Skip to main contentSkip to footer

Zafer direnen emekçi kadınların olacak

Özel Okmeydanı Hastanesi direnişçileri adına Sema Arslantürk ve Uğur Balık Temel Conta grevindeki kadın işçilerle dayanışma açıklaması yazdı. Kadınİşçi olarak dayanışma metnini yayınlıyoruz.

Kadın direnirse başarı ve zafer kaçınılmazdır.

‘Korkuyorlar’ duyduk duymadık demeyin, en çok KADINLARDAN, ondan daha çok; KADINLA özdeşleşen, DİRENİŞÇİ, güçlü, iradeli, erdemli, ilkeli, onurlu KADINLARDAN KORKUYORLAR. İnsanlık tarihi boyunca başta erkekler, sonra da erkek zihniyetinin kirli tortu ve pisliklerini yaşayan her türden iktidar/devlet/siyaset/güç-yönetim odaklı tüm sosyal-siyasal-ideolojik-inanç sistemleri hedeflerine sadece ama sadece ‘KADIN’ı alarak ona saldırıp diz çöktürmeye ve biat etmesi için çalıştıklarından, DİRENEN KADINLARDAN KORKUYORLAR.

Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Türkiye’de ‘KADIN’ kendine biçilen misyonun dışına çıkarak başta eğitim olmak üzere çalışma hayatının aktif parçası olduğunda, değiştirme ve yaratma gücünü bir kez daha gösterme/ispatlama durumunu yaşadı. Çalışma hayatına giren kadın, önce başarı sonra da ‘söz hakkı’ konusunda önderlik/liderlik gücünü hem görünür kıldı hem de büyük zaferler elde edebileceğinin ilk adımlarını atmış oldu. Türkiye’nin yakın siyasal/sosyal tarihi ile ilgili hepimiz hafızamızı bir parça yoklarsak eğer, kadın eli değen neredeyse her olayın bir şekilde çözüme kavuştuğunu hatırlarız.

Türkiye’de özel sektör ve kamu alanlarında çalışan kadınların uğradıkları mağduriyet, zulüm ve daha ağır olacaksa eğer, taciz/işkence/ötekileştirme çabaları neredeyse rutin bir hale geldi. Bu durumun en öfke duyulması gereken noktası ise insanların bu yapılanlara ‘alıştırılması’ ve ‘rutin’ gibi gösterilmesine bir şekilde seyirci kalması. Çok cılız seslerin çıkması ve destek açıklamalarının yetersiz olduğu aşikardır. Kadın ‘çalışma’ alanı içine girdiği günden beri pozitif değer katma ve yaratma dışında, alternatif ve farklı bakış açısının temsilcisi olmayı da doğal bir refleks olarak yaşamıştır. Bunu en iyi görenler ise aynı çalışma alanında birlikte yol arkadaşlığı/mesai arkadaşlığı yapanlardır.

Kadınlara atfedilen (8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar/Anneler/Sevgililer) özel günler dışında KADIN toplumun neredeyse hiçbir kesimi tarafından aslında görünmezdir. Sosyal yaşamın bu kadar içinde olup bu kadar görünmez kılınan bir ‘değer bütünü’ bunun karşılığı olarak değişmeden, hatta üzerine koyarak daha güçlü, iradeli, erdemli, ilkeli, onurlu ve net duruş sergilemeye devam etti. Kendine biçilmiş rol ya da misyona itiraz ile başlayan yürüyüş bir KADIN için nefes almak kadar doğaldır ve bunun için özel bir çabaya girmeyecek kadar tarihsel/anatomik güce sahip olduğunu da bilir.

Yakın zaman içinde ülkemizde çalışma alanlarında onlarca hukuksuzluk yaşandı, bunların bir kısmı ‘kadın bedeni’ üzerine yapılan mobing/taciz şeklinde gelişirken, bunların da içinde olduğu bir diğer işkence denebilecek uygulama ’emek sömürüsü’ şeklinde yaşandı/yaşanıyor.

Sermaye/Patron ve güç odaklarının oluşturduğu bu çark karşısında yaşanan haksızlığa baktığımız zaman, en ön saflarda KADINLARI görmemiz aslında bizi hiç şaşırtmıyor. Peki ‘en ön saflarda yer alan KADINLAR’a dışarıdan bakanlar, destek olması gerekenler, yanlarında bulunması gerekenler’ kimler olmalı sorusu tam da bu noktada sorulmalı. Sorulmalı, çünkü; KADIN sahte ve gerçeği çok iyi anlar, yalan ve doğruyu anında hisseder, dürüst/samimi ve riyakarı fark eder.

Aynı KADIN etrafında olan bitenden haberdarken, içinde bulunduğu sıkıntı ve her türlü sorunu yansıtma konusunda son derece ketum olabilir, çünkü emekçi/çalışan ve direnen kadın tepeden tırnağa kadar onur abidesi gibi duruşundan asla ama asla taviz vermez ve bunu zul kabul eder.

Bu durumu hem yaşadığımız hem de tanığı olduğumuz için çok net biliyoruz. Kısa bir süre önce ziyaret ettiğimiz ve 477 gündür direnişlerini sürdüren ‘Temel Conta Kadın Direnişçileri’ ile yaptığımız sohbet, yukarıda yazdıklarımızın kısa bir özetinin ete kemiğe bürünmüş portreleri olarak gördüğümüz canlı muhataplarıdır. Emeklerinin karşılığını almak için direnen kadınlar/emekçiler tam 477 gündür ailelerinden, sevdiklerinden uzak kalmaları dışında her türlü fiziksel/ psikolojik/ ruhsal baskı altında olan insanlardır. Onlar sadece ama sadece emeklerinin gerçek karşılığını almak isteyen güçlü, iradeli, erdemli, ilkeli, onurlu KADINLARDIR.

Burada direnen emekçi kadınların tek bir istekleri var, o da çalıştıkları şirketin emeklerinin karşılığını vermesi. 1974 yılında kurulan bu şirket kendi resmi site ve sayfalarında ‘söz verdikleri/taahüt ettikleri’ büyük büyük beylik laflar eden bir şirket. ‘Anadolu irfanı’ doğrusunu bilenler, ağızdan çıkan sözün/yazıya dökülen taahütün geri adım atılamaz onur vesikası olduğunu da bilir. Bu çerçevede Temel Conta Şirketi sahibi olan Tamer KİP ve Arife Sezerman’a bir soru sormak istiyoruz? Şirket tanıtım sayfasında yazdığınız ve sizi temsil eden; Çalışanlarımıza değer veririz, bu özveri ve bütünlük olmasaydı Temel Conta var olmazdı. Bu nedenle amacımız her zaman onların ihityaçlarına duyarlı olmak ve yardımsever/moral verici bir atmosfer yaratmaktır. İnsan Haklarının Etik Kurallarının ayrılmaz bir parçası olduğumuzu kabul ederek, insanların farklılıklarına değer verir ve ‘hapishane işçiliği, borç ödeme amaçlı işçilik, askeri işçilik, modern kölelik şekilleri gibi zorla çalıştırma uygulamalarının tümünü yasaklarız’ sözleri size ait değil mi? En önemlisi bunu bir vesika olarak şirket tanıtım sayfanızda halen tutmuyormusunuz? Peki bunun gereklerini hangi hakla yerine getirmiyorsunuz? Yoksa bu taahütleriniz biat ettirmeye, diz çöktürmeye, onur ve gururlarıyla oynamaya çalıştığınız emeklerinin karşılığını isteyen çalışanlarınız olunca taahütlerinizi unutuyor ya da yok mu sayıyorsunuz? Sayın Tamer KİP ve Arife SEZERMAN, sizlerinde bildiği gibi onurlu bir insan verdiği sözü tutan insandır, sizlerin de en kısa sürede direnen çalışanlara karşı sözlerinizi tutacağınızı ümit ediyoruz. Tüm bunların cevaplarını vermeniz için orada yaklaşık 16 direnişçi kadın emekçi sizin tek muhatabınızdır.

Eğer sizler Ana muhalefet partisi ve lideri ile yardımcılarıyla yakınlığınıza, ya da il/ilçe yöneticileri, seçilmiş milletvekilleri ile kurduğunuz bireysel ilişkilere, ya da karanlık güç odaklarına güvenerek bu süreci uzatıyorsanız bu yol çıkmaz bir sokaktır. Türkiye’de son 2 yıldır şirket sahipleri olarak takip edip bildiğiniz tüm ’emek direnişi’ başarı ve zaferle sonuçlandı, bu çerçevede sizlerin de bu sağduyuyu en kısa sürede göstereceğinize inanıyoruz.

Yalnız bırakılan kadın emekçiler

Buradan bir çağrı ve destek sözünü başta Temel Conta Direnişçi/Emekçilerine vererek tamamlamak isteriz. ‘Sanmayın ki 477 gündür sizleri yalnız bıraktık, sanmayın ki tüm siyasi partileri, kadın örgüt ve derneklerini sizden bi haber bıraktık, bugün ve bundan sonrası için bu ülkede kendisine İNSAN diyebilen her mekanizmayı harekete geçireceğiz. Size destek olmak için yanınızda olmayan kim ve hangi kurum olursa olsun teşhir edeceğiz. Siz zafer elde edinceye, ailelerinize, sevdiklerinize ve en önemlisi işlerinize dönmeniz için elimizden gelen ne varsa yapacak ve yanınızda olacağız. Zafer coşkusu ve halayını sizlerle birlikte, çadırınızın önünde zılgıtlarımızla kutlayacağız’

 

Yazarın Diğer Yazıları

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar