Yazarın Diğer Yazıları

Mürüvet Yılmaz
Mürüvet Yılmaz
dramahewi@gmail.com
Diyarbakır Eğitim Sen’den Ezgi Çelik, Öğretmenlik Meslek Kanunu’na karşı verdikleri mücadeleyi ve 2 Kasım grevini değerlendirdi. Çelik, “Bu yasa, kadınlar açısından cam tavan sorununu daha da derinleştirecek. Oluşturulacak hiyerarşi basamakları gittikçe erkekleşecek. Kabul etmiyoruz! Üretimden gelen gücümüzün farkındayız” diyor.
Doç. Dr. Emel Coşkun, “Toplumsal bakım yükünün, en ucuz emeği sunan göçmen kadınlarca güvencesiz koşullarda karşılanması yaygınlaşıyor. Bu durumdan hem aileler hem işverenler hem de devlet yarar sağlıyor” diyor. Coşkun, göçmen ev işçilerinin haklarının korunmasında sendikaların sorumluluğuna da dikkat çekiyor.
Eğitim emekçisi kadınlar, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun daha şimdiden birçok soruna yol açtığını söylüyor. Ev işleri ve çocuk bakımı nedeniyle kasımda yapılacak kariyer sınavına hazırlanmakta zorlanan kadın öğretmenler, aldıkları maaşlarla geçinemediklerini, bu nedenle istemedikleri halde sınava başvurmak zorunda kaldıklarını anlatıyor.
Devlet desteği ile kurulan Salcomp Xiaomi telefon fabrikasında işçi kıyımı sürüyor. Son olarak cuma günü 30 işçi daha işten çıkarıldı. Teşvik paketi işten atma operasyonuna dönüştürülürken; kimsenin işten çıkarılamayacağını, çıkarılırsa greve gidileceğini söyleyen erkek şube başkanı, işçilerin anlatımına göre atılmalar karşısında suskun….
Didim’de verdikleri başarılı sendikal mücadele nedeniyle sürgün edilen Eğitim Sen’li üç kadın, “Bu kez +101 ile yetkiyi alacağız ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önüne davul zurna ile gideceğiz” demişlerdi. Dediklerini yaptılar! Şimdi umudu daha da büyütmek, etkin kadın politikalarını ve regl iznini hayata geçirmek istiyorlar.
Didim’de tam da yetki sürecinde İstanbul Sözleşmesi ve ‘Geçinemiyoruz’ eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle sürgün edilen Eğitim Sen’li üç kadın öğretmen, “İktidar ne yaparsa yapsın kadınları yıldıramaz” diyor. Yandaş sendikadan yetkiyi bu kez farkla alacaklarını, daha fazla örgütleneceklerini, şubeleşeceklerini söylüyorlar
Daha önce hemşirelerle ilgili yaptığı belgesel üzerinden kendisiyle konuşmuştuk. Deniz bu kez köyündeki kimsesizler mezarlığının, orada yatan kadınların, ismi Meryem’ken Peri olan büyük büyük annelerinin izini sürüyor. Doğum ve ölüm tarihi belli olmayan, yaşantıları görünmez kılınan kadınların.
Her gün mektup, kargo göndermek ya da e-devlet şifresi, emekli maaşı, çocuk yardımı almak için gidilen PTT şubelerinde ve dağıtımda çalışmak öyle göründüğü gibi kolay değil. Personel azlığı, tek başına çalışmak, cinsel taciz, kreş yokluğu, sorunları bini bir para…
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!