Skip to main contentSkip to footer
Feminist Gece Yürüyüşü’nden kadın portreleri:

“Patriyarkaya göm bacım!”

İran’a yönelik emperyalist saldırının gölgesinde yapılan bu yılki 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’nde kadınlar uluslararası dayanışmayı sık sık dile getirdiler. Kendi sloganını kendi üretip tek başına gelen de vardı, gruplar halinde geceye akanlar da… Her durumda alanda baş düşman patriyarkaydı.

Güncel

 

Sabancı Üniversitesi Feminist Kulübü’nden 22 yaşındaki Su Eda:

“Zen Zendegi Azadi- ‘kadın yaşam özgürlük’ sloganının Farsçası. İran’daki kadınlara onların dayanışmasına yanında olduğumuzu göstermek için yazmak istedim. İranlı yakın bir arkadaşım var ve ondan gördüğüm kadarıyla onlar da her şeyini farkında ve Amerikan emperyalizminin tarafını tutmuyorlar. Asla öyle bir amaçları yok. Ama o kadar zor bir yönetimin altında yaşadılar ki… Bizim onları anlamamız çok zor ne yazık ki. O yüzden ondan gördüğüm kadarıyla üzücü de olsa bunun ABD ile yapılmış olması yine de Molla rejiminin düşmesi onlar için aslında çok büyük bir şey ve İran’da herkes şu an, en azından kadınlar, daha özgür ve daha iyi hissediyorlar. O yüzden ben de onların yanında yer alıyorum aslında.”

Su Eda’dan tüm feministlere:

“Feministlere bir şey söylememe gerek yok aslında. Bence hepimiz tarihin doğru yerinde yer alıyoruz. Sadece milliyetçi feminizm diye bir şey yoktur. Böyle bir şey olamaz. Enternasyonal kadın dayanışmamızı güçlendirmeye çalışıyoruz hep birlikte. Yaşasın enternasyonal kadın dayanışmamız.”

 

36 yaşındaki Arzum:

“Bu yıl ilk kez bazı dövizlerimize el konuldu Kabataş’tan gelirken. LGBT, trans yazan dövizlerimizi aldılar. Hayvanları tahakküm altına alan da aynı patriyarka. Vegan olmamla feminist olmam çok ilişkili bir şey. Çünkü ben kadınlar erkekler ve sistem tarafından haklarının yendiğini ve kendimi ezilenin yerinde görmenin nasıl bir şey olduğunu bildiğim için hayvanların yerine kendimi koyduğumda dünyayı aynı şekilde gördüğümü fark ettim. Aslında tüm ayrımcılık biçimleri aynı yerden doğuyor. Hayvanlar da çocuklar gibi kendi seslerini bizim gibi çıkaramadıkları için onlar adına da konuşmamız gerekiyor. Feminizm kadın erkek eşitliğinden daha fazlası artık. Yani 300 yıl önceki gibi ya da sufrajetler gibi bir mücadele alanı değil, mücadele alanımız artık daha geniş. Feminizm aynı zamanda barışı da getirecekse bizi, hayvanları yiyerek, sömürerek, hapsederek bir barışı getiremeyeceğimiz ortada.”

Arzum’dan korku ve güvensizlik hisseden tüm kadınlara:

“Asla yalnız yürümeyeceksin sloganı aslında bir gerçek. Belki yanlarına bir iki arkadaşlarını alıp korkularının üstüne gitmelerini söyleyebilirim. Çünkü biz de korkuyoruz aslında, ama ikişerli üçerli buraya geliyoruz ve buraya geldikten sonra kimseyi asla yalnız bırakmıyoruz.”

30 yaşındaki Belemir:

“Uzun süredir de kadın mücadelesi içinde bulunan bir kadınım. Kendi kendime örgütsüz olarak devam ettiğim için biraz utanıyorum ama birazcık da okey bir haldeyim. Ben politika bilimciyim ve belli başlı politikaların çeşitli Ortadoğu toplumlarını ne kadar küçümsediği ve aynı zamanda peşkeş çekmeye çalıştığının farkındayım. Demokrasi artık eski anlamında bir demokrasi değil. Kadın, yaşam ve özgürlüğün olduğu her yerde gerçekten bir çiçek açabileceğini düşünüyorum. Ben hiçbir kadını eleştirebilecek konumda görmüyorum kendimi. Çünkü bir anlamda her kadının yaşadığı hem kendine hem herkese… O yüzden de eğer ki o kendini orada özgür hissediyorsa umarım beraber bir dünyada buluşuruz demek istiyorum ben ona. Ama bunun aksinde olan kadına da ‘hayır’ diyemiyorum. Çok orta yolcu bir söylem olabilir şu an söylediğim halihazırda liberal bir güç arkamızdaysa ben o devrimden şüphe ediyorum.

Belemir’den kadınların saç örgüsünün anlamı üzerine:

“Saçımız bizim kimliğimizdir. Biz kimliğimizi özgürlüğe feda ederiz. Hem Kürt kadınlarına hem Uygur kadınlarına hem aslında İran’daki Pers kadınlarına, hepsine bu örgüyle bir selam göndermek istedim. Ben saçları kısa bir kadın olduğum için yapay bir örgü oldu ama en azından elinden geleni yaptım.”

 

27 yaşındaki şair Pervin:

“Kadınların mücadelesi uluslararası ve çok özel. Feminizm benim için bütün ideolojilerin üzerinde. Özellikle Gazze şiddetinde dünya buna çok fazla alıştırıldı. Orta Doğu kadınlarının yaşadığı problemler hem dünyayı buna kör etti, sonrasında İran vs… Beyaz kadın ve esmer kadın olmak arasında da maalesef büyük fark var. Onları itibarsızlaştırmak için söylediğim bir şey değil bu, aksine Orta Doğu’da emperyalizme karşı kendilerini koruyan kadınları, ekstra zorluklar çekerek kendilerini koruyan kadınları anmak ve onların mücadelesini göstermek istedim. İngilizce yazmamın sebebi de bunu bütün dünyaya söylemek istediğim için. Kadın mücadelesini bütün mücadelelerin üstünde tutmalıyız. Çok sevdiğim bir slogan var: Yan yana verdiğimiz mücadele sizin ırkınızdan üstündür. Kadınlar, biz hiçbirimiz kuramsal kitaplar okuyarak feminist olmuyoruz. Bir sabah gözümüzü açıyoruz ve sadece kadın olduğumuz için, sadece kız çocuğu olduğumuz için bizim için dünyanın ve zamanın farklı işlediğini fark ediyoruz. Canımız nereden yanıyorsa başka kadınların oradan yaralanmaması için mücadelemizi geliştirebiliriz yani.”

Pervin’den Feminist Gece Yürüyüşü’nün anlamına dair:

“Burası benim için hem bir kavga alanı hem bir şenlik alanı. Türkiye’de Gezi Parkı’ndan sonra hükümetin en çok korktuğu hareketin ve önleyemediği tek hareketin kadın hareketi olduğunu düşünüyorum. Bugün buraya çok öfkeli geldim, ama öfkeyi buradaki kadınlarla neşeye çevirmek için geldim. Birbirimize sıkı sıkı sarılalım diye geldim. Haydi sarılalım!”” (Ve birbirimize sarılarak röportajı sonlandırıyoruz)

24 yaşındaki Beritan Can:

“Bugün buraya gelemeyen kadınlar için de buraya gelmek istedim. Annem için, başka ülkedeki, Filistin’deki kadınlar için… Dövüşmek hiçbir zaman tercihimiz değil ama kadın gibi dövüşmek de aslında anlatıldığı gibi zayıf bir şey değil, aslında gücümüzü anlatmak istedim. Gerektiğinde patriyarkaya göm bacım!”

Beritan’dan yürüyüşe gelemeyen kadınlara: “Yalnız değiller, hep beraber yürüyoruz bu yolda.”

Yazarın Diğer Yazıları

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar