Kendilerini “Ortak bir umut alanı” olarak tanımlayan Kollekt-HİF ekibi Nisan ayında önemli bir webinar serisi düzenledi. “Eleştirel Annelik: İktidar, Temsil, Emek ve Deneyim”! “Mükemmel ve kusursuz annelik”in sorgulandığı bu webinar dizisi hakkında ekipten Özge ve Eda ile konuştuk.
“Anneyi ‘mükemmel’ yapan bakımı bilfiil yüklenmesi”

Kollektif HİF ekibi Nisan ayında bir webinar serisine başladı. Amaçlarını “Kollekt-HİF’i ortak bir umut alanı olarak gören bizler; kamp, atölye ve seminer gibi buluşmalarda katılımcılara içerik sunarken; birlikte düşünme, üretme ve dönüşme alanları açma hayaliyle yola çıktık. Öğrenmenin sınırlarının mekânla, yaşla, unvanla çizilmediği; çok sesliliğin ve çok disiplinliliğin yeşerebildiği bir alan yaratmayı amaçlıyoruz.” şeklinde tanımlayan topluluk annelik üzerine çalışıyor. Nisan ayı süresince gerçekleştirdikleri “Eleştirel Annelik: İktidar, Temsil, Emek ve Deneyim” başlıklı bir webinar serisi de yaptılar. Bu seriyi üçüncü webinar olan Psikolojik danışman Hüner Aydın Işık’ın sunum gerçekleştirdiği “Gerçek Dışı Kusursuzluk: Mükemmel / İdeal Anne”de yakaladım. 1 Mayıs öncesinde bakım emeğine dair bir tartışmaya dahil olmak oldukça anlamlı oldu.
Patriyarkanın, kadınları, geçmişten günümüze kusurlulukla ve eksiklikle, yetersizlikle betimlediğine ve özellikle anneliğin bir yandan saygın, kutsal bir mertebe gibi gösterilmeye çalışılırken bir yandan da kadınların sonu gelmez bir kusursuzluk maratonuna sürüklediğine dikkat çeken webinar şu soruların peşine düşüyor: “İdeal annelik” kim için, ne için kurgulanıyor? İşlevi ne? Nelere hizmet ediyor? Çocuklar ideal anne söylemlerinden, mükemmel annelik çabalarından nasıl etkileniyor? “İdeal anne” gerçekten var olabilir mi?

“Anneyi ‘mükemmel’ yapan bakımı bilfiil yüklenmesi”
Hüner, sunumunda çok sayıda görselle anneliğin tarihte nasıl kurgulandığını ve bunun bazı sanat eserlerine, görsellerine nasıl yansıdığını aktardı. Havva ve Meryem çatışmasının kadına dair kusur ve kusursuzluğun imgeleri haline dönüştüğünü belirten Hüner, “kadın yeryüzü devletinin bir üyesi olarak oynadığı cinsel nesne rolüyle lanetlenirken, yani Havva ile, Tanrı devletinde doğal görevi olan kocasına yardımcılık ve çocuklarına bakıcılık rolüyle de yüceltilir” dedi. Anneliğin kadınlar için “hayırlı”, “kutsal”, “saf”, “aseksüel”, “besleyici” tanımlamaları eşliğinde kadının hayattaki tek kaderi ve meşruiyeti gibi gösterildiğinden bahseden Hüner, “Bu iki fikir aramızda en bağımsız, en özgür hayatlar sürüyor gibi görünen kadınlarda bile derinden içselleştirilir. Eril tahayyül, her biri kendi çelişkili saflığında olan bu iki mefhumun varlığını sürdürmesi için kadınları, iyi veya kötü, doğurgan veya kısır, saf veya kirli şeklinde kutuplaşmış olarak bölmek ve görmek zorundaydı. Üstelik bizi de kendimizi böyle görmeye zorladı” dedi.
Hüner’in sunumundaki şu bölüm de oldukça etkileyiciydi: “Bakımın özelleştiği yer her zaman evin içi. Ama burada üretilmiş, kurgulanmış özne de mükemmel anne. Bu aile sanayi toplumunun ürettiği bir aile. Yani çekirdek aile. Neden bu eklemeyi yapıyorum? Çünkü Antropologdan Sarah Blaffer Hrdy bağlanma kuramının bize bıraktığı ve annelere bakım emeği, bağlanma ile ilgili bıraktığı bu kocaman hikayeyi tersine çevirecek türden şeyler yapıyor. Dünyanın ücra köşelerinde yaşayan avcı toplayıcı topluluklarla çalışıyor. Onların üzerinde onlarla birlikte araştırmalar yapıyor. Ve çocuk bakımında aile üyelerinin, arkadaşların ya da manevi annelerin etkili olduğunu görüyor. Özellikle de çocukların hayatta kalması konusunda. Yani kolektif bakımdan bahsediyor. Bir bakıma ‘mükemmel anne’yi bu kadar ‘mükemmel’ yapan bilfiil tek başına bakım veriyor olması diyebilirim.”

“Annelik eleştiri ve görünmezlik üretecek şekilde kuruluyor”
Bu ve şimdiye dek gerçekleşmiş olan sunumlar benzeri tartışmalar üzerinden şekilleniyor. Ve bunları ilerleyen günlerde ekibin youtube sayfasında* bulmak mümkün olacak. Bu webinar serisini yürüten Kollekt-HİF ekibinden Özge Karakuş Özdemirci ve Eda Ünalan ile konuştuk.
Anneliği eleştirel bir süzgeçten geçirme ihtiyacı nereden doğdu?
Bu seri, anneliği yalnızca bireysel bir deneyim olarak değil; bir emek ve iktidar meselesi olarak tartışma ihtiyacından doğdu. “Eleştirel annelik” derken de anneliğe dair “doğal”, “kutsal” ve “kendiliğinden” kabul edilenleri sorgulamayı kastediyoruz. Kendi deneyimimizden de gördüğümüz şey şu: annelik çoğu zaman kadınlıkla özdeşleştiriliyor ve bu özdeşlik, kadın bedeni üzerinde kurulan bir tahakküm alanına dönüşebiliyor. Bu çerçevenin dışında kalanlar -örneğin gönüllü çocuksuzluk- ise sıklıkla olumsuz söylemlerle yaftalanıyor. Öte yandan annelik çok yoğun bir emek içeriyor. Ama bu emek çoğu zaman görünmez kılınıyor. Üstelik annelik söylemi, politik, toplumsal ve kültürel pek çok normu da içinde taşıyor ve yeniden üretiyor. Aslında hem annelik hem de annelik dışı konumlar, farklı biçimlerde baskı, eleştiri ve görünmezlik üretecek şekilde kuruluyor. Biz de bu tahakkümü ve görünmezliği biraz açmak; anneliği toplumsal, politik ve kültürel boyutlarıyla birlikte konuşabileceğimiz bir alan yaratmak istedik. Webinar serisinde yer almayı kabule eden konuşmacılarımızın değerli katkıları ise bunu mümkün kıldı.
Programınızın alt başlığı “İktidar, Temsil, Emek ve Deneyim” vurgusu içeriyor. Bir toplumsal kimlik olarak anneliği bu kavramlarla okumak neden önemli?
Annelik çoğu zaman çok “doğal” ve “kendiliğinden” bir deneyim gibi ele alınıyor. Ama biz bu seride tam da bu “doğallık” fikrini sorgulamak istedik. Çünkü annelik aynı anda birden fazla düzlemde kuruluyor: İktidar boyutunda; beden, doğum ve doğurganlık üzerinden kadınlar üzerinde kurulan tahakkümü görüyoruz. Temsil boyutunda; “ideal anne” imgeleriyle nasıl bir norm üretildiğini ve bu normun kimleri dışarıda bıraktığını tartışıyoruz. Emek boyutunda; bakımın, özellikle de görünmeyen zihinsel yükün nasıl eşitsiz dağıldığını konuşuyoruz. Ve bütün bunların içinde deneyim var; yani kadınların bu yapıların içinde nasıl yaşadığı, bu yapılarla nasıl baş ettiği ve nerelerde direndiği. Bu kavramlarla birlikte düşündüğümüzde anneliğin sadece bireysel bir deneyim değil, toplumsal olarak kurulan ve eşitsizlikler üreten bir alan olduğunu daha net görebildiğimizi düşünüyoruz. Bu sebeple “anneliği” bu dört tema üzerinden tartışmaya açmak istedik.

“Konuşmak ve eşitsizliği sorgulamak için bir zemin”
Serinin bir bölümünde “zihinsel yük” ve “tükenmişlik” verilerine değiniyorsunuz. Bu webinar serisinin sonunda, annelik deneyimini yaşayan kadınlar için nasıl bir “görünürlük” veya “dayanışma” alanı açmayı hedefliyorsunuz?
Serinin son halkası “deneyim” ile noktalanacak. Bizim açmak istediğimiz alan tam da burada: Bu deneyimi bireysel bir sorun olmaktan çıkarıp, paylaşılan ve yapısal bir mesele olarak görünür kılmak. Çünkü görünürlük, aynı zamanda bir dayanışma zemini yaratıyor. Kadınlar benzer deneyimleri paylaştıklarını gördüklerinde, bu yükü tek başlarına taşımadıklarını fark ediyorlar. Bu da hem konuşmayı kolaylaştırıyor hem de bu eşitsizliği sorgulamak için bir zemin açıyor. Amacımız birlikte düşünmek, sorgulamak, direnmek ve dayanışmak için bir zemin yaratmak. Umudumuz, hayalimiz de seriye katılanlar ile bir bağ kurmak. Belki bu bağ ara ara bir araya gelme, konuşma, direnme ve dayanışma zemini hazırlar.
Bu etkinliklerle ilgili nasıl geri dönüşler aldınız? Bu webinar’lara katılamayan ya da yeniden dinlemek izleyenler için erişim mümkün mü?
Webinarlar sırasında aldığımız geri dönüşlerde en çok duyduğumuz şey şu oldu: “yalnız olmadığımı fark ettim” ya da “böyle bir alan açtığınız için teşekkür ederiz”. Öte yandan aslında akademik olarak bu konuda çalışma yapmak isteyen birçok araştırmacının olduğunu da fark ettik. Bu da konunun görünürlüğü, direnç ve dayanışma alanları yaratmak için oldukça önemli ve umut verici. Annelik konusuna eleştirel bir noktadan bakan pek çok kimsenin duygu ve düşüncelerini paylaşabilecekleri, bu konu üzerine çalışan, düşünen farklı alanlardan konuşmacılarla buluşabilmeleri ya da akademik olarak çalışacakları bir alan yaratabilmiş olmak bizim için çok kıymetli. Tam da böyle bir alan yaratmak istedik.
Erişim meselesi bizim için önemli. Bu nedenle webinarları mümkün olduğunca açık ve ulaşılabilir kılmaya çalışıyoruz. Katılamayanlar için kayıtları youtube kanalımız üzerinden paylaşıyor olacağız. Ekipteki herkes gönüllü emeğini koyduğu ve farklı işler yapıyor olduğu için henüz paylaşımlara başlayamadık ancak en kısa sürede seriye ait tüm kayıtları paylaşıyor olacağız. Ayrıca, serinin 4, 5 ve 6. oturumları** ile bakım emeği, zihinsel yük ve deneyim üzerine konuşmaya devam ediyor olacağız. Katılmak isteyen herkesi bekleriz.
Serinin devamında şu webinarlar gerçekleştirilecek:
6 Mayıs 20.30
Nihan Ozansoy Tunçdemir “Annelik deneyimleri: Zorluklar, çatışmalar, mücadeleler”
14 Mayıs 20.30
Eylül Güller “Gelişimi yönetmek mi, gelişimle var olmak mı?”
* https://www.youtube.com/@Kollekt-H%C4%B0F
** Oturumlarla ilgili ayrıntılı bilgi için https://kollekt-hif.com/events/webinar sitesini ziyaret edebilirsiniz.
Ana Fotoğraf: esitlikadaletkadin.org








