Yazarın Diğer Yazıları

Fitnat Durmuşoğlu
Fitnat Durmuşoğlu
fitnat.d@hotmail.com
Emma Paterson, son nefesine dek kadın işçilerin hakları için çabaladı. İngiltere’nin ilk kadın sendikalarının kurulmasına öncülük etti, on binlerce kadının örgütlenmesini sağladı, ücret eşitliği için mücadele etti. İngiltere İşçi Sendikaları Kongresi’nin (TUC) ilk iki kadın delegesinden biriydi.
O, Gandhi’nin izinden giden “kibar bir devrimci”ydi. Yoksul, güvencesiz, işçiden bile sayılmayan milyonlarca kadının hayatını değiştirdi. Kurduğu kadın sendikası SEWA ile uzun soluklu, kazanımlarla dolu, Hindistan sınırlarını da aşan bir mücadelenin mimarı oldu. Bu ayın başında yitirdiğimiz Ela Bhatt’ın anısına saygıyla…
Gisela Kessler, posta memuru olarak girdiği iş yaşamını, sendikacı bir kadın olarak sürdürdü. Alman Sendikalar Birliği’nin bölge yönetimine kadar geldi. Kadın işçilerin eşit ücret mücadelesinde en öndeydi. Toplu sözleşmelerde eşit haklar için çaba sarf etti. Son olarak Alman Sol Parti’nin yaşlılık komitesinde çalıştı.
Varlıklı bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi. Mısır’da Fransız lisesini bitirdikten sonra Paris’te felsefe doktorası yaptı. Kadınların erkeklerle eşit haklara kavuşması için iki kez açlık grevine girdi. Nasır döneminde 18 yıl ev hapsi cezasına çarptırıldı. Yılmadı, mücadelesini evden sürdürdü.
Feminist gazeteci ve yazar Lily Braun, Alman kadın hareketini “öyle menekşe gibi durmaktan” kurtarmak için çok çalıştı. “Tedavi edilebilir her hoşnutsuzluğu kadınların yüreklerine ekmek istiyorum, uyuyan vicdanlarını sarsmak istiyorum” diyordu. Çalışan annelerin, ev işçilerinin hakları için mücadele etti; kadınların “evdeki köleliğine” karşı çıktı.
Ukrayna’da doğdu. Londra’da bir süre yaşadıktan sonra Berlin’e taşındı. Anarko-sendikalist harekete bağlı olarak Alman Sendikalist Kadınlar Birliği’nin kuruluşunda bulundu. Birliğin dergisinde yazarlık yaptı. Ev kadınların sömürüsünü, özel alanın politikaya dair olduğunu ilk savunanlardandı. Özgür aşka inandı ve öyle yaşadı…
Paris’te zengin bir ailenin kızı olarak dünyaya gelen Duchêne, isteseydi tüm yaşamını refah içinde, yalnızca hayır işleriyle uğraşarak geçirebilirdi. Ama o, 50 yılı aşkın süre sol, feminist örgütlerin içinde yer aldı; kadın işçilerin emeğinin sömürülmesine, savaşa ve faşizme karşı mücadele etti.
Yasalarla işçilerin, kadın işçilerin şartlarının iyileştirilebileceğine inanıyordu ve Amerika’daki işçilerin yararına olan tüm yasaların hazırlanmasında etkili oldu. Asgari ücret, iş sağlığı iş güvenliği ve işsizlik sigortası ve annelik yardımları onun çalışmalarıyla yasal hak haline geldi. Çalışma bakanlığı da yaptı, üniversite hocalığı da…
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!