Filipinler, ILO’nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’ni Asya’da onaylayan ilk ülke olacak. Bu tarihi karar, sendikalardan kadınların yıllardır yürüttüğü kampanyanın sonucunda alındı. Yalnız Filipinler’de değil, dünyanın dört bir yanında sendikalar ILO 190’ın onaylanması, iş yaşamında şiddet ve tacizin son bulması için mücadelelerini sürdürüyor.
Birleşik Metal-İş’in kongresinde yapılan tüzük değişiklikleriyle kadın üyeler, önemli kazanımlar elde etti. Buna göre, sendikada Eşitlik Dairesi kurulacak ve şubelerin zorunlu organlarına kadın üye sayısıyla orantılı kota getirilecek. Bu değişiklikleri, Kadın Komisyonu’nda faaliyet yürüten sendika uzmanı Nuran Gülenç ile konuştuk.
İrlanda’da ev içi şiddete maruz kalan işçilere yılda 5 gün ücretli izin hakkı tanıyan yasal düzenleme, geçen pazartesi günü yürürlüğe girdi. İşçiler acil durumlarda bu izni patronlarına haber vermeden kullanabilecek. Ücretlerinde hiçbir kesinti yapılmayacak. Sendikalar izin süresini yetersiz bulsa da düzenlemenin önemli bir kazanım olduğu görüşünde.
AKP’nin başını çektiği kadın düşmanı ittifaka milyonlarca kadın neden oy verdi? Seçim süreci ve sonrasında yaşananlar, feminist politika açısından bize ne söylüyor? Önümüzdeki süreçte nasıl bir mücadele hattı izlemek gerekiyor? Feminist yazar Handan Koç’la konuştuk.
KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil, bu seçimlerin kadınlar için yaşamsallığına dikkat çekerek, başta kamu emekçileri olmak üzere tüm kadınlara şu çağrıyı yapıyor: “Yaşamımıza ve geleceğimize sahip çıkmak için 14 Mayıs’ta sandık başında ve sandık peşinde olalım.”
Depremin yarattığı enkaz olduğu yerde duruyor. Peki, nasıl iyileşeceğiz? Psikolog Betül Topkaya “Dayanışmayla…” diyor; “Depremin yıkıcılığını artıran toplumsal sorunlarla etkin bir şekilde mücadele edilmesi ve sosyal dayanışmanın artması, insanların korku ve kaygı duygusu karşısında güçlenmesi için bir olanak oluşturabilir.”
Gürkan, işyerlerinde kadın olmaktan kaynaklanan sorunların çözümüne çok önem verdiklerini, bunun için parti olarak özel politikalar geliştirdiklerini anlatıyor. Eşit ücret mücadelesini de kadın emeğinin ikincilleştirilmesine karşı yürütülen bir mücadele olarak değerlendiriyor.
Kayıtdışılığın ortadan kaldırılmasıyla istihdam ve ücret eşitsizlikleri gibi temel meselelerin daha kolay çözülebileceğine vurgu yapan Çetinkaya, kreşin kadın istihdamını artırıcı rolünün yanı sıra örgütlenmenin, toplumsal cinsiyet temelli eğitimin ve kotanın önemine dikkat çekiyor.
Direnişteki kadın işçiler, “Her konuda bize kendimizi değersiz hissettirdi Mata. Maddi olarak da manevi olarak da kadın olarak da işçi olarak da” diyor. Fabrikanın onları robota çevirdiğini, direnişte kendilerine geldiklerini söylüyorlar. İş güvenliği önlemlerinin alınmasını, ücretlere ek zam yapılmasını, her türlü baskı ve ayrımcılığın son bulmasını istiyorlar.
Kadıköy’de bir araya gelen kadınlar ve LGBTİ+’lar hükümete istifa çağrısı yaptı; “Hayatlarımızı yok eden erkek egemen devlete karşı tek güvencemiz mücadelemiz, birlikteliğimizdir. Biat etmedik, etmeyeceğiz, yeniyi biz kuracağız. Şiddetin ve sömürünün olmadığı eşit ve özgür bir yaşamı birlikte mücadelemizle kuracağız” dedi.
Bir yanda uyuyamayan, sürekli tetikte olan, çocukları etkilenmesin diye yasını bile yaşayamayan kadınlar; çadırlara kapatılan kız çocukları… Diğer yanda bu kadim kenti yeniden kurabilecek kadar güçlü “elleri olan”, müthiş bir dayanışma… KADAV’dan Arzu Aydoğan, Antakya’dan izlenimlerini aktarıyor; “Bu şehirden asla vazgeçmeyeceğiz” diyor.
Adıyaman’da kadınlar tuvalet, iç çamaşırı ve hijyen malzemelerine erişemedikleri için hastalanıyor. Buna karşın erkek yetkililer, kadınların özgül ihtiyaçlarına öncelik vermiyor. Kadın Zamanı’ndan Dilek Başalan, “Bu durum, ileride kadın sağlığıyla ilgili ciddi sorunlara yol açacak. Ve bunu sadece biz görüyoruz maalesef” diyor.
Emeklilikte prime takılan, emeklilik hakları gasbedilen bunca kadın için öne çıkaracağımız tek talep, “sigorta öncesi doğum borçlanması” olabilir mi? Çocuksuz kadınlar ne yapacak mesela? Ya evde yaşlı/hasta bakan kadınlar? Ayrıca borçlu olan biz miyiz gerçekten?
Farklı sektörlerden kadınlara 2022 yılına ilişkin değerlendirmelerini ve 2023’e dair planlarını sorduk. 2022’nin zor bir yıl olduğuna dikkat çeken kadınlar, “Ama mücadeleyi hiç bırakmadık. 2023, kadınlar olarak mücadeleyi daha da yükselteceğimiz, dayanışmayı ve umudu büyüteceğimiz bir yıl olacak” diyor.