Skip to main contentSkip to footer
Savaşın beşinci yılında Ukraynalı kadınlar:

‘Kardeşimin hayatta olup olmadığını bile bilmiyorum’

“Ukraynalı kadınlar, 21 Şubat Cumartesi günü İstanbul’da Şişhane Meydanı’nda, savaşın beşinci yılına girilirken Rusya’da tutulan savaş esirlerinin serbest bırakılması talebiyle düzenlenen eylemde bir araya geldi. Bir kısmı hâlâ Ukrayna’da bombaların gölgesinde yaşayan, bir kısmı ise Türkiye’de göçmen olarak hayata tutunmaya çalışan kadınlar, esir düşen yakınlarını, belirsizlikle geçen yılları ve savaşın hayatlarını etkisini anlattı.

Güncel

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik işgalinin beşinci yılına girilirken, savaş yalnızca cephede değil, Ukraynalı sivillerin hayatının tam merkezinde bir gerçeklik olarak sürüyor. 24 Şubat 2022’de başlayan geniş çaplı saldırının ardından geçen yıllar, binlerce kadının da yaşamını belirsizlik, kayıp ve bekleyişle yeniden şekillendirdi. Oğlu savaş esiri olan bir anne ve tek kardeşi esir düşen bir kız kardeş için savaş, haritalardaki ilerleme ve geri çekilmelerden çok daha somut: her gün beklenen mektup, her dakika çalan ya da çalmayan bir telefon demek.

Savaşın haritalardaki sınır değişimleri, askeri raporlar ya da diplomatik müzakerelerle ölçülen bir tarafı var. Ancak yıkılan şehirlerde, göç yollarında ve meydanlardaki savaş karşıtı eylemlerde savaşın tüm boyutlarını yaşayan Ukraynalı kadınlar için savaş hayatlarının merkezine oturan bir mücadele demek. Kadın İşçi için konuştuğum Ukraynalı kadınlar bu röportajlarımızda, esir düşen yakınlarının akıbetini bilmeden yaşamayı, bombaların gölgesinde gündelik hayatı sürdürmeye çalışmayı ve başka bir ülkede göçmen olmayı anlatıyor.

Olena Kosova

Oğlu esir olan Olena: “Kalbim kırık”

Olena Kosova elinde bir fotoğrafla duranlar arasında. Yanına gidip sorduğumda fotoğraftaki kişinin oğlu Poslov Yaroslav olduğunu anlatıyor. Poslov, tam 45 aydır Rusya’da esir tutuluyor. dört senede oğlundan sadece dört mektup alabilen Olena iki çocuğundan biri olan Poslov için çok endişeli:

“Uzun zaman boyunca ondan hiç haber alamadım. Savaşa gitti, sonra hiç haber alamadık, kayıplara karıştı. 2022’de ilk kez ondan ufak bir not alabildik. Sonra mektuplarını almaya başladık. Mektuplar çok kısa, iyiyim, merak etme diyor. Zaten bu mektuplar bize ulaşmadan Rus istihbaratının elinden geçiyor. Mektuplar Rusça, Ukraynaca yazmalarına izin verilmiyor. Bu yüzden iletişimimiz çok zor. Bir an önce esir takası bekliyoruz. Dört senedir sadece bunu bekliyorum.”

“Kalbim kırık, oğlum ne durumda bilmiyorum. Kharkiv’de Rusya sınırına 30 kilometre uzakta yaşıyorum. Roketleri, bombaları hep duyarak yaşıyorum. Savaşın en zor döneminde üç ay buraya geldim, ama sonra yeniden Kharkiv’e döndüm. Buraya sadece eylemlere katılmak için geldim, bu hafta yeniden Kharkiv’e döneceğim. Bizim orada durum çok kötü. Ekmek almaya gitmek bile tehlikeli, her an bir drone vurabilir. Su yok, elektrik çoğu zaman kesik. Hastanelerimiz çalışamıyor. Kharkiv’de sadece siviller var, ama ona rağmen sürekli ateş altındayız.”

Victoria Borokha

“Cehennemde gibiyim, içimde bir yangın var”

Elinde 23 yaşındaki erkek kardeşinin fotoğrafını taşıyan 33 yaşındaki Victoria Borokha ailesiyle birlikte Lviv’de yaşıyor ve 24 Şubat’ta Rusya’nın Ukrayna işgalinin yıldönümü nedeniyle yapılan etkinliklerin Türkiye ayağına katılmak için İstanbul’a gelmiş:

“Kardeşim bir yıl önce esir alındı. O zamandan beri haber alamadık. Cehennemde gibi hissediyorum. Sanki içimde bir yangın var. Sürekli haberleri takip ediyorum, bir haber gelecek mi diye hep telefona bakıyorum.”

Olena yeniden geri döneceği Lviv’de yaşamının nasıl olduğu sorusunu ise şöyle yanıtlıyor: “Durum çok kötü. Gerçekten korkunç. Kardeşimin hayatta olup olmadığını bile bilmiyorum. Hiç bilgi yok. Ne oluyor, başına ne geldi… Biz sadece bekleyerek yaşıyoruz; umut ederek ve dua ederek…”

Viktoria ve Hanna: Sınır tanımayan kadın dayanışması

Kharkiv şehrinden gelen ve sadece ön ismi olan Victoria ismini paylaşan başka bir Ukraynalı kadını ise elinde ‘parmaklıklar arkasında bir kadın’ın fotoğrafıyla görüyorum. Üç yıl önce Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan Victoria’ya Ukraynalı kadınlar olarak savaştan nasıl etkilendiklerini sorduğumda şöyle yanıtlıyor:

“Ben savaş çok ağırlaştığı için ülkemi terk etmek zorunda kaldım. Ve biz savaşın başından bu yana Ukraynalı kadınlar olarak hep protestolar düzenledik. Biz de hep mücadele verdik. Rusya’da pek çok kişi tutuklandı, Ukrayna’da savaşa karşı çıktığı için tutuklanan pek çok insan da var. Ben de bu nedenle bu fotoğrafı taşıyorum. Putin şehirlerimizi yok etti, insanlarımızı öldürdü.”

Viktoria

Elinde tuttuğu fotoğraftaki Hanna Yeltsova’nın hikayesini sorduğum Victoria: “O savaşa karşı çıktığı için tutuklandı. Rusya ve Putin hakkında yazdıkları yüzünden Rus askerleri gelip onu aldı” diyor ve ekliyor: “Sosyal medyada yazdıkları yüzünden tutuklandı. Şu anda bir yıldan fazladır tutuklu ve kendisinden hiçbir haber alınamıyor.”

Victoria’nın Hanna’yı tanıyor mu ya da arkadaşı mı diye merak edenler için bu sorunun da yanıtını veriyor: “Hayır, onu hiç tanımıyorum.” Yani Victoria tanımadığı bir kadının özgürlüğü için göçmen olarak yaşadığı bir ülkede eyleme katılıyor, nedenini sorduğumda yanıtı çok kısa ve net: “Hanna Rusya hakkında ve bizim sorunlarımız hakkında gerçekleri söyleyen cesur bir kadın ve onun evine dönmesini istiyorum.”

Göç psikolojisiyle yaşamak…

Victoria’nın kendi ailesinden savaşta yaşamını yitiren olmamış, ama çevresinde bu acıyı yaşayan pek çok kadın var: “Bir sürü arkadaşım ailelerinden çok fazla kişiyi kaybetti. Çok yakın bir kadın arkadaşım savaşta kardeşini kaybetti. Bu olaydan beri savaştan etkilenen insanlara yardım etmeye çalışıyor, sürekli tıbbi yardım malzemeleri toplayarak dağıtıyor.”

Başka bir ülkede yaşamanın zorluklarını sorduğum Victoria’nın son sözleri Ukraynalı göçmen kadınların yaşadığı zorluklara ışık tutuyor:

“Ben de çevremdeki diğer pek çok Ukraynalı kadın da savaş bitince Ukrayna’ya geri dönmek istiyoruz. Bunun hayalini kuruyoruz. Başka bir ülke yerine kendi ülkemizde, evimizde yaşamak isterdik. Yabancı bir kültüre alışmak çok zor. Maddi zorluktan daha zoru psikolojik zorluklar. Savaşta yaşayamadığımız için buradayız. Her gün hangi şehirlerin bombalandığına, kaç kişinin öldüğüne bakıyorum. Her gün… Bu çok zor.”

Diana Sönmez

“Çoğu kadın bir kayıp yaşadı ve güçlü olmamız gerekti”

Diana Sönmez, Türkiye’de sekiz yıldır yaşayan Ukraynalı bir kadın. Senede üç kere Ukrayna’ya gidiyor:

“Kiev’liyim. Daha geçen hafta oradaydım. Şu an orada hiç elektrik yok. Günde iki saat en fazla elektrik var. Evde jeneratör yoksa yaşamak çok zor. Bu kış inanılmaz soğuk, eksi 20 derece ve insanların evde ısınması yok.”

“Savaş bir kadın olarak sizi nasıl etkiledi?” diye sorduğumda Diana, “Savaş ülkemizdeki tüm insanlara zarar verdi” diyor ve sözlerini şöyle noktalıyor:

“Pek çok kişi aile üyelerini, sevdiklerini, evlerini kaybetti. Pek çok kadının ailesinden biri savaşa gitti, benim ailemden de gitti. Benim ailemde savaş esiri yok, ama ailesinden savaş esiri olan pek çok kadın var. Çoğu kadın bir kayıp yaşadı, sevdiklerini kaybetti, çocuklarını kaybetti. Bu savaş sadece savaşa giden askerleri değil, sivilleri de hedef aldı. Ukrayna’da kadınlar kendi evlerinde ölüm riskiyle karşı karşıya kaldı. Bu süreçte kadınlar olarak çok güçlü olmamız gerekti. Ve güçlü olmaya devam edeceğiz.”

Yazarın Diğer Yazıları

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar