özlem Teke var. Partinin adil geçiş ve adil dönüşüm programına vurgu yapan Teke, kadın emeğine dair pek çok sorunun iş tercihinden kaynaklandığını, bu tercihin değişmesi gerektiğini söylüyor.
“Ev nedir senin için?” diye soruyorum Leyla’ya. “Ev, içine girdiğinde bütün gardını indirebildiğin, kendin olabildiğin, sana ait kokuların olduğu bir yerdir” diye cevap veriyor. “Ama ben gardımı hiç indiremedim.”
Deprem bölgelerinde LGBTİ+’lar, zaten yetersiz olan hizmetlere de erişemedi. İhtiyaçları görmezden gelindi. Barınmak için tenha köşelere, hasar almış evlerine sığındılar. Enkazdan çıkan bir trans kadın, ancak Ankara’ya geldikten sonra tedavi olabildi. Kaos GL’den Yıldız Tar’la depremin ardından LGBTİ+’ların yaşadıklarını konuştuk.
Malatya’da çadır yaşamı ve en temel ihtiyaçlara dahi erişememek, kadınların yükünü epey artırmış durumda. Çadırlarda temizlik, yemek ve bakım işleri hep kadınların üzerinde. Nefes alamıyorlar. En acil talepleri ise konteyner.
Hatay’da çalışma yürüten Kadın Savunma Ağı’ndan Esma, depremzede kadınların gönüllü olarak kendileriyle birlikte eşya dağıtıp çadırları tek tek dolaştığını anlatıyor. Her gün aralarına yeni bir kadının katıldığını belirten Esma, birbirlerinden güç aldıklarını, yaşamı dayanışmayla yeniden kuracaklarını söylüyor.
Bu bölümde kadın emeğine dair eski ve güncel çalışmaları tanıtmayı, bir kaynak havuzu oluşturmayı amaçlıyoruz. Bu bağlamda inceleyeceğimiz ilk ismin Ferhunde Özbay olması anlamlı. Onun bıraktığı yerden, onunla birlikte kadın emeğine dair söz üretmeye devam etmemiz, onun çabalarının karşılığını vermenin, onu anmanın en kıymetli yolu.
Feministler olarak, Koç Üniversitesi Hastanesi’nde cinsel tacize ve hak gasplarına karşı sendikalı oldukları için işten atılan işçileri geçen hafta ziyaret ettik: “Direnen Koç işçilerinin yanındayız! Tacizci müdürün işten çıkarılmasının hep birlikte takipçisi olmakla beraber tüm talepler yerine getirilinceye kadar bu direnişin sesini birlikte yükselteceğiz.”
Olsen, Mansfield, Ernaux, Baran… Yaşamları boyunca yazdıklarına güvenmediler, tatmin olmadılar; yazmaktan korktukları, kaçmaya çalıştıkları anlar oldu belki. Ancak içlerindeki yazıları saçabildiler. Onları zorlayan kelimelerin haykırışlarına kulak verebildiler. Durup biz de kulak verelim: İçimizde hangi yazıyı/hikâyeyi taşıyoruz?
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!