Kısa ama vurucuydu

Kadınİşçi’nin 8 Mart programı çerçevesinde düzenlediği Mobil Film- Festivali- Çalışma Yaşamı- isimli zoom etkinliği,  14 Mart Pazar günü saat 15.00- 17.00 saatleri arasında yapıldı. Filmler üzerinden kadın -erkek arasındaki ücret farklılığından, cinsel tacize ve cam tavana kadar her şeyi konuştuk.
Paylaş:
Haber Merkezi

Kadınİşçi’nin 8 Mart programı çerçevesinde düzenlediği Mobil Film- Festivali- Çalışma Yaşamı- isimli zoom etkinliği,  14 Mart Pazar günü saat 15.00- 17.00 saatleri arasında yapıldı. Filmler üzerinden kadın -erkek arasındaki ücret farklılığından, cinsel tacize ve cam tavana kadar her şeyi konuştuk. 

24 kadının katıldığı etkinliğin moderatörlüğünü Serap Güre yaptı, Sevim Işık Bäro da sundu. Festival ilkeleri gereği filimler 1 dakikalıktı ve hepsi cep telefonu ile çekilmişti.

Sevim Mobil Festival’den çalışma yaşamına dair altı film seçmişti. İsviçre yapımı olan 3:54 PM, filmini seyrettik önce. Bir dakikada kadın- erkek arasındaki ortalama ücret farklığını gösterip, ücret ayrımcılığına dikkat çeken filmden sonra Batı’da ve Türkiye’de ücret uçurumunu, nedenlerini tartıştık.

After You (Önden Buyurun) isimli Fransız yapımı film üzerinde en çok konuştuğumuz filmlerden biri oldu. İş görüşmesi sırasında cinsel tacizi çarpıcı biçimde anlatan, mizah yönü de olan bu filmi hepimiz çok sevdik.

Engeller ve dayanışma

Portekiz yapımı From Maria çalışma yaşamında kadınların izlediği yolu gösterirken, aynı zamanda kuşaklar arası deneyim aktarımına da işaret ediyordu.

Siz de iş görüşmelerine çoğu kez topuklu ayakkabı ve döpiyesle gittiniz değil mi?  High Hall, Güney Kore yapımı bir filmdi, bizlere erkeklere göre örgütlenmiş kentlerde çeşitli engelleri aşarak iş görüşmesine gittiğimiz, sevimsiz günleri hatırlattı.

Career Path (Kariyer Yolu) İngiltere yapımı bir filmdi. Sevim’in final filmi olarak seçtiği film, kadınların kariyer yaparken, önüne çıkan engelleri gösteriyor ve bu engelleri aşmak için tek çarenin kadın dayanışması olduğunu vurguluyordu.

Paylaş:

Benzer İçerikler

Caliban ve Cadı isimli kitabı Silvia Federici feodalizmin krizi karşısında kadınların karşı koyuşunu ele alarak “Feodalizmden kapitalizme geçiş süreci, devasa bir karşı devrim sürecidir” der. Bugün de kadınlar neoliberalizmin ve patriyarkanın krizini derinleştirecek hem yıkıcı hem de kurucu kapasiteleriyle sistemin karşısına tarihsel öfkeleriyle dikiliyorlar.
Edremit Körfezi’nde düzenlenen Körfez Fem-Fest, atölye çalışmaları, tiyatro, müzik ve dans gösterileriyle uzun zamandır eksikliğini çektiğimiz bir kadın etkinliğini Ege’nin kuzeyine taşıdı… Bu etkinlikte kadına yönelik şiddetle mücadelenin karşısına çıkarılan aile odaklı politikalar, laikliği hedef alan uygulamalar, çevre duyarlılığı gibi konular konuşulup tartışıldı. Festival gücünü 2013’ten beri bölgede faaliyet gösteren Körfez Bağımsız Kadın Dayanışması’ndan alıyor
“Kendime “ evet ya, işte budur” diye başlayan mırıldanlanmalarım, kitabın sonuna kadar sürdü. Hani sadece feminist ortamlarda da değil ama kadın kadına oturup erkekliğe ve erkeklere öfkemizi dökerken saydırdıklarımız, hatta bazen o ortamda bile saydırmaya çekindiklerimizi dillendiriyor SCUM Manifesto.”
Obanın Kadınları belgeseli evin olmadığı bir yerde yaylada kadınların görünmeyen emeğine odaklanıyor. Kadınların iş yüküne serzenişine, koşulların zorluğuna odaklanırken yine de umudu elden bırakmıyor. Yönetmen Kader Çetintaş ile Obanın Kadınları belgeselini konuştuk.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!