Türkiye’de kadınlar için ücret eşitliği talebini de içeren bir grev hemen hemen yoktur. İzmir Bornova’da 10 Aralık’tan beri grevde olan Temel Conta işçisi kadınlar eşit işe eşit ücret sloganıyla başlattıkları mücadeleyi kararlılıkla sürdürüyor.

İzmir Bornova’da bulunan Temel Conta fabrikasında çalışan işçiler hak talepleri için 10 Aralık’tan bu yana grevde. Emeklerinin karşılığını almak için hak mücadelesine başlayan işçiler neredeyse 9 aydır zorlu koşullara rağmen fabrika önünde direniyor. Temel Conta fabrikasında devam eden grevde kadın işçiler en ön saflarda mücadele ediyor.
Pres operatörü ve aynı zamanda Petrol-İş Sendikası temsilcisi Sinem Kaya, eşit ücret, insan onuruna yakışır çalışma koşulları ve sendikal haklar için verdikleri mücadeleyi Kadın İşçi’ye anlattı.
Kadın işçilerden kararlı duruş
Fabrikada erkeklerle aynı işi yaptıklarını belirten Kaya, ücretlerdeki adaletsizliği şu sözlerle ifade etti: “Kadınlar olarak içeride erkek arkadaşlarımızın yaptığı işi yapıyorduk. Ama ücretlerimiz eşit değildi. Zam istediğimizde, işveren erkeklerin maaşını düşürdü ve bize ‘işinize geliyorsa’ dedi. Ne kadınlar ne erkekler hak ettiğimiz ücreti hiç almadık. Bu nedenle grev kararı aldık. Kadınlar olarak en başından beri ‘sonuna kadar gideceğiz’ dedik. Erkek arkadaşlarımıza da hep ‘Bu yoldan dönüş yok, hakkımızı alacağız’ sözünü verdik. Bu kararlılığımız onlara da güç verdi.”
“Kadınlar ev geçindiriyor”
Kadın işçilerin sadece ‘ev bütçesine destek’ olarak görülmesine itiraz eden Kaya, günümüz ekonomik koşullarında kadınların da ev geçindirmek zorunda olduğunu hatırlattı, “Kadınlar hâlâ eve destek olarak görülüyor ama artık öyle değil. Biz kadınlar da kirayı, faturayı, okul ve mutfak masraflarını ödüyoruz. Tek bir asgari ücretle hiçbir ev dönmez. Zorlandık ama sendikamız ve diğer örgütlü işyerlerinden gelen destekle kiramızı, faturalarımızı ödedik. En büyük gücümüz örgütlü mücadelemiz. Petrol-İş ailesine bir kez daha teşekkür ederiz.” dedi.

“Geçmişte sustuk, pişmanız”
Sinem, geçmişte baskılar nedeniyle sessizliğe bürünmek zorunda olmanın pişmanlığını yaşadıklarına dikkat çekti…. Öğretilen sessizliği “Geriye dönüp baktığımızda keşke bu kadar susmasaydık diyoruz. Tek pişmanlığımız, daha önce kabul ettiklerimiz. Şimdi dik duruyoruz ve erkek arkadaşlarımız da ‘sakın geri adım atmayın, ne zaman ihtiyaç olursa yanınızdayız’ diyorlar.” sözleriyle anlatıyor.
Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede cinsiyet eşitsizliğine dayanan ücret politikalarının kendi iş yerlerinde de yaşadıklarını dile getiren Sinem, “Eşit işe eşit ücret” taleplerinin karşılığında adalet değil ceza gördüklerini ve yaşadıkları haksızlıklara dikkat çekti. “İlk başta erkekler kadınlardan daha fazla ücret alıyordu. Biz de ‘aynı işi yapıyoruz, neden az alıyoruz, kadın olduğumuz için mi?’ diye sorduk. Eşit ve adil bir zam yerine herkesi asgari ücrette eşitlediler. 10 yıl, 20 yıl, 34 yıl çalışan insanlar var, bu insanlar nasıl gitsin? Biz bu düzene razı olmadık.” “
“Zehir soluduk, hamileliğim riskli geçti”
Fabrikanın çalışma koşullarının da oldukça sağlıksız olduğunu aktaran Kaya, özellikle kadın çalışanların sağlığının tehdit altında olduğunu vurguladı. Yaşadığı sağlık sorununu “İşyerinde yurtdışı yasaklı maddelerle, havalandırmasız ortamda çalışıyoruz. 11 yıllık çalışanım, hamileliğim Temel Conta’da geçti. Kimyasallar yüzünden oksijen almayan bebeğim risk altındaydı. Gebelik zehirlenmesiyle acil sezaryene alındım. Doktor kontrolüne bile patronun uygun gördüğü günlerde gidebiliyordum. Zorlu bir gebelik süreci geçirdim. Ama tek duam, kızıma bir şey olmamasıydı.” kelimeleri ile dile getirdi.

“Adil bir toplu sözleşme talep ediyoruz”
Kadın işçilerin de söz sahibi olduğu toplu iş sözleşmesi taleplerini dile getiren Sinem, işverenin bu talepleri kabul edene kadar grevi sürdüreceklerini belirtti. Sendika ile beraber hazırlanan taslağı bir kez daha hatırlattı “Sendika hakkımız kabul edilsin istiyoruz. Toplu sözleşme taslağı, işçilerin gerçek taleplerine göre hazırlandı. Kadın bir işçi ve sendika temsilcisi olarak, çok adil bir taslağımız var. İşveren kabul edene kadar buradayız.” dedi.
Kadın çoğunluğun olduğu işyerinde erkek işçilerin de kararlılıkla destek verdiğini söyleyen Sinem, bu grevin sadece bir maaş mücadelesi değil, aynı zamanda bir insanlık davası olduğunu vurguladı: “Kadınlar çoğunlukta ama erkek arkadaşlarımız kararlarımıza hep destek oldu. Biz içeride işverenin oyunlarıyla karşı karşıya geldik ama dışarı çıkınca daha çok kenetlendik. Birbirimizin çocuklarıyla ilgileniyoruz, birbirimizin ceketlerini giyip ısınıyoruz. Bu sadece bir emek ya da ekmek mücadelesi değil; bu bir haysiyet mücadelesi. İster kadın ister erkek olalım evlatlarımıza karanlık bir sistem değil, aydınlık bir gelecek bırakmak istiyoruz. Bu yüzden mücadelemiz sadece bugünün değil, yarının da mücadelesi.”










