Dünya Hizmet Sendikaları Birliği (UNI) 5-8 Mayıs 2026 tarihlerinde New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde yapılacak olan ikinci Uluslararası Göç Gözden Geçirme Forumu’na (IMRF) hazırlık sürecinde, dokuz diğer küresel sendika federasyonuyla birlikte taleplerini içeren bildiri yayınladı.

Küresel işçi hareketi açıklamasında, göçmen işçilerin temel haklarından mahrum bırakılması veya güvencesiz vize rejimleri tarafından yapısal olarak susturulmasının, sadece göçmen işçilere ve ailelerine zarar vermekle kalmadığı, toplumların demokratik dokusunu da bozduğu, toplu pazarlığı baltaladığı ve herkes için çalışma koşulları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturduğu vurgulandı. Bildiride, göçmen işçileri savunmanın, demokrasi ve ortak refah için verilen daha geniş mücadeleden ayrılamayacağı da yer alıyor.
İlerleme Bildirgesin hakkında birliğin açıklaması
Küresel işçi hareketi[1], 2026 Uluslararası Göç Gözden Geçirme Forumu’nun (International Migration Review Forum, IMRF) dünya çapındaki işçiler için kritik bir dönüm noktasında yapılacağını açıklarken tespitleri, derinleşen ekonomik eşitsizlik, iklim kaynaklı yer değiştirmeler, jeopolitik parçalanma ve demokrasiye, çok taraflılığa ve temel sendika haklarına yönelik süregelen küresel saldırıları, içeriyor. Bölgeler genelinde göçü, silahlı çatışmalar, savaş ve istikrarsızlık, iklim krizi ve ekonomik dışlanma gibi işçilerin kontrolü dışındaki güçler ve dinamikler tarafından şekillendirildiğini, birçok insan için göçün, özgür bir seçim değil, hayatta kalmak için bir zorunluluk olduğunu belirtti.
Göçmen işçilerin göç sebeplerini tespit ederken göç yönetimi yalnızca sınır yönetimi uygulaması olarak ele alınacağını veya yalnızca işgücü açığını kapatmak için tasarlanmış bir “beceri hareketliliği” işlem sistemine indirgenemeyeceğini vurguladı.
Daha sonra, “Göç, temelde işçi hakları, insan onuru ve küresel eşitlik meselesidir. Göçmen işçiler, sınırlar ötesinde ekonomileri ve temel sektörleri ayakta tutar, ancak kriz zamanlarında genellikle koruma, gelir ve güvenliklerini ilk kaybedenler onlardır. Gerçek şu ki, küresel ekonomi büyük ölçüde göçmen işçilerin emeğine ve alın terine dayanmaktadır; ancak bu işçiler rutin olarak ulusal iş kanunlarının korumasından dışlanmakta, kayıt dışı ekonomiye itilmekte ve son derece sömürücü çalışma koşullarına ve aldatıcı işe alım ve sponsorluk sistemlerine maruz kalmaktadırlar. Ekonomileri inşa edip sürdürmelerine rağmen, yapısal olarak dışlanmış durumda kalmaktadırlar.” sistemin politik değerlendirmesi durumu özetliyordu.
Küresel işçi hareketinin sürekli olarak sosyal, ekonomik ve çevresel adalet için mücadele ettiğini; politikasının iklim dostu işleri, tüm işçiler için hakları, evrensel sosyal korumayı, eşitliği ve kapsayıcılığı garanti altına alan bir çerçeve çizdiğini belirtti.
Mücadelenin bütünlüğüne vurgu yapan açıklama, “Tutarlı, hak temelli göç yönetimi, bu vizyonun temel bir ayağıdır. Göçmen işçilere temel haklar tanınmadığında veya güvencesiz vize rejimleri tarafından yapısal olarak susturulduğunda, bu sadece göçmen işçilere ve ailelerine zarar vermekle kalmaz; toplumlarımızın demokratik dokusunu bozar, toplu pazarlığı baltalar ve herkes için çalışma koşulları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturur. İşçi hareketi için, göçmen işçileri savunmak, demokrasi ve ortak refah için verilen daha geniş mücadeleden ayrılamaz, derken gerçek işyeri demokrasisi, pasaport veya vize statüsünden bağımsız olarak her çalışanın örgütlenme, sesini duyurma ve yarattığı zenginliğin adil payını talep etme gücüne sahip olmasını gerektirdiğine vurgu yaptı.
2026 Sıfır Taslağının değerlendirilmesi
Küresel İşçi Hareketi, 2022 İlerleme Bildirgesi, göç yönetimini insana yakışır iş ve adil işe alım temelinde kurarak önemli adımlar atmış olsa da, 2026 Sıfır Taslağı’nı son derece endişe verici bir tablo sunduğunu eleştirirken, özellikle göçmenlerin ulusal sosyal koruma sistemlerine entegrasyonuna yönelik genişletilmiş odaklanmayı ve işe alım ücretlerini ve borç köleliğini kınayan daha güçlü dili içerdiğini, olumlu bir ilerleme olarak belirtti.
Bununla birlikte, taslakta mevcut olan yapısal gerilemelerin endişe verdiğini açıklarken metnin hak temelli bir yaklaşımdan teknokratik “işgücü piyasası yönetimine” doğru tehlikeli bir çerçeve değişikliği sergilediği dikkat çekti. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) temel sözleşmelerine yapılan açık atıfları sulandırarak, güçlü iş denetimi çağrılarını kaldırarak ve örgütlenme özgürlüğü ve toplu pazarlık haklarını büyük ölçüde göz ardı ederek, mevcut taslak, göçmen işçileri insan ve hak sahibi bireyler yerine kullanılıp atılan mallar olarak ele alma riskini taşıdığı yapısal gerilemeler olarak tespit edildi.
Uluslararası çalışma standardı korumalarının göçmenlik veya diğer statülerine bakılmaksızın TÜM işçiler için geçerli olduğunu üye devletlere hatırlatılırken 2026 İlerleme Bildirgesi’nin geriye gitmemesi gerektiği vurgulandı.
Küresel Göç Sözleşmesi’nde (GCM) yer alan göç politikalarının temel olduğunu belirten Küresel İşçi Hareketi, bu politikaların sağlamlaştırılması amacıyla aşağıdaki acil taleplere yer verdi.
Talep 1 – İşçilerin Toplu Katılımı ve Sesi
- Örgütlenme Özgürlüğü Hakkı: 2026 Sıfır Taslağının örgütlenme özgürlüğünü ve örgütlenme ve toplu pazarlık hakkını (ILO Sözleşmeleri 87 ve 98) büyük ölçüde göz ardı etmesinden endişe duyuyoruz. Bunlar, güç dengelerini değiştiren, işçilerin -özellikle de göçmen işçilerin- çıkarlarını korumalarına, adil ücretler için pazarlık yapmalarına ve kolektif eylem yoluyla sömürüye karşı kendilerini savunmalarına olanak tanıyan temel haklardır.
- Anlamlı Sosyal Diyalog: Sendikalar olmadan tasarlanan göç politikaları ve programları kaçınılmaz olarak işçiler için başarısız olacaktır. Devletler, hak temelli yollar da dahil olmak üzere güvenli ve adil göç çerçeveleri geliştirmek için yerel, ulusal ve çok taraflı düzeylerde sendikalar, göçmen işçilerin önderliğindeki örgütler ve bağımsız işçi örgütleriyle gerçek, kurumsallaşmış sosyal diyaloga girme çağrısına kulak vermelidir.
- İşçinin Bilgisi Dahilinde İkili İş Anlaşmaları: İkili İş Anlaşmalarının tasarımında ve müzakeresinde sendikaların ve işçi önderliğindeki örgütlerin katılımı çok önemlidir. Şu anda, hükümetlerin, işverenlerin ve endüstri lobilerinin münhasır katılımı, işçi seslerinin dışlanmasına ve hak temelli bir yaklaşımın eksikliğine yol açan derin bir dengesizlik yaratmaktadır.
- Üçlü Mekanizmalar: Bildirge, adil küresel işgücü göçü yönetiminin oluşturulması için gerekli ve tek meşru temel olarak ILO’nun üçlü yapısının (hükümetleri, işverenleri ve işçi örgütlerini bir araya getiren) benzersiz ve kritik önemini yeniden teyit etmelidir.
Talep 2 – İnsana Yakışır İş, Uluslararası Çalışma Standartları ve İnsan Haklarına Bağlılık
- Normatif Dayanakları Yeniden Sağlayın: 2026 Sıfır Taslağı, uluslararası çalışma standartlarına ilişkin açık referansları tehlikeli bir şekilde sulandırıyor. Nihai Bildirgenin, ILO temel sözleşmelerini ve ILO Çalışmada Temel İlkeler ve Haklar Bildirgesi’ni göç politikasının mutlak temel taşı olarak açıkça merkeze almasını talep ediyoruz.
- Denetim ve Uygulamayı Güçlendirin: 2026 taslağında işgücü denetimi kapasiteleri konusunda açık bir gerileme olduğunu görüyoruz. Kağıt üzerindeki haklar, uygulama olmadan anlamsızdır. Devletler, gayri resmi ekonomi ve ev işleri sektörü de dahil olmak üzere iş yeri koşullarını izlemek için güçlü, tam olarak finanse edilen iş denetimi mekanizmalarına yeniden bağlı kalmalı ve göçmenlerin gözaltına alınma ve sınır dışı edilme korkusu olmadan istismarı bildirebilmeleri için güvenlik duvarları oluşturmalıdır.
- Herkes İçin İklim ve Sosyal Adalet: Göç, çaresiz bir hayatta kalma eylemi değil, bir seçim olmalıdır. Kaliteli ve eşitlikçi kamu hizmetlerine yatırım yapılmasını – sosyal adaletin bir direği olarak kapsayıcı ve yeterli fonlanan kamu eğitimini de içerecek şekilde – insan onuruna yakışır işe erişimi genişleten ekonomik çeşitlendirmeyi ve işçiler ve toplulukları için menşe ülkelerde dayanıklılık oluşturan ortaklaşa geliştirilmiş yeşil sanayi ve adil geçiş politikalarını talep ediyoruz. Bu, tüm insanların iklim ve sosyal adaletsizliğin kesişmesiyle göçe zorlanmadan onurlu bir şekilde yaşayabilmeleri, gelişebilmeleri ve çalışabilmeleri için elzemdir.
- Kalma Hakkı: Devletler, işçilerin, ailelerinin ve topluluklarının kalma hakkına sahip olmaları ve ekonomik baskı veya yurtlarında uygulanabilir seçeneklerin olmaması nedeniyle göçe zorlanmamaları için menşe topluluklarında/ülkelerinde insana yakışır iş ve geçim ücreti yaratılmasını içeren sürdürülebilir kalkınma hedeflerine bağlı kalmalıdır.
Talep 3 – Ayrımcılık Yapmama ve Evrensel Sosyal Koruma
- Eşit Muamele: 2026 taslağının, özellikle düşük ücretli işlerde çalışan birçok kadın, ırksallaştırılmış ve genç göçmen işçinin yoğunlaştığı kayıt dışı, ev içi ve bakım sektörlerindeki işçilerin son derece kırılgan olduğunu kabul ettiğini onaylıyoruz. Devletler, bu tanımayı ücret eşitliğini uygulayarak ve bu işçilerin eşit yasal korumaya, asgari ücret garantisine ve iş sağlığı ve güvenliği standartlarına sahip olmalarını sağlayarak politikaya dönüştürmelidir.
- Sosyal Koruma Taşınabilirliği: 2026 taslağının sosyal koruma kapsamına daha geniş bir şekilde odaklanmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Bununla birlikte, bu kapsamın, göçmenlik statülerine veya çalıştıkları sektöre bakılmaksızın tüm göçmen işçilerin sosyal koruma taşınabilirliği kapsamına dahil edilmesini sağlaması çok önemlidir. Devletler, ILO 102 No’lu Sözleşmesi ile sıkı bir şekilde uyumlu olarak, ikili ve çok taraflı anlaşmalar yoluyla (emeklilik ve sağlık hizmetleri dahil) faydaların taşınabilirliğini acilen uygulamaya koymalıdır.
- Taşınabilir Adalet: Bildirge, adalete etkin erişim için güçlü “taşınabilir adalet” mekanizmaları çağrısında bulunarak daha da ileri gitmelidir. Göçmen işçiler, göç yolculukları boyunca maruz kaldıkları ücret hırsızlığı, işyeri ihlalleri ve her türlü şiddet ve taciz konusunda, menşe ülkelerinde, transit ülkelerinde, varış ülkelerinde ve hatta menşe ülkelerine döndükten sonra bile şikayetlerini dile getirebilmeli, yasal temsilciye erişebilmeli ve çözüm yolları bulabilmelidirler. ILO’nun belirttiği gibi, ücret hırsızlığı zorla çalıştırmanın en önemli göstergesidir ve göçmen işçilerin zorla çalıştırılma olasılığı diğer işçilere göre üç kat daha fazladır.
Talep 4 – Hak Temelli Yollar ve Yasal Düzenleme
- Yasal Düzenlemeye Öncelik: Sürdürülebilir bir göç sistemi, milyonlarca insanı belgesiz, aşırı sömürüye açık bir belirsizlik içinde tutmaya dayanamaz. Küresel Göç Anlaşması’nın uygulanması, yapısal olarak istismara yol açan kısıtlayıcı, işverene bağlı geçici veya döngüsel çalışma programlarının genişletilmesi yerine, geniş kapsamlı, erişilebilir yasal düzenleme programlarına, aile birleşimine ve insani yeniden yerleşime öncelik vermelidir. Ayrıca, göçmenlerin ve ailelerinin sınır dışı edilme korkusu olmadan eğitime ve temel kamu hizmetlerine güvenli bir şekilde erişebilmelerini garanti etmeli ve bunları göçmenlik uygulamalarından arındırılmış güvenli, güvenilir alanlar olarak korumalıdır.
- İnsani Yollar: İklim acil durumu hızlanırken, iklim nedeniyle yerinden edilmiş kişiler için genişletilmiş yasal yollar talep ediyoruz. Bu yollar, tam işçi haklarını, sosyal uyumu ve kalıcı ikamet ve sivil katılım için net seçenekleri garanti etmelidir. Devletler, küresel olarak göçü giderek daha fazla tetikleyen çatışma, savaş ve diğer şiddet biçimleri nedeniyle yerinden edilmiş kişiler için insani yollara yeniden bağlılık göstermeli, krizden eşitsiz şekilde etkilenen göçmen kadın ve erkekler için fırsat ve sonuç eşitliğini sağlamalı ve bu işçilerin ve ailelerinin kaliteli kamu hizmetlerinden, işçi haklarından ve korumalarından dışlanmamasını, aynı zamanda hedef ülkelerdeki ekonomileri sürdürmeyi sağlamalıdır. Geçici işçi göçü programları, uzun vadeli yerinden edilme için uygulanabilir bir çözüm değildir.
Talep 5 – İşçi Göçü ve Adil İşe Alım için Adil Modeller
- Beceri Tanıma Ötesinde: 2026’nın “beceri tanıma”ya odaklanması, işçi haklarını ve özerkliğini gölgede bırakmamalıdır. Yollar, göçmen emeğinin metalaştırılmasına son vermelidir. Göçmenleri yalnızca ekonomik girdi olarak ele alan modelleri reddediyoruz; düzenli yollar, iş hareketliliğine ve tam örgütlenme özgürlüğüne izin vermelidir. Ve ilerleme bildirgesi, ister kayıt dışı ister kayıtlı ekonomide olsun; ister düşük ücretli ister yüksek ücretli olsun, TÜM işlerin onurlu ve becerili olduğunu kabul etmelidir.
- Bağlayıcı Adil İşe Alım Düzenlemesi: 2026 taslağının işe alım ücretlerini ve borç köleliğini sona erdirmeye yönelik daha güçlü dilini memnuniyetle karşılarken, gönüllü kılavuzların yetersiz kaldığı kanıtlanmıştır. Bu taahhüt, ILO’nun Adil İşe Alım ve İşe Alım Ücretlerinin Tanımı Hakkındaki Genel İlkeleri ve Operasyonel Kılavuzları ile sıkı bir şekilde yönlendirilen ve işçilerden alınan ücretlere sıfır tolerans politikası izleyen, bağlayıcı, sınır ötesi işe alım sektörü düzenlemeleriyle desteklenmelidir.
- ILO Liderliği: İşçileri korumak ve çalışma standartları oluşturmak için hak temelli, anayasal bir yetkiye sahip tek BM kuruluşu olarak ILO, BM Göç Ağı ve işçi göçü konularını ele alan diğer BM kuruluşları içinde işçi göçünün yönetimine öncülük etmelidir.
[1] On küresel sendika federasyonu tarafından temsil edilmektedir: Eğitim Enternasyonal (EI), IndustriALL Küresel Sendikası, UNI Küresel Sendikası, Uluslararası Ulaşım İşçileri Federasyonu (ITF), İnşaat ve Ağaç İşçileri Uluslararası (BWI), Uluslararası Ev İşçileri Federasyonu (IDWF), Kamu Hizmetleri Enternasyonal (PSI), Uluslararası Gıda, Tarım, Otel, Restoran, Catering, Tütün ve Müttefik İşçiler Dernekleri Birliği (IUF), Uluslararası Sanat ve Eğlence Birliği (IAEA), Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ).










