Yazarın Diğer Yazıları

Feryal Saygılıgil
Feryal Saygılıgil
s.feryal@gmail.com
Zuhal, bizi kendimizle yüzleştiren bir film. Hepimiz kendimizden, zaaflarımızdan bir parça bulabiliyoruz; “Hepimiz biraz Zuhal miyiz?” diye düşünüyoruz. Kadınlar olarak ortaklaşabilmenin yollarını sunan, hepimizin benzer dertlerden mustarip olduğumuzu hatırlatan bir film Zuhal.
Gülnur Acar Savran’ın ‘Cinsiyetler Arası Toplumsal İlişkiler ve Kesişimsellik’ adlı yeni derleme kitabı, maddeci feminist tartışmalara yeni bir boyut katıyor. Kitabın yazarları sınıf, cinsiyet ve ırk egemenlikleri arasında hiyerarşi kurmuyor, bu üç egemenlik biçiminin birbiriyle eklemlenmesini “eştözlülük” kavramıyla açıklıyor.
“Tüm zorlukları, kötü şeyleri ve hoşa gitmeyen şeyleri itiraf etmekten korkuyorum. Kendimi açık etmekten korkuyorum. Bana acınmasından. Gücendirmekten. Bana bağırılmasından. Rahatsız edici bir kadın olmaktan. Ve yeterince rahatsızlık vermemekten. Korkuyorum. Ama yine de yapıyorum.”
Reçel yapmak için refüjde turunç toplarken hayatlarını yitirdi; Birsen, Nilüfer ve Özler.  Belki evdekiler reçel yiyebilsin diye belki de bu reçelleri satıp eve katkı yapabilmek için. Görünmeyen emeğin işçileri, görünmeyen bir gece vardiyasında göçüp gittiler. Kadınların emek ve hayatları bu kadar ucuz olmamalı…
İpek Duben’in bütün işlerinin yer aldığı Salt Beyoğlu’nda bulunan “Ten, Beden, Ben” isimli serginin (8 Mayıs’a kadar gezilebilir) benim açımdan en dikkat çekici işi kişisel tarihimle de ilgili olan “Şerife” (1980-1981) serisi oldu. Bir desen ve on bir resimden oluşan seri, Duben’in yerel bir bağlamda göç, “öteki”ne bakış ve toplumsal cinsiyet konularını ele aldığı ilk işi olarak geçiyor.
Raya Dunayevskaya’nın kaleme aldığı, Melda Yaman’ın büyük bir emekle Türkçeye çevirdiği Rosa Luxemburg; Kadınların Kurtuluşu ve Marx’ın Devrim Felsefesi isimli kitap geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Bugün dört bir yandaki grevleri, direnişleri, kadınların isyanını anlamlandırabilmek, Marx’ın sürekli devrim kavramının önemini kavrayabilmek için Dunayevskaya’nın Rosa Luxemburg kitabını okumanın tam zamanı.
Meliha Yıldız sekiz yaşından itibaren sekiz yıl babasının tecavüzüne uğramış bir kadın. Kutsal Tecrit isimli kitabında maruz kaldığı ensesti ve güçlenme hikayesini anlatıyor. Hüzün ve acı dolu olsa da bir o kadar da umut verici kapanmayan yaraları tedavi etmek, acıları sağaltmak için bize çıkış yolunu işaret ediyor.
Kadınlar güvencesiz, sendikasız işlerde asgari ücretle çalışıyor, düzenli iş imkânları giderek daralırken, bel ve vajina fıtıkları gibi kadın meslek hastalıklarıyla uğraşmak zorunda kalıyorlar. Sendikaların rağbet etmediği kadın çalışma alanlarında alternatif örgütlenme biçimlerine ihtiyaç var.  
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!