Uluslararası Hür Sendikalar Konfederasyonu (ICFTU) 1963 yılında dört kıtadan gelen delegelerle bir kadın toplantısı yapıyor. Toplantıda ücret eşitliği ev işleri kadınların sendikalardaki temsili konuşulan konular arasında yer alıyor. Bugün hâlâ bunları konuşmaya devam ediyoruz.
İsviçre Sufrajetlerinin en önemli isimlerinden birini tanıtmak istiyoruz bu hafta; Marie Goegg Pouchoulin. Uluslararası Kadınlar Derneği’nin kurucusu olarak yazar onu tarih kitapları. Yaşamı kadın hakları için mücadeleyle geçen Marie, ölümünden sonra unutuldu. 1970’lerden sonra tekrar keşfedildi.
Yoksulluktan hukuk fakültesinden ayrıldı. Kuyumcuda kasiyerlik yapmaya başladı. Önce bir anarşistti sonra devrimci Marksizm’de karar kıldı. İsviçre Sosyalist Partisi Kadın Komisyonunun kurulmasını sağladı. Gazetecilik yaptı. Kadın işçilerle birlikte açlığa karşı ilk feminist direnişi örgütledi.
Temmuz istatistikleri sendikalaşma oranın düştüğünü gösteriyor. Buna karşı sendikalı işçi sayısında metal gibi klasik sektörlerden hizmet sektörüne doğru bir kayma yaşanıyor. Bu kaymalar işgücünün toplumsal cinsiyet bileşimini de kadınlar lehine değiştiriyor. Sendikaların buna uygun politika geliştirmeleri şart…
Feminist yorumcular onu Alman (Avusturya) sosyalist kadın hareketinin gölgede kalan figürlerinden biri olarak tanımlıyorlar. Hakkında çok yazılı belge, bilgi yok. Arbeiterinnen gazetesinde yayımlanan yazıları var ama…Dönemin en iyi ajitatörü…
12 yaşında terzi çırağı olarak çalışmaya başladı. Alman sosyalistlerinin ilk kadın dergisi Arbeiterinnen’in ilk editörü oldu. Bir süre sonra da tüberkülozdan yaşamını yitirdi. En kısa biyografiye sahip sosyalistlerden olan Viktoria’nın, sosyalizm ve sosyalist kadın hareketi için coşkuyla mücadele verdiğini, yazdı ölümünden sonra arkadaşları.
Erkek kardeşine açık olan lise öğrenimin kendine kapalı olduğunu deneyimledikten sonra toplumdaki cinsiyetçiliğin farkına vardı. Yılmadı, dolaylı yollardan okuyarak hukukçu oldu. Berlin’in ilk avukatı ve ilk yargıcıydı. Boşanmada eşit mal paylaşımı, evlilik dışı çocukların hakları meselelerini yine ilk o gündeme getirdi. Hitler Rejimin hışmına uğradı, Amerika’ya göç etti.
Dokuz yaşında babasının dokuma tezgahında çalışıyordu. Hizmetçilikten, tütün işçiliğine her türlü işi yaptı. Almanya’da bir partinin yönetimine seçilen ilk kadın oldu. İyi bir sendikacı, ajitatör ve gazeteciydi. Reichstag’da kadın işçilere, bekar annelere yönelik ilk yasaları gündeme getiren oydu. Parlamentoda geçirdiği bir kalp krizi sonucunda yaşamını yitirdi.
Bir çilingirin kızı olarak dünyaya geldi. Alman Metal-İşçileri Sendikası’nda çalıştı. Berlin’de direniş hareketi içinde yer aldı. Görevi arananları saklamaktı. Pek çok insan onun sayesinde hayatta kaldı.
Son günlerde kadınlara yönelik taleplerin toplu sözleşmelerde yer alması tartışılmaya başlandı. Esasen konu ve talepler epey eski. Nedir toplu sözleşme, kimleri kapsar, kadın ve LGBTİ+’lara yönelik çıkarlar TİS’lerde niçin temsil edilmez, sözleşmeler eşitliği sağlama metinleri olarak kullanılabilir mi? Bir bilene soralım dedik. TİS’leri sadece pratikte değil teoride de inceleyen Ayşecan Ay ve Genel- İş Sendikası Kadıköy eski Şube Başkanı Nazan Gevher Çam Ay ile görüştük.
Bir işçi ailesinin çocuğu olarak Viyana’da dünyaya geldi. 14 yaşında okulu bırakıp şekerleme fabrikasında çalışmaya başladı. Genç yaşta Avusturya Kimya İşçileri Sendikasının daha sonra sosyalist partinin kadın sekreteri oldu. Sosyalist Partinin ve savaş sonrası Sosyal Demokrat Parti’nin devrimci kanadındandı. Hayatı boyunca faşizme karşı mücadele etti.
Yıllar sonra bu 1 Mayıs’ta Kadıköy örgütleyicilerinin basın bildirisi kadın taleplerini de içeriyordu. DİSK’in kadın üyeleri etrafında toplayan devasa bir mor bayrağı vardı. Haydarpaşa kulelerinde yankılanan “Görünmeyen emek sesini yükselt” sloganı… Ve yağmur altında gönüllü, gönülsüz feminist karşılaşmalar… Kadıköy’den son derece öznel izlenimler….
Zaman nehri zorbaları da onlara karşı mücadele verenleri de önüne katıp akmaya devam ederken, eylemleri ve dirençleri ile önümüzü açanlar sonraki kuşakların anılarında ve mücadelelerinde hayat buluyorlar. 12 yaşında önce tütün işçisi sonra sendikacı, en sonunda da milletvekili olan sosyalist ve feminist Marie’nin hikayesi bunun en iyi örneği.
Berlin’de doğdu. Anne ve babası o küçük yaştayken ölünce evlerde çalışmaya başladı. Prusya İmparatorluğu’nda o dönemde ev işçilerinin durumu çok kötüydü; işveren onları dövebiliyordu. Sosyalist partiye üye oldu. Daha sonra arkadaşları ile birlikte örgütlenmesi en zor kesim olan ev işçisi kadınları örgütlediler. Savaştan sonra Doğu Almanya’da yaşamaya karar verdi.