Articles by Gülay Fırat

Dikiş makinesi başında 25 yıl!

Terzi Nergis Kural hayatının 25 yılını dikiş makinesi başında geçirmiş… İstanbul gibi bir metropolde hem çocuk büyüten hem de aralıksız çalışan Kural emekli olduktan sonra işin inceliklerini, meraklılarına öğretebilmek istiyor.


Döner ustası Sema Koçal: Özgüveni yüksek kadını kimse yıkamaz!

Sema Koçal’ı döner keserken görenler şaşırıyor. Kimi “Maşallah” diyor kimi “Zor değil mi?” diye soruyor. O ise hayret edilecek bir iş yapmadığını belirterek, “Dünyanın yarısını kadınlar oluşturur, kalanını da kadınlar yetiştirir. Özgüveni yüksek kadını kimse yıkamaz” diyor. Döner ustası Koçal’ın gelecek planları arasında aşçısından personeline sadece kadınlardan oluşan bir restoran açmak yer alıyor…


Doğum fotoğrafçılarına komisyon darbesi

Bir insanın dünyaya geldiği ilk anlara şahitlik ederek, o çok özel anı fotoğraflayıp ölümsüzleştiren doğum fotoğrafçısı Aynur Akçay, işini severek yapıyor. Ancak pandemi, hastanelerde mesai harcayan pek çok sağlık çalışanı gibi doğum fotoğrafçılarını da olumsuz etkilemiş. Akçay, “Aşı ve PCR testi yaptırmamıza rağmen her hastaneye giremiyoruz. Bazı hastaneler komisyon anlaşması yapmayan fotoğrafçıyı hastaneye almıyor” diyor



Şal örmeyi bırakıp resim sanatına yöneldim

İlkokul mezunu Fatma Kırdar 28 yaşında başladığı resim sanatından bir an için bile kopmayarak Türkiye’nin dört bir köşesinde resim sergileri açtı. Geçtiğimiz hafta 18. kişisel resim sergisi “Anadolu Annesinin Hikâyesi Resim Sergisi”ni açarak sanatseverle buluşan ressam Kırdar’la hayatını ve resimlerini konuştuk…


“Güvencesiz çalışma derin yoksulluğun temelidir”

Pandemi ardından gelen hayat pahalılığı dar gelirliyi sarstı. Kimi zaman yiyecek ekmek bulamayan yoksul kadınların hayat mücadelesine şahitlik eden Derin Yoksulluk Ağı’nın kurucularından Hacer Foggo, “Güvencesiz günlük çalışmak derin yoksulluğun temelidir” diye konuştu.


Göçmen kadınlar güvencesiz çalışıyor!

Kadın olmak zor, göçmen kadın olmak çok daha zor! Sürekli göç alan Türkiye’deki göçmen kadınlara hukuki yardımlarda bulunan Avukat Arzu Aydoğan ile “Türkiye’deki göçmen kadınları” konuştuk…


Dilbent’ten mesaj var: Kadın gruplarını da yanımızda görmek isteriz

Sendikalı olduğu için önce “ücretsiz izne” gönderilen sonra da “Kod 29” ile işten çıkarılan Dilbent Türker’in hak mücadelesi 240 güne yakındır Sinbo fabrikası önünde kurduğu eylem çadırında devam ediyor. İşe iadesi için azimle mücadele eden Dilbent kadın hareketine biraz sitem ediyor ve dayanışma bekliyor.


“Hayatı yaşayamadan geldim bu yaşlara”

İstanbul’da semt pazarlarından birinde karşılaştık Rukiye Hanımla, “Her şey 2,5 TL” yazılı tezgâhın başında sessiz, sakin müşteri bekliyordu. Hayatı sigortasız işlerde çalışarak geçmiş. İlerleyen yaşına rağmen hem pazarcılık yapıyor, hem de merdiven silerek ailesine bakmaya çalışıyor…


‘Kendi kayığımın küreğini çekmem gerektiğini biliyordum’

Sema Eroğlu aile içi şiddetten kaçıp 15 yaşında evlenmiş ama bu kez de koca şiddetine maruz kalmış. Evlere temizliğe gitmiş, yaşlı ve çocuk bakmış, tekstilde çalışmış. İki senedir de bir simit fırınında çalışıyor. Tüm güçlüklere inat, yöresel yemekler pişireceği kendi esnaf lokantasını açmak için artık gün sayıyor…


‘Her şeye tek başıma yetişmek zorundayım’

Elvan 28 yaşında bir stüdyo fotoğrafçısı. Mesleği çekirdekten yetişerek öğrenmiş, işini seviyor.  İki çocuğu var, ev işleri de ondan soruluyor. O da mesai saatleri hiç bitmeyenlerden. Bir gün kendi fotoğraf stüdyosunu açmak isteyen genç kadın,  fabrika işçisi veya memur gibi düzenli ve güvenceli çalışanlara bazen özeniyor.


Tekel işçiliğinden takı tasarımcılığına

On beş yaşından beri yani elli yıldır çalışan Engin Yardımcı’nın gençlik hayali, emekli olduğunda öğlene kadar uyumakmış. Fakat ne hayat ne de çalışmaya alışmış bedeni buna pek müsaade etmemiş! Emekli olduktan sonra da farklı işlerde çalışma hayatına devam etmiş. On yıldan fazla bir süredir yaptığı takıları satarak hem kızlarını okutmuş, hem de evini geçindirebilmiş. Engin Yardımcı’nın birbirinden güzel takılarının ünü ise ülke sınırlarını bile geçmiş…


‘Pompacı arıyorlarmış kabul ettim’

Akaryakıt istasyonunda pompacı olarak çalışan Makbule Kadak’la işini ve yaşamını konuştuk. Bir EYT’li olan Makbule Hanım, erkeklerin yoğun olduğu bu işte hem dışarıdan hem içeriden mobbinge uğradığını ama bunlarla mücadele ederek işini sürdürdüğünü söylüyor. Beş yıl sonra emekli olacak. En büyük hayali ise bir otomobil satın almak.


Çocukların hatırına bekliyorum

Bir benzin istasyonunda tanıştığımız Selma sessiz ve de sakin duruşunun aksine herkesin baş edemeyeceği zorlu bir hayatın içinde var olma savaşı veriyor.  Bir yandan ekmeğinin peşinde haftanın altı günü çalışırken diğer yandan da koca şiddeti ile boğuşmak zorunda. Şu sıralarda bir de çocuklarının hastalığı ile de uğraşıyor.


Kuyumcu atölyelerinde kadın göremezsiniz

Meslek lisesinde ve ön lisans eğitiminde kuyumculuk üzerine öğrenim gören Ayla Er yedi senedir tezgâhtar olarak çalışıyor. Er, erkek egemen sektörün çalışma yaşamında özellikle kadınların önünü kestiğini düşünüyor


Şans dağıtan emekçinin pandemiyle imtihanı

Hayatı boyunca çalışarak ekmeğini kazanan Ayfer Demir aslında 16 yıl önce emekli oldu. Fakat zorlu hayat şartları ve üstlendiği sorumluluklar nedeniyle emeklikten sonra da çalışmaya devam etti. İstanbul Kartal’daki şans oyunları bayiinde çalışan hem şansını zorlamak isteyenlerin hem de ayaküstü karnını doyurmak isteyenlerin Ayfer Ablası, şu günlerde pandemi yüzünden bozulan işlerden şikâyetçi…


‘Daha çok bir araya gelmeliyiz’

Hayatının 35 yılını sağlık hizmetlerine adayan Ayşe Neşe Kaynar, laboratuvar çalışanı olarak başladığı hastanede müdürlüğe kadar yükseldi. Gece nöbetleri ve çocuk bakımı arasında sıkışıp istifa etmeyi düşündüğünde annesi  “Ben seni boşuna okutmadım” diyerek onu caydırdı ve çocuk bakımını üzerine aldı. Kadın dayanışması sayesinde yaşamının seyri değişen Kaynar, daha fazla bir araya gelmemiz gerektiğini söylüyor.



Sigortasız çalışan mevsimlik tarım işçilerine 5 TL yemek parası!

Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesinde mevsimlik tarım işçisi kadınlar, şu günlerde bağda bahçede harıl harıl çalışıyorlar. Yazın gelmesiyle başlayan iş temposunun ekim ayına dek devam edeceğini söylüyorlar. Güneşin altında günde 10 saat sigortasız çalışıp 85 lira ücret alan kadın işçilere, yemek parası olarak da yalnızca 5 lira ödeniyor


SES’ten iyi haber: Hak iadesinde beklenen ‘söz’ alındı

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi sağlık çalışanlarının günlerdir hastane çıkışı yaptıkları “hak iadesi” eylemleri sonuç verdi. Beklenen söz nihayet alındı. SES İzmir Şube yöneticisi Hülya Baran Ulaşoğlu, “Hastane yönetimi yapılan uygulamanın haksızlık olduğunu kabul etti, bu haksızlığı çözeceklerinin de sözünü verdi” diye konuştu


Pin It on Pinterest