Yazarın Diğer Yazıları

Sare Öztürk
Sare Öztürk
ozturksare48@gmail.com
NEET kadınlar ihtiyaçlarını erteliyorlar, sosyalleşmeyi erteliyorlar, sağlığı erteliyorlar, hatta kendilerinden vazgeçiyorlar. Yalnızlaşıyorlar, küçülüyorlar ve görünmezleşiyorlar. İstihdama katılmak için çabalıyorlar olmadıkça “hayalet gibi hissediyorlar.”
Çay deyince akla kadınlar geliyor gelmesine ama kadınların çayı hangi bedellerle var ettiği pek bilinmiyor. Çayda çalışan kadınlar bel fıtığı, böbrek rahatsızlığı, kadın hastalıkları, romatizma, kanser, tansiyon, kalp ve depresyon gibi pek çok hastalık içindeler.
İstanbul’un kalbinde bir sergi açıldı: Anlatı Gücü İttifakı. Konumu da konusu da manidar serginin. Sergi Fatih’te Cağaloğlu’nda, yazımın ve basımın merkezi olarak bilinen Barın Han’da yer alıyor. Son yıllarda yükselen toplumsal cinsiyet karşıtı hareketleri analiz etme ve bununla baş etme, yeni yollar bulma gibi ortak bir misyonla ortaya çıkıyor.
Melisa Kesmez’in yeni kitabı Çiçeklenmeler ayakları hep yere sımsıkı basanların kanatlanıvermesi gibi bir hikâye. Aslında yazar yaşı kaç olursa olsun, yol arayan kadınların hikayesini anlatıyor.
2024 yılının son günlerinde “Nüfus Politikaları Kurulu ve Aile Enstitüsü” kurulma kararı alındı. AKP’nin nüfus politikaları ile cumhuriyetin ilk yıllarındaki nüfus politikaları benzerlik taşıyor. Bedenin denetim altına alınarak kadınların iradesi yok sayılıyor, annelik kutsanıyor. Kürt illerinde ise doğum kontrolüne devam ediliyor.
Adıyla müsemma İmece Ev İşçileri Sendikası yılladır “Ev işi iş, ev işçisi işçidir” diyerek, ev işçisi kadınların çalışma koşullarının iyileştirilmesi, hak gasplarının görünür olması, yasal hakların elde edilmesi için mücadele ediyor ve sendikalaşmak için çalışıyor.
Obanın Kadınları belgeseli evin olmadığı bir yerde yaylada kadınların görünmeyen emeğine odaklanıyor. Kadınların iş yüküne serzenişine, koşulların zorluğuna odaklanırken yine de umudu elden bırakmıyor. Yönetmen Kader Çetintaş ile Obanın Kadınları belgeselini konuştuk.
“Kızacaksınız bana, kadınların yanını tutuyorum diye. Bir kez de hak verin ne olur! Bizleri böylesine hor görüp ezmek neden?” (s.6) Bugünden bakınca hepimizin yanıtını bildiği bir soruyu soruyor Celal 1981 yılında yazdığı öyküsünde. Yanıtını kendisi de veriyor fail özneyi en ince detayına kadar betimleyerek hem de. Çünkü onu biliyor, bilmekle kalmıyor yakinen tanıyor.
Araştırmacı Sezen Yılmaz ile 1. Dünya Savaşı döneminde kadınların ücretli-ücretsiz emeğini konuştuk. Yılmaz, kadın istihdamı açısından savaşın dönüm noktası olduğunu söylüyor. Kadına yönelik cinsiyetçi, ahlakçı bakıştan da söz eden Yılmaz, ev işçisi kadınların muhtar ve imamdan ‘namuslu belgesi’ almak zorunda olduğunu anlatıyor.
Akademisyen ve sanatçı Eda Çekil ile kadınların ev içi karşılıksız emeğini konu alan ‘Bakım Haritası’ sergisi üzerine söyleştik. Bu emeğin değersizleştirilmesine karşı sanatın bir mücadele alanı açtığını vurguluyor Çekil; “Görünmez olanı görünür hale getiriyor ya da yaratıcı eylem pratikleriyle farklı bir iletişim kanalı sunuyor” diyor.
TGS’nin ‘Türkiye’de Gazetecilik: Algı ve Profil Araştırması’, medya sektöründe toplumsal cinsiyet temelli eşitsizlikleri de gözler önüne seriyor. Buna göre, kadın gazeteciler daha güvencesiz çalışıyor; baskı, mobbing ve sansüre daha çok maruz kalıyor, meslek hastalıklarına daha fazla yakalanıyorlar.
‘Haydi Sen De Oyunu Kullan!’, sadece çocuklara yönelik değil, yetişkinler için de bir seçime hazırlık kitabı. Kedi Mahallesi’ndeki seçim süreci belki de bizimkine benziyordur! Benzemese de feyz almamız gerekenler vardır belki, ne dersiniz?
‘Kadınlar Dayağa Karşı Dayanışmaya’ yürüyüşünün üzerinden 36 yıl geçti. Bugün sokaktaki tek güçlü hareket kadın hareketiyse bana öyle geliyor ki bu, 17 Mayıs’ı örgütleyen kadınların mücadelesi ve bizim onlardan aldığımız ilham sayesinde. Hiç kuşkusuz kolay olmadı. “Kazanımlar mücadele ile sağlandı.”
Araştırmacı Saniye Evren ile tekstil işçisi kadınlarla yaptığı araştırmayı konuştuk. Evren’in anlattıkları gösteriyor ki sektörde değişen pek bir şey yok. Kadın işçiler hâlâ kötü koşullarda ve güvencesiz çalışıyor, erkeklerden düşük ücret alıyor. Kadın oldukları için sürekli ayrımcılığa maruz kalıyorlar.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!