Yazarın Diğer Yazıları

Nuran Gülenç
Nuran Gülenç
nurangulenc@gmail.com
Ataerkil düzenin ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kadınların yaşamında somut ölçülebilir etkilerinin ötesinde sonuçları var. Özelikle kamusal alanda mekân kullanım eğilimlerinin, paylaştıkları sosyal alanların, kadınların eylem ve etkinliklerinde yönlendikleri/ yönlendirildikleri alanların patriarkal ilişkiler ve cinsiyetçi roller üzerinden şekillendiği görülüyor.
DİSK geçtiğimiz günlerde tüm yayınlarını online olarak erişime açtı. Emek tarihi meraklılarını sevindirdi. Artık 1967 yılında kurulan 12 Eylül darbesi ile 12 yıl sendikal faaliyetten men edilen ve tekrar 1992 yılında hakkında açılmış davalardan beraat ettikten sonra faaliyete başlayan DİSK’in yayınlarına erişmek mümkün. Engin bir kaynak önümüze açılmış oldu.
Ayşe’nin hikâyesi de tıpkı o dönemde yaşamış, mücadele etmiş diğer kadınların hikâyelerindeki gibi ayrımcılığın, haksızlığa uğramanın, terk edilmişliğe, yalnızlığa rağmen dimdik ayakta durmanın hikâyesi. 60’ını aştığı şu günler, düşlediği hayattan oldukça farklı fakat sevdikleriyle mutlu, geçmişine dönüp bakmak için hatırlamak ve anılarıyla yüzleşmek için doğru bir zamanda… 
Gencecik bir kadın üç yaşında bir çocuğu var. Yurtiçi Kargo’da bölge müdürünün tacizine uğradığını sosyal medya hesaplarından duyduk.  Peşini bırakmadığı için onu işten attılar. Olay yargıda.  Haklı mücadelesinde arkadaşımızın yanındayız.
Birleşik Metal-İş Sendikası’na üye kadın işçiler İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının ardından, işyerlerinde yaptıkları eylem ve etkinliklerle kararı protesto ettiler. Merkez ve şube binalarına asılan “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” yazılı dev pankartlarla, sendika yönetimi de sözleşmeye sahip çıkarak, protesto eylemlerine destek verdi.
Hükümetin ekonomi reform paketinden cilalanmış sözlerin ötesinde bir şey çıkmadı. Ne istihdamı arttıracak, salgının yükünü hafifletecek, ne de kadınların emeğini gören politikalar önümüze getirildi.
Birleşik Metal-İş Sendikası kadın çalışmalarında kullandığı doğru yöntemler, feminist hareketle bağlantısı ile öne çıkan bir sendika. Bu yıl 8 Mart’ı özüne uygun bir biçimde kutlayan sendika olması ise tesadüfi değil. 8 Mart etkinlikleri ve ardındaki emeği arkadaşımız Nuran anlatıyor.
Gülçiçek Dere fizik mühendisi, nükleer fizik alanında yüksek lisans yaptı. Şu anda biyoteknoloji doktorası yapıyor. Koronaya yakalandı, hastalığın etkileri devam ederken ciddi bir mobbing sürecinin ardından İstinye Üniversitesi’nden Kod29’la işten atıldı. Uğradığı haksızlığa karşı yasal mücadelesini sürdürüyor.
İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanının çerçevesi, içeriği erkek işçi üzerinden tanımlandı hep. Bu alanın kadın işçi sağlığı ve toplumsal cinsiyet rollerini hesaba katan bir noktadan yeniden düzenlenmesine ihtiyaç var. En önemli görev ise sendikalara düşüyor.
Sendikaların hem erkek egemen sektörlerde hem de sendikalarda toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için harekete geçmeleri ve bunu bir sendikal konu olarak ele almaları önemli. Eşitsizlikle ancak böyle mücadele edilir.
“Üreten biziz yöneten de biz olacağız, sloganının hayat bulduğu yerdi Tariş. Kadın işçiler direnişin içindeydi, aktifti. Ama tarihte pek çok kadın direniş ve grevinin görmezden gelindiğini biliyoruz. Tarihi erkekler yazdığı sürece de kadınları görmezden geleceklerini öngörebiliriz.”
Neriman Hikmet, Cumhuriyet döneminin ilk kadın şair, edebiyatçı ve gazetecilerindendi. Ölünceye kadar yakın dostu olan Suat Derviş ile birlikte sosyalist mücadelenin içinde yer aldı. Sendikacılık da yapan Hikmet, Devrimci Kadınlar Birliği’nin kurucu üyelerindendi.
“Her Yer Seri Direniş-Ereğli İşçi Hikâyeleri” geçtiğimiz yılın işçi sınıfı açısından en önemli kitaplarından biriydi. Can Kartoğlu’nun kaleme aldığı ve Korona’dan yitirdiğimiz Devrimci Yapı- Sen temsilcisi Hasan Oğuz’a adanan eser, 1960’lı yıllarda 1970’li yılların başında Zonguldak’ta Ereğli Kömür İşletmesi’nde mücadele eden sendikacı ve işçilerin hikayelerini anlatıyor.
Melek yemek dağıtımı yapan bir firmada, bulaşıkçı olarak çalışıyor. Pandemi döneminde, çalışma ve yaşama koşulları iyice ağırlaştı. Virüsten kendisi için değil çocuklarına bulaştıracağı için korkuyor ama en büyük korkusu işsiz kalma.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!