Podcast serimizin bu bölümünde feminist akademisyen Nazan Haydari ile yönetmenlerinden biri olduğu “Biz Radyoyu Çok Sevdik” belgeseli ve radyoyla serüveni üzerine konuştuk: “Görsel ve dilsel düşünmeye çok alıştık. Bunu bir ses ortamında düşünmek yepyeni açılımlar sağlıyor.”

Kadın emeğini ve kültür-sanat üretimlerini görünür kılmak, kadın işçilerin deneyimlerini kayda geçirmek ve feminist bir emek politikası tartışmalarına katkı sağlamak için sesimizi taşıdığımız podcast serimiz “Kadın Emeğinin Halleri”nin dördüncü bölümü yayında. Bu bölümde feminist akademisyen Nazan Haydari ile yönetmenlerinden biri olduğu “Biz Radyoyu Çok Sevdik” belgeseli ve radyoyla serüveni üzerine konuştuk
Feryal Saygılıgil sordu, Nazan Haydari yanıtladı:
“Benim aslında radyoyla ilişkim biraz bizim kuşağın çocukluğuna da dayanan bir ilişkisi var radyoyla. Bizim evde çok radyo dinlenirdi ve orada hep bende sesler çok kaldı ve radyo merakım çok oldu süreç içerisinde de hep.”
“2000’lerden sonra feminizm kamusal alanda görünürlük çabalarının içerisinde medya çok farklı şekillerde kullanıldı. Bazen çok görünür olarak ve kadın programı denerek toplumsal cinsiyet odaklı yaklaşımın direkt konuşulduğu ama bazen de bunun geri planda kaldığı ve içten içe bakın böyle boyutlar da var diye tartışmalara toplumsal cinsiyet bakış açısının yerleştirilmeye çalışıldığı bir dönem olarak aslında görüyorum.”
“Radyonun daha kolektif bir tarafı var. Şimdi tabii o radyo da şu anda artık dönüştü. İnternet radyoculuğuyla, o 70’ler 80’lerdeki ya da 90’lardaki radyodan çok daha farklı bir radyo dinleme eyleminin içerisindeyiz. Genel olarak medyayla kurduğumuz ilişki de dönüştüğü için.”
“Bir şekilde kendi topluluğunu yaratıyor aslında podcast şu anda. Ve gençler, genç kadınlar arasında da bayağı bir dinlenme olduğunu gözlemledim ben birkaç sene öncesine kadar. Belki yine bu değişiyor, zamanla da çok çeşitlendiği için.”
“Genel olarak tabii şey var hani bu feminist söylemin içerisinde de sesini duyurmak, ses vermek, ses olmak hani temsil meselesiyle bir ilişkisi var sesin. Ama aslında sesin bir de fiziksel boyutu var. Biz böyle feminist tartışmalarda hep bu daha sembolik kısmına odaklanıyoruz.”
“Görsel ve dilsel düşünmeye ve öyle bir varlık göstermeye çok alıştık ve zaten şu andaki mecralar da bizi ona doğru hep yönlendiriyor. Ama bunu bir ses ortamında düşünürsek nasıl olur meselesi yepyeni açılımlar sağlıyor.”
İyi dinlemeler.
https://open.spotify.com/episode/2URWW1tjIdbUP3hxI6dx3x?si=YLLNaMvkQTap0chYM-gXrA
NAZAN’IN ŞARKI TAVSİYESİ:
https://open.spotify.com/track/6i6q8YgImRP95bZBuZEQ1n?si=IDIHjLDPQV2bUtkjrpGHFg










