Ekmek ve Gül, 15 ilde 2 bin 804 kadınla yoksulluğu araştırdı. Kadınlar sadece yoksul değil, aynı zamanda güvencesiz, borçlu ve bakım yükü altında eziliyor. Her iki kadından biri temel ihtiyaçlarından vazgeçiyor. İşi olan kadınlar da borçla ve ek işle hayatta kalmaya çalışıyor.

Kadın yoksulluğu konusunda yapılan araştırmalara bir yenisi daha eklendi. Ekmek ve Gül’ün 15 ilde 2 bin 804 kadınla yaptığı “Türkiye’de Kadın Yoksulluğu Panoraması” araştırması da kadın yoksulluğunun geçici değil, yapısal bir sorun haline geldiğini gösteriyor. Dokuz kadın dayanışma derneği ve 23 Ekmek ve Gül grubunun gönüllü olarak katkı sunduğu anket çalışması, kadınların yoksullukla mücadelesini, baş etme yöntemlerini ve çözüm önerilerini içeriyor. İstanbul’da Mimarlar Odası’nda yapılan basın toplantısında çalışmayı bilimsel bir araştırma olmadığı ve bazı eksiklikler taşıdığı notuyla paylaşan Ekmek ve Gül Editörü Sıla Altun, bulguları paylaştı.
İşsizlik ve bakım kıskacı
Kadınların istihdama katılımı sadece ekonomik değil, toplumsal nedenlerle de engelleniyor. Araştırmaya katılan kadınların yüzde 61,7’si ücretli bir işte çalışmıyor: Yüzde 34,5’i lisans, yüzde 33,7’si lise mezunu. Daha yüksek eğitim seviyesi, kadınları yoksulluk riskinden korumuyor.
Çalışmayan kadınların yüzde 28,1’i çocuk, yaşlı bakımı ve ev işleri nedeniyle işgücü dışında kalıyor.
Öte yandan kadınların 5’te 1’i doğrudan iş bulamadığını söylüyor.
Yani kadınlar iki yönlü bir kıskacın içinde: Hem iş yok hem çalışabilmeleri için gerekli sosyal destek yok.
Önce gıdadan, sonra sağlıktan vazgeçiliyor
Araştırma, yoksulluğun en sert yüzünü temel ihtiyaçlarda gösteriyor. Her iki kadından biri (yüzde 52,1) maddi imkânsızlık nedeniyle temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor.
Kadınların yüzde 87,5’i gelirinin büyük kısmını gıdaya harcıyor. Buna rağmen beslenme kalitesi düşüyor. Et ve süt tüketimi azalıyor, öğün atlamak yaygınlaşıyor.
Kadınlar yaşamın diğer alanlarından da geri çekiliyor:
- Yüzde 63,5’i sosyal ve kültürel harcamalarını
- Yüzde 59,1’i giyim ihtiyaçlarını
- Yüzde 54,4’ü kişisel bakımını erteliyor
Daha ağır olan şu: Kadınların yaklaşık 10’da 1’i doktora gitmeyi ya da ilaç almayı erteliyor. Yoksulluk, doğrudan sağlıktan ve aslında kendinden vazgeçmeye dönüşüyor.
Borç, ek iş, güvencesizlik döngüsü
Gelir yetersizliği kadınları borçlanmaya itiyor. Kadınların yüzde 61,8’i geçinebilmek için borçlanıyor.
Bu tablo ek işi zorunlu hale getiriyor: Yüzde 21,4’ü ek iş yapıyor. Ek işler çoğunlukla güvencesiz alanlarda yoğunlaşıyor: paketleme, temizlik, el işi.
Üstelik ek iş yapanların büyük çoğunluğu düşük gelir grubunda. Kadınlar çalıştıkça yoksulluktan çıkamıyor, sadece ayakta kalmaya çalışıyor.
Ücretli çalışanlar da güvencesiz
İş bulabilen kadınlar için tablo değişmiyor. Çalışan kadınların Yüzde 65,7’si sendikasız. Sendikalılık oranı gelir arttıkça yükseliyor. Düşük gelirli kadınlar neredeyse tamamen örgütsüz.
Bu durum, yoksulluğun sadece işsizlikle değil, güvencesiz çalışma ve örgütsüzlükle de doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor.

Gelecek: Kaygı ve belirsizlik
Kadınların geleceğe dair duyguları da tabloyu tamamlıyor.
- Yüzde 43,3’ü kaygılı
- Yüzde 24,1’i belirsizlik içinde
- Yüzde 16,9’u güvencesiz hissediyor
Sadece Yüzde 7,4’ü geleceğe umutla bakıyor. Özellikle sendikasız sanayi ve hizmet işçisi kadınlarda “güvencesizlik” hissi zirve yapmış durumda.
Çalışma kadınların çözüm önerilerini de bir araya getiriyor: Her mahalleye ve iş yerine 7/24 ücretsiz, nitelikli kreş ve yaşlı bakım merkezleri; eşit işe eşit ücret; kadının önündeki engellerin kaldırılması güvenceli istihdam; sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması ve okullarda bir öğün ücretsiz sağlıklı yemek imkanı.
Yoksulluğu konuşmak zor!
Basın toplantısında raporun bulgularının ardından Türkiye’nin önemli sanayi bölgeleri Kocaeli Bursa ve Pendik-Tuzla bölgesinden gönüllüler söz aldı. Araştırmanın ortaya koyduğu tablo, sahadan gelen anlatımlarla daha da netleşiyor.
Bursa’dan Ekmek ve Gül gönüllüsü Aslı Şahinkaya, yoksulluk konusunda araştırma yapmanın zorluklarını ve bazı tespitlerinin veri ya da bulgu olarak araştırmalarda yer bulamıyor olmasını aktarıyor:
“Ben de sosyoloğum, araştırmacılar, gazeteciler, bizler biliriz ki sezeriz. Aslında yoksulluk konuşmak zor, bütün cevapları vermiyorlardır görüştüğümüz kadınlar. Bazen bir tür kader gibi, bunu çok fazla söylerse sanki bir tür isyan ediyormuş gibi olan kısmı var. Diğer kısmında da ayıp gibi yoksulluğunu paylaşmak… Devletten yardım almak, ek iş yaptığını söylemek ayıp gibi. Aslında yardım aldığını bildiğimiz kadınlar söylemediler bunu, konuşmalarımızda fark ettik.”
Yoksulluk konuşulmasa bile gizlenemiyor: “Altı gün fabrikada çalışan kadınlar, tek izin günlerinde temizlik işine gidiyor. Bazen o gün iki eve gitmeye çalışıyorlar.” Günlük çalışma süresi 12-16 saate çıkıyor. Fabrika mesaisi bitiyor, ev içi emek başlıyor. Bu tabloyu tek cümle özetliyor: Kadınlar çalıştıkça yaşamıyor, sadece yetişmeye çalışıyor.
Yoksulluk, en çıplak haliyle gündelik yaşamda ortaya çıkıyor. Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği’nden Adile Doğan, Pendik’teki tabloyu şöyle anlatıyor: “Kadınlar o kadar uzun zamandır yeni kıyafet alamıyor ki, çocuğunun bedenini, ayakkabı numarasını bilmiyor.” Bu sadece bir yoksulluk göstergesi değil. Süreklileşmiş bir yoksunluk hali. Kadınlar çocuklarını çoğu zaman komşudan, mahalleden bulduklarıyla giydiriyor.
Bölgede ek iş istisna değil, norm: “Pendik’te ek iş yapmayan kadın yok. Kadınlar hem gündüz çalışıyor hem gece ek işe gidiyor.”
Yoksulluk, şiddetle de iç içe geçiyor. Doğan bu bağı şöyle kuruyor: “Şiddetten çıkmak isteyen kadınlar bu yoksullukta iki kez yoksullaşıyor.” Ekonomik bağımsızlık olmadan şiddetten çıkış da mümkün olmuyor.

Üretim arttıkça refah artmıyor
Sanayi kentlerinde tablo daha da çarpıcı. Hem Bursa hem Kocaeli kadınların yoksulluğuna önemli örnekler. Kocaeli Ekmek ve Gül Kadın Dayanışma Derneği’nden İzel Gözde Meydan, Dilovası’nda altı kadın işçinin öldüğü yangını hatırlatıyor: Kocaeli’deki kadın yoksulluğunun en çıplak haliydi. Ölenlerin üçü çocuk yaştaydı ve ayda sadece 8-10 bin liraya çalıştırılıyorlardı. Olay, ruhsatsız bir atölyedeki münferit bir kaza gibi yansıtılsa da aslında bölgede yaygın olan denetimsiz sömürünün ve çocuk işçiliğinin kanlı bir sonucuydu.
Bursa’da yapılan görüşmeler, üretim arttıkça refahın artmadığını, aksine kadınlar için yoksulluğun derinleştiğini de gösteriyor. Şahinkaya “Bursa ihracatta büyüyor ama biz bunu kadınların hayatında yoksulluk olarak görüyoruz.” derken bir kadın işçinin sözlerini aktarıyor. “İki yıldır sadece borç ödüyorum. Bazen 16 saat çalışıyorum ama bitmiyor.”
Yoksulluk sadece bugünü değil, hayatı da daraltıyor. Aynı görüşmelerde bir kadın şunu söylüyor: “Bursa’da yaşıyorum ama bir şelaleyi görmeye gidemiyorum. Bir gün dışarı çıkmak iki gün çalışmak demek.” Şahinkaya’ya göre yoksulluk sadece ekonomik değil, aynı zamanda bastırılan bir deneyim: “Kadınlar yoksulluğu bazen ayıp gibi görüyor. Söylerse isyan ediyormuş gibi hissediyor.”
Kadın patronlar da aynı
Sahadan gelen en çarpıcı bulgulardan biri de bu: Sömürü sadece “erkek patronlar” üzerinden işlemiyor. Kadın patronların olduğu işyerlerinde de tablo değişmiyor. Pendik’te büyük sanayi işletmelerinde yaşananlar bunu açıkça gösteriyor.
Adile Doğan şu örneği aktarıyor: “On yıllık, on beş yıllık kadın işçiler işten atılıyor. Tazminatları verilmiyor. Beş maaş teklif edilip ‘al git’ deniyor.” Kabul etmeyenler baskıyla karşılaşıyor: “İkna odaları kuruluyor. Kadın patron bizzat girip tehdit ediyor.”
Benzer bir tabloyu Bursa’dan Şahinkaya da vurguluyor. İşverenlerle yapılan bir toplantıda söylenenler dikkat çekici: “Kadın dostu işyeri konuşuluyor ama çalışan kadınlar çağrılmamıştı. Patronlar ‘cam tavan yok’ dediler. ”
Şahinkaya’nın aktardığı bir örnek ise doğrudan ayrımcılığı gösteriyor: “Ya şimdi sana iş öğreteceğiz, kim bilir bir yıl belki çalışacaksın, sonra iki yıl ortalarda yoksun. Ben niye işe alayım ki seni.”
Cinsel tacize ses çıkaramamak
Kadınların anlattıkları ile yöneticilerin söyledikleri arasındaki uçurum da dikkat çekici.
İzel Gözde Meydan, Kocaeli’de yerel yönetimlerin kadınların yoksullaştığına “inanmayan” yaklaşımını şöyle aktarıyor: “Bir belediye başkanı ‘Kimse aç değil, abartıyorsunuz’ dedi.”
Bu ifade, sahadaki gerçeklikle doğrudan çelişiyor. Aynı kentte kadınlar düşük ücretle, güvencesiz ve çoğu zaman riskli işlerde çalışıyor. Meydan, işyerlerindeki durumu şöyle özetliyor: “Ücretsizliğin dayatmasına, iş yerinde tacize, sözlü ve fiziksel tacize maruz kaldıklarını açıkça söylüyorlar. Ve işten çıkamayacaklarını da ifade ediyorlar.”
Sanayi bölgelerinde iş kazaları sıradanlaşmış durumda: “Orta düzey iş kazaları artık gündelik hayatın parçası.”
Yoksulluk, şiddet ve güvencesizlik iç içe
Sahadan gelen anlatımlar, yoksulluğun tek başına bir ekonomik sorun olmadığını gösteriyor.
Kadınlar için yoksulluk;
- Şiddetle
- Güvencesizlikle
- Örgütsüzlükle iç içe ilerliyor.
Gelir elde etseler bile bu gelir çoğu zaman kendilerine kalmıyor. Bakım yükü ve aile içi sorumluluklar nedeniyle kadınların kazancı yeniden dağıtılıyor.

Yan yana durmak ve örgütlenmek
Bu araştırma ve sahadan gelen anlatımlar kadın yoksulluğunun bireysel değil, yapısal nedenlere dayandığını açıkça gösteriyor. Kadınlar daha çok çalışıyor ama daha az yaşıyor. Eğitim korumuyor, iş bulmak yetmiyor, çalışmak da kurtarmıyor. Zamanları, emekleri ve hayatları parça parça ellerinden alınıyor. Yoksulluk görmezden geliniyor.
Kadınlar hem işgücü piyasasında hem ev içinde eşitsizlikle karşı karşıya. Bakım yükü kamusal olarak paylaşılmıyor. Düşük ücret ve güvencesiz çalışma yaygınlaşıyor.
Dolayısıyla bazen şöyle düşünebiliriz. Aslı Şahinkaya’nın da dediği gibi:
“Bu yaptığımız araştırmalar, raporlar ne işe yarıyor? Biz zaten sürekli yoksulluğu konuşuyoruz ama nasıl mücadele edeceğiz? Bunun için nasıl bir araya geleceğimize yönelik, aslında bu çalışmalar bir tür ısrar ve kadın emekçiler arasında bir iletişime de neden oluyor.”
Kocaeli’nden İzel Gözde Meydan çözümün ilk adımını şöyle ifade ediyor: “Kadınların yapabileceği şey yan yana gelmek ve örgütlenmek.” Bu vurgu, araştırmanın verileriyle de örtüşüyor. Düşük gelirli kadınların büyük ölçüde örgütsüz olması, yoksulluğun derinleşmesinde kritik bir rol oynuyor.
Bu düzenin değişmesi için tek yol, yan yana durmak ve birlikte mücadele etmek.
Türkiye’de Kadın Yoksulluğu Panoraması raporuna buradan ulaşabilirsiniz.










