İstanbul’un kalbinde bir sergi: Anlatı Gücü İttifakı

İstanbul’un kalbinde bir sergi açıldı: Anlatı Gücü İttifakı. Konumu da konusu da manidar serginin. Sergi Fatih’te Cağaloğlu’nda, yazımın ve basımın merkezi olarak bilinen Barın Han’da yer alıyor. Son yıllarda yükselen toplumsal cinsiyet karşıtı hareketleri analiz etme ve bununla baş etme, yeni yollar bulma gibi ortak bir misyonla ortaya çıkıyor.
Paylaş:
Sare Öztürk
Sare Öztürk
ozturksare48@gmail.com

Sergi, anlatıyı parçalara ayırmanın, sesin, sözün, karalamanın, eğip bükmenin kısacası  hikayeyi farklı yerlerden kurmanın nasıl mümkün olduğunu gösteriyor. Küratörlerden Alper Turan sergi için hazırlanan kitapçıktaki metninde iktidarın ve toplumun baskısı altında dışarıda bırakılan kuir, trans ve feminist bedenlere dikkat çekiyor ve “baskı” biçimleri ile “basılı” materyaller arasındaki gerilimli hattın serginin kavramsal zemini olduğunu belirtiyor.

Sergiye adım atar atmaz “Arıza” isimli işle bir çarpışma yaşanıyor Nejbir Erkol imzası taşıyan ve art arada şerit üzerine yerleştirilen gelen arıza kelimesi “suç mahalini” andırıyor. Normatif akışı bozan, yeri çevrelenen ve bu nedenle de orada olduğunu hatırlatan “inatçı” özneye dönüşüyor Arıza.

Trans Hafıza Kolektifi tarafından bir araya getirilen trans hareketinin eylemlerinden oluşan videodaki sloganlar, ıslıklar, çığlıklar, düdük sesleri sergi boyunca ziyaretçilere eşlik ediyor: Trans cinayetleri politiktir, nefrete inat yaşasın hayat, ay ay ayy ayyyy…

Sergide Zeyno Pekünlü’nün Karalama işi yazmanın biçimsel kurallarına dahil olmayan, kenarda köşede kalanlara odaklanıyor. Sanatçı karalamayı tamamlayıcı olmaktan çıkararak merkeze taşıyor.

Cansu Yıldıran’ın Havle Kadın Derneği ile birlikte yaptığı “Akışkan ve Parçalı Arasında” işi Müslüman kadınların bedensel ve simgesel göstergelerini parçalayarak askıya alıyor. Gözler, eller, saçlar, dudaklar, yüzler parçalanıyor; patikler, kolyeler, şallar, hızmalar nesneler de bağlamından koparılıyor ve birbirlerine karışarak havada asılı kalıyor. Müslüman kadınların kamusal alandaki görünmezleştirilmelerine karşı çıkarak; hakim anlayışa yakından, parçalı ve bir o kadar da çarpıcı bir karşı anlatı kuruyor.

Baskılar değil bir araya gelememek yıldırır

Pek çok sanatçının işi sergide yer alıyor. Yerleştirmeler, resimler, videolar, hikayeler, arşivler… Anlatının farklı imkanları…

Ayrıca sergi Türkiye genelinde faaliyet gösteren farklı hak savunucuları, platform ve derneklerin kolektif işi. Bu anlamıyla da anti-gender hareketlere karşı bir araya gelme faaliyeti, bir ittifak. Anlatının yalnızca söz ve yazı ile kurulmadığı; bedenlerin, imgelerin, çizimlerin anlatısıyla ittifakın kurulduğu da bir sergi.

Serginin koordinatörü Berfin Atlı sergi kitapçığındaki “Baskılar Bizi Yıldıramaz” metninde şöyle diyor:

“Baskılar bizi yıldıramaz
-Daha küçük şeyler yıldırır.
Gelmeyen otobüs, gitmeyen koku, biraz ev dağınıklığı yıldırır.
Banyo temizliği, boş tencere ve aç kalmak yıldırır.
Kravat yıldırır.

Burada ve şimdi,
Sokakta ve meydanda,
Geçmişte ve şu anda,
Bir sergide mesela,
-bir kez daha yan yana gelecek miyiz bilememek, yıldırır.
Baskılar bizi yıldıramaz.
Bizi derinleşmekten, bir araya gelmekten vazgeçmek yıldırır.”

Anlatı Gücü İttifakı sergisi 9 Şubat’a kadar Barın Han’da ziyaretçilerini bekliyor. Bir araya gelmek, ittifaklar kurmak, başka yollar, başka anlatılar kurmak için birileriyle gezin sergiyi, Cağaloğlu’ndan Eminönü’ne inerken serginin ruhunu sokaklara taşırsınız belki 😊

Paylaş:

Benzer İçerikler

Edremit Körfezi’nde düzenlenen Körfez Fem-Fest, atölye çalışmaları, tiyatro, müzik ve dans gösterileriyle uzun zamandır eksikliğini çektiğimiz bir kadın etkinliğini Ege’nin kuzeyine taşıdı… Bu etkinlikte kadına yönelik şiddetle mücadelenin karşısına çıkarılan aile odaklı politikalar, laikliği hedef alan uygulamalar, çevre duyarlılığı gibi konular konuşulup tartışıldı. Festival gücünü 2013’ten beri bölgede faaliyet gösteren Körfez Bağımsız Kadın Dayanışması’ndan alıyor
Kadınların Göç Hafızası Sergisi Tütün Deposu’nda 6 Mart-6 Nisan’da ziyarete açıldı. Bu sergide; beş göçmen kadın sanatçının sadece tabloları değil, gündeliğin göçmenlikle nasıl dağıldığının şahidi olan kişisel eşyaları da yer alıyor.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!