Temmuz Zammı Emekliyi Memnun Etmedi: Bu Sefaletin Adıdır 

Temmuz ayında açıklanan emekli maaşı zammı, emekliler arasında büyük hayal kırıklığı yarattı. Yılın ilk yarısında temel gıda, kira ve enerji fiyatlarında yaşanan artışlar karşısında zam oranı yetersiz bulunurken, emekliler yapılan artışı “sefalet zammı” olarak değerlendirdi.
Paylaş:

Bir yandan artan enflasyon bir yandan gittikçe pahalılaşan çarşı, pazar… Asgari ücrete mahkum edilen çalışanlar ay sonunu zor getirirken durum emeklilerle için çok daha zorlu koşullar doğuruyor. 

Yıllarca çalışarak emekli olmaya hak kazanan milyonlarca yurttaş açlık ve yoksulluğa mahkum edildiklerini belirtti. Kadın İşçi olarak hem sendikalarla hem de emekli kadınlarla konuştuk. 

“Açlık sınırının altında maaşla yaşam mümkün değil” 

Temmuz itibarıyla en düşük emekli maaşı 16.000 liraya yükselirken, kök maaş üzerinden yapılan hesaplamalar da birçok emekliyi zamdan tam olarak yararlanamaz hâle getirdi. 

68 yaşındaki emekli işçi Fatma Kaya şöyle konuşuyor: “Market fiyatları her gün artıyor, biz hâlâ 10 bin liraya mahkûmuz. Zammı açıklarken enflasyonu değil, halkın gerçek yaşam koşullarını dikkate alsınlar. Bu maaşla torunuma bir dondurma bile alamıyorum.” 

Kaya, yıllarca alın teri döktüklerine dikkat çekerek, en rahat etmeleri gereken dönemde ya ek iş yaptıklarını ya da çocuklarının eline baktıklarından dert yanıyor. Alım gücünün düşmesi ile beraber sağlıklı beslenemediklerini söyleyen Kaya, emekli maaşlarının temel ihtiyaçlarını bile karşılamadığını da vurguluyor.

“Yavaş yavaş ölmemizi bekliyorlar” 

66 yaşında olan emekli bir kadın işçi ise yıllarca tekstil atölyesinde çalıştığını bir çok sağlık sorunu olduğuna dikkat çekerek; “Yıllarca hem evime baktım hem işe gittim, günü geldi uykumdan, yaşamımdan feragat ettim niçin? 10 bin liraya mahkum olmak için mi? Pazara bile yetmeyecek maaş için mi?” Sözleriyle yaşadığı zorluğu anlattı. 

Temmuz ayında yapılan zammın genel zamlar yanında daha maaşlarını almadan eridiğini söyleyen yurttaş göz yaşlarına da hakim olamadı. “Üç çocuğumu alnımın teriyle büyüttüm şimdi devlet beni yük gibi görüyor” diyor. Maaşının alır almaz önce faturaları ödediğini arta kalanla ise temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştığını anlatıyor ve ekliyor “Canım istediğini yemek bir yana ben harcama yapmamak kimseye muhtaç hale gelmemek için yediğimi kısıyorum, az az yiyorum bir sonraki günü düşünerek. Yani biz yaşıyoruz gibiyiz ama yaşamıyoruz. Açlığa mahkum edilmiş milyonlarız. Bu maaşlarla ayakta kalmamız mümkün değil. Yavaş yavaş ölmemizi bekliyorlar herhalde” 

“Bu Bir Geçim Değil, Sefalet Zammıdır” 

Temmuz ayında açıklanan TÜİK verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 71,6 olarak belirlenirken, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yapılan yüzde 16,67’lik maaş artışı ile en düşük emekli maaşı 16 bin 881 lira oldu. Toplumun en kırılgan kesimlerinden biri olan emekliler tarafından sert biçimde eleştirildi. 

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na bağlı DEV Emekli-Sen Kadın Daire Başkanı Mehtap Çakır, gerçek enflasyonun soflarından eksilen yemekte, ceplerinden kalmayan parada olduğunu söyledi. 

DEV Emekli-Sen Kadın Daire Başkanı Mehtap Çakır

“TÜİK’in enflasyonu başka, halkın gerçekliği başka” 

Çakır, TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranlarının siyasi iktidara yakın biçimde şekillendirildiğini savunuyor. Açıklanan zam oranlarının açlık sınırının bile altında kaldığına dikkat çeken Çakır, “Gerçek enflasyon soframızdan eksilen yemekte, pazardaki filede, maaştan arta kalmayan cebimizde. TÜİK’in açıkladığı oranlar halkın gerçeğini değil, iktidarın beklentisini yansıtıyor.” 

Emekliler, aldıkları zammın sağlık, kira ve gıda harcamaları başta olmak üzere hiçbir temel ihtiyacı karşılamadığını belirtiyor. Elektrik, doğalgaz, kira ve temel gıdada yaşanan yüksek artışlar sonrası maaşların eridiğine vurgu yapan Çakır, emeklilerin yaşamlarını sürdürmek için çalışmaya mahkum edildiklerini bir kez daha yeniledi. 

Çakır dayatılan haksızlığa karşı örgütlü mücadelenin büyütülmesi gerektiğini belirterek taleplerini sıraladı; 

  • 5510 sayılı yasanın değiştirilmesi, 
  • En düşük emekli aylığının asgari ücretle eşitlenmesi, 
  • İntibak yasasının çıkarılması, 
  • Emekli aylıklarının toplu sözleşmeyle belirlenmesi, 
  • Katkı paylarının kaldırılması ve temel ihtiyaçların ücretsiz olması, 
  • Sendikalaşmanın önündeki engellerin kaldırılması. 

 Eylemler devam edecek

Çakır, önümüzdeki dönemde hem sokakta hem Meclis’te mücadeleyi büyüteceklerini ifade etti. Sendikalar, her ay en az bir etkinlik düzenleyeceklerini, kamuoyu baskısıyla yasal düzenlemeleri zorlayacaklarını belirtiyor. “Yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş milyonlarca emekliyi açlığa mahkûm edemezsiniz. Bu bir hak mücadelesidir. Ve biz bu mücadeleyi her alanda sürdüreceğiz.” 

“Verilen maaş artışı değil sadaka”

Bir diğer emekli sendikası Birleşik Emekliler Sendikası Genel Sekreteri Aysel Lüle, başta İstanbul olmak üzere Türkiye genelindeki kira bedellerinden örnek vererek ödenen emekli maaşlarına dikkat çekiyor.  “Emekli maaşları zamlı ve hazine yardımlarıyla beraber 16.881 TL oldu. Günümüzde düşük ev kirasının 20 bin liranın üzerinde olduğu verilen zammın ise bir üç kilo et parasına dahi tekabül etmediğini göz önünde bulundurursak bu maaş artışı değil sadakadır. Bu verilen zam oranı emekliye zam değil zulüm oranıdır.” 

Birleşik Emekliler Sendikası Genel Sekreteri Aysel Lüle

“İnsan onuruna yaraşır bir yaşam istiyoruz”

Hükümetin emekliler için adım atması gerektiğine vurgu yapan Lüle, 2002 öncesine atıfta bulundu, “2002 öncesi gibi enflasyon karşısında emeklinin alım gücünün korunması. 2002’de en düşük emekli maaşı ile 8 çeyrek altın alınırken bugün üç çeyrek altın dahi alınmıyor emeklinin eksilen beş altın değerindeki kaybının tedavisini ve alım gücümüzün korunmasını istiyoruz sadaka değil. İnsan onuruna yaraşır bir yaşam istiyoruz. 2008 öncesi gibi emekli maaş bağlanma oranlarının (ABO) tıpkı eskisi gibi yüzde 70 oranına yükseltilmesini istiyoruz.” 

Lüle’nin bir eleştirisi de Türkiye İstatistik Kurumu’na oldu. TÜİK’in verilerinin gerçek yaşamla bağdaşmadığını belirten Lüle, “Halkın yaşadığı enflasyonla uzaktan yakından ilgisi yok. TÜİK her ne kadar bağımsız kurum gibi görünse de sonuçta hazine ve maliye bakanlığına bağımlı bir kurumdur. Doğal olarak TÜİK yaptığı araştırma oranlarını değil bakanlığın kendisine gönderdiği oranları açıklamak zorunda kalıyor.” diyor.

Paylaş:

Benzer İçerikler

Asgari ücrete bir yıl boyunca yapılacak tek zammın tartışıldığı bugünlerde TUİK’in açıkladığı enflasyon oranı düşüverdi. Muhalif olan da dahil siyaset, konuya hak ettiği ilgiyi göstermezken kadınların asgari ücrete erişimini ele almak istedik
Asgari ücret sürecinde esasen patronlar ve siyasi iktidar çalışanların elindeki üç kuruşu da almanın yolunu, yöntemini tartışıyor. Feride, Selime’nin talebi ise insanın beslenebileceği, ilacını ve kışın botunu, yazın penyesini alabileceği, faturalarını dert etmeyeceği bir ücret…
Milyonlarca emekli için Temmuz 2023’te zammı reva görmeyen iktidar, birkaç ay sonrasında ise emekli aylığıyla geçinen milyonları 5 bin liralık ikramiyeye mahkûm etti. İktidar, emeklilerin zam talebine şimdilik ikramiye ile cevap verse de emekliler bu maaşlarla sağlıklı bir yaşam sürdüremiyor.
İğneden ipliğe her şeye yağmur gibi zam yağarken memur maaşlarına yapılan ve lütufmuş gibi sunulan yüzde 30 zam neye yeter? Kamu emekçisi kadınlar, hiçbir şeye yetmeyeceğini söylüyor. Anlattıkları, Saray rejiminin ekonomide yarattığı yıkımın, kadınların yaşamlarını nasıl altüst ettiğini ortaya koyuyor.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!