Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, 28 Ocak Çarşamba günü Suruç’ta kadınlarla buluştu. Kadınlar, Rojava’da ve Türkiye’de barışın birbirine bağlı olduğunu vurguladılar. İnisiyatif, Suruç ziyaretinin ardından Cuma günü saat 12.00’de Kadıköy Evlendirme Dairesi önünde yaptığı eylemde ise IŞİD hapishanelerinin boşaltıldığı, kadınlara tahammül edemeyen HTŞ çetelerinin fiilen ve siyasal olarak desteklendiğini belirtti.

Açıklamada sınırın hemen ötesinde kadınların varlığına tahammül edemeyen cihatçı yapıların büyütüldüğü, IŞİD hapishanelerinin boşaltıldığı, Türkiye devletinin ise HTŞ çetelerini fiilen ve siyasal olarak meşru gördüğü ifade edildi. Kadınlar, HTŞ’nin bir kadın direnişçiyi çatıdan atarak katlettiğini, kaçırdığı kadınları “ganimet” olarak tanımladığını, ele geçirdiği kentlerde kadınlara kara çarşaf dayattığını ve kafa kesmeyi bir savaş yöntemi olarak sürdürdüğünü hatırlattı. Bu cihatçı saldırıların açıkça haklılaştırıldığı bir düzende, saç örmenin, cihatçılara karşı eşit ve özgür bir yaşamı savunmanın ve kendi kaderini tayin etmek isteyen Kürt halkının yanında durmanın suç sayıldığına dikkat çeken kadınlar, kadınların ve halkların yanında yer alan her türlü dayanışmanın kriminalize edilmesine tepki gösterdi.
Yemek pişiremiyorlar
Suruç’taki eylemde ise ilçenin çevre illerden getirilen kolluk güçleriyle abluka altına alındığı belirtildikten sonra 2015 yılında sınır hattında dayanışma nöbetlerinin tutulduğu alanlara bugün yedi barikat kurulduğu dayanışma ihtimalinin bütünüyle engellendiği ifade edildi. Açıklamada, birbiriyle akraba halkları ayıran sınıra örülen duvarın yanı sıra Rojava’dan haber alınmasını engellemek için telefon şebekelerinin zayıflatıldığı da dile getirildi. Kadınlar, kolluk güçlerinin sloganlara tahammülsüzlüğü ve yürüyüşü engellemesi, AKP–MHP iktidarının cihatçı çetelere yaklaşımını açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.
“Hemen elimizi uzatsak dokunacağımız bu topraklarda” kadınların, çocukların ve tüm canlıların cihatçı çetelerin şiddetine maruz kaldığı ifade edildikten sonra buna karşın insani yardımın sistematik biçimde engellendiği de vurgulandı. Açıklamada, bölgedeki yaşam koşullarının her geçen gün ağırlaştığı belirtilerek marketlerin boş olduğu, mazot, elektrik ve odun bulunmadığı ifade edildi. Evlerde un olmasına rağmen pişirecek imkân olmadığına dikkat çekildi.
Bebek bezi ve regl ürünleri gibi temel ihtiyaçlara dahi ulaşılamadığı belirtilen açıklamada, Türkiye devletinin yardım tırlarının Halep üzerinden geçirilmesini önermesi sert biçimde eleştirildi. Kadınlar, bu dayatmanın dayanışma malzemelerinin katliamın faili olan HTŞ’ye teslim edilmesi anlamına geldiğini söyledi.
Üç temel talep
Açıklamada sürece ilişkin üç temel talep şöyle sıralandı;
*Kürt halkına ve Suriye’deki tüm halklara yönelik saldırıların derhal durdurulması, Kobanê üzerindeki kuşatmanın kaldırılması ve yaşamsal ihtiyaçların girişine izin verilmesi. Türkiye devletinin Mürşitpınar Sınır Kapısı’nı açarak bir insani koridor oluşturması ve belediyelerin çalışmalarının önündeki engellerin kaldırılması.
*Suriye’de Kürtlerin ve diğer halkların kendi kaderlerini tayin etme ve uygun gördükleri yöntemlerle kendilerini yönetme hakkının tanınması; bu hakkı engellemeye yönelik kanlı müdahalelere son verilmesi.
* Sivil halka, direnişçilere, kadınlara ve LGBTİ+lara yönelik savaş suçlarının sona erdirilmesi; IŞİD ve HTŞ başta olmak üzere bu suçları işleyen çetelerin hesap vermesinin sağlanması.
Açıklama şu sözlerle sona erdi:
“Bizim için tarihin bu karanlık anında alınması gereken tutum çok açık. Ya onurlu, eşit ve özgür bir yaşam için mücadele eden Kürt halkının ve cihatçılarla yaşamayı reddeden kadınların yanında olacağız ya da kadınları köleleştirmeyi hedefleyen IŞİD ve benzeri çetelerin safında yer alacağız. Biz hayatı seçiyoruz, barışı seçiyoruz. Bu dayanışmayı büyütmek için mücadelemiz devam edecek.”










