Skip to main contentSkip to footer
TYH’de yetki kadınlar sayesinde alındı:

“Maaş problemi olmadığında sendika aklımızda bile yoktu”

DİSK Tekstil sendikasının TYH (Tekstil Yatırım Holding) bünyesindeki 13 işletmede sürdürdüğü örgütlenme çalışmasında, 1 Mayıs’a bir gün kala, 29 Nisan 2026 tarihi itibariyle sendika yetkiyi aldı. Ücretlerin zamanında yatırılmadığı, sayı baskısı, mobbing ve hijyen koşullarının olmadığı işletmelerde çalışanların çoğunu kadınlar oluşturuyor. Yaşananları kadın işçilerle konuştuk.

Kadın İşçi olarak son aylarda yoğunlaşarak süren TYH’daki örgütlenme mücadelesini, yine son dönemde ödenmeyen ücretlere karşı geliştirilen ve farklı illere yayılan fabrikalarda ortaklaştırılan tepki eylemlerini izliyorduk.

Sendikanın Genel Başkan Danışmanı ve TYH örgütlenmelerini yürüten Bahadır Derin ile bağlantıya geçmemizin ardından Ordu, Akhisar, Lüleburgaz, Babaeski ve Keşan’daki fabrikalardan mücadeleye omuz vermiş kadın işçilerle konuştuk.

Bahadır Derin temas kurduğumuz ilk günden bizi 13 işletmede süren örgütlenme mücadelesinde iletişimin sağlandığı WhatsApp kanalına dahil etti. 2000 üzerinde kişinin takip ettiği bu kanal farklı fabrikalarda neler yaşandığını, neler yapıldığını, tepkileri ve düşünceleri paylaştığı bir mecra. Bu kanalda şöyle şeylere rastlayabiliyorsunuz; fabrika içerisinde yapılan gürültü çıkarma eylemini filme çeken bir şefe sesleniliyor “Akıllı ol biraz neden çekiyorsun, zaten kanalda yayınlanıyor!”

13 ayrı yerdeki fabrikalarda Nisan maaşının yatırılmamış olmasına tepki olarak fabrika içi “gürültü çıkarma” eylemleri ve iş çıkışlarında kapı önü eylemleri örgütlendi. Bunlar devam ederken, ücretlerin 23 gün geciktirilmesi sonucunda yasal olarak iş bırakma hakkı doğması nedeniyle 28 Nisan günü saat 15:00 da üretim durdurma kararı alındı. Ancak bunun öncesinde, “gürültü çıkarma” eylemlerinin videoları paylaşılırken, Nisan maaşlarının tamamının hem mavi yakalılar hem beyaz yakalılar için saat 13:30’da yatırıldığı bilgisi geldi ve iş bırakma eylemi iptal edildi.

Bir gün sonrasında 29 Nisan tarihinde ise bakanlığa yapılan yetki tespiti başvurusuna “olumlu yetki tespiti” yazısı ile yanıt geldiği açıklandı. TYH’e ait toplam 13 lokasyondaki fabrikalarda çalışan 2192 işçi için toplu sözleşme yetkisi alınmıştı.

Şimdi sendika işvereni altı günlük yasal süre içerisinde bu yetkiye itiraz etmeyerek toplu sözleşme bağıtlamak için masaya oturmaya davet ediyor.

Yetkinin alınması ile sonuçlanan bu örgütlenme mücadelesi kolay olmamış ve uzunca zamandır sürdürülmüş.

“Üretimi durduracağımız zaman maaşlar hemen yattı”

Keşan’dan ulaştığımız bir kadın işçi sendikalaşma faaliyetinin Akhisar’da başladığını daha sonra zamanla herkesin birbirinden haberdar olduğunu, zorlu bir süreçten geçildiğini anlatıyor. Önceki dönemlerde yönetime söylenen taleplerin çoğunun sonuçsuz kaldığını aktarıyor, “Her zaman şefler haklı, işçiler haksızdı” diyor.

Genel olarak Hakro markasına üretim yapan Keşan fabrikada çoğunluğu kadın olan 360 işçi çalışıyormuş. Dokuz saat oturarak makine başında ya da paketlemede olanlar için ayakta geçen mesailerinin kolay olmadığını, sürekli adet baskısı altında olduklarını anlatıyor. İzin haklarına ilişkin de önceleri çok sorun yaşandığını, şimdi izinler konusunun biraz daha iyi olduğunu söylüyor.

28 Nisan gününü ise şöyle anlatıyor: “O gün üretim durdurma eylemi vardı. 22 gündür yatmayan maaşlar üretim durduracağımız zaman hemen yattı. Güya para yoktu, nasıl oldu da bulundu?” İşçilerin zaten asgari ücretle geçinmeye çalıştığını hatırlatarak insanlara bu kadar eziyet etmenin anlamı olmadığını vurguluyor.

Sendikalaşma 1,5 yıldır sürmüş. İnsanların ilk duyduklarında biraz şaşırdıklarını ama zamanla alıştıklarını, faydalı olacağını düşündüklerini aktarıyor. “Zaten herkes özgürdür, isteyenler üye oldu” diyor.

İçeride yaşanan baskıların üyeliklerden sonra arttığını, yöneticilerin bakışlarının, tavırlarının üzerlerinde olumsuz etkiler yarattığını, bunun dışardaki hayatlarını da etkilediğini anlattı. Sendika girdikten sonra da aynı şekilde çalışmaya devam edeceklerini ve daha rahat olacaklarını umuyor.

“Umarız sendika layıkıyla yanımızda olmaya devam eder”

Ordu’dan ulaştığımız bir diğer kadın işçi Ordu fabrikanın da yüzde 80 oranında çoğunluğunun kadın işçilerden oluştuğunu aktardı. Aslında bu zamana kadar çok sorunları olmadığını, son maaş konusunun yaşandığını, öncesinde yasal haklarının, izinlerinin hepsinden faydalandıklarını aktardı.

Ordu’da sendikalaşmaya yönelim daha çok maaşların ödenmemeye başlaması ile olmuş. “Maaş problemi olmadığında sendika aklımızda bile yoktu” diyor.

28 Nisan günü saat 15’teki iş bırakma eylemi için herkesin çok kararsız kaldığını ama maaşlarını alamadıkları ve sorunlarına sorun eklendiği için herkesin tek bilek olmaya karar verdiğini aktarıyor. Maaşların ödenmesi ile de bir nebze de olsa rahatladıklarını anlatıyor.

Aslında ilk başta sendika nedir bilmiyormuş. “Hatta bu adam niye böyle bağırıyor, niye susmuyor bile demiştim ama sağ olsun Bahadır bey sayesinde, sendika sayesinde maaşlarımızın geri kalanı da yattı” diyor.

Bu süreçte herkesin sıkıntılar çektiğini, çalışmak istemediğini, işten soğuduğunu, beklemekten yorulduğunu ama maaşların yatması ile kısmen nefes aldığını aktarıyor. “Umarım sendika hakkıyla, layıkıyla mücadelemizde yanımızda olmaya devam eder çünkü bu zorlu süreci hala tam olarak atlatmış değiliz” diye de ekliyor.

“Namaz sorunu sendika ile çözüldü”

Akhisar fabrikadan ulaştığımız kadın işçi bu fabrikada 550 kadar işçinin çalıştığını ve yüzde 75’inin kadın olduğunu aktarıyor. Sorunlarının genel olarak sayı baskısı, hijyen sorunları ve psikolojik baskı olduğunu anlatıyor. Yaşadıkları bir diğer sorun olan namaz sorununun çözümünü sendika ile birlikte sağlamışlar. İnsanların namaz kıldığı saatte mescit kapatılınca fotoğraflarını çekip Bahadır Derin ile paylaşmışlar. Tepki olunca fabrika yönetimi geri adım atarak burayı temizlik için kapattıklarını söylemiş, sorun çözülmüş.

Kendisi fabrikada uzun yıllardır çalışıyor. Sendikalaşmanın 1.5 yıl önce bir arkadaşlarının cesareti sayesinde geliştiğini söylüyor. En başından itibaren tepkiler, işten çıkarma tehditleri almışlar, baskı görmüşler ama vazgeçmemişler.

“Sayımız yüzde 90”  

28 Nisan gününü ise “Biz çok iyi hazırlandık, nerdeyse fabrika tam kadro halinde bekliyorduk, eylem insanların içinde kaldı ama paranın yatışı elbet mutlu etti insanları çünkü insanlar zor durumda” diyerek anlatıyor.

Arkadaşlarının başta sendikaya üye olmaya korktuklarını ama onları ikna ettiklerini aktarıyor.

“Gelinen noktada sayımız yüzde 90 neredeyse. Bu bana hem iş hayatımda hem de normal hayatımda çok özgüven kattı. Çok mutluyum. İyi ki hemen üye olmuşum” diye de ekliyor.

Toplu sözleşme yapılacağına, başarılı olacaklarına inanıyor. “Patron istemez de sözleşme yapmazsa kapanır diye düşünüyoruz. Çünkü başka şansı yok” diyor.

Elif Soydal

Temsilci tazminatsız işten çıkartıldı

Elif Soydal TYH Tatarköy yerleşkesinde Kasım 2024’ten beri çalışıyormuş. En az yarısı kadın işçi olan 200 işçinin çalıştığı bu fabrikada da sendikalaşma çabaları 1,5 yıldır devam ediyormuş.

Soydal 2 Nisan günü sendika tarafından fabrikadaki sendika temsilcisi olarak belirlenmiş. 15 gün sonrasında ise işten çıkartılmış.

17 Nisan günü maaşların aylardır geç yatırılmasına karşı sendika ile birlikte yaptıkları eylemler sonucu özel eşyalarını almasına dahi müsaade edilmeden güvenliğe gönderilerek tazminatsız şekilde işten çıkartılmış. “Eşyalarımı sendika karşıtı bir işçiyle bana teslim ettiler” diye anlatıyor.

Alpullu fabrikasından da bir kadın işçinin telefonunu almıştık ve kendisine ulaştık ancak “paralarımızı yatırmadıkları için işi bırakmak zorunda kaldım” diyen bu kadın işçi bu nedenle sorularımıza cevap veremeyeceğini, doğru olmayacağını söyledi.

“Ordu aldırdı yetkiyi”

Son konuştuğumuz kişi ise TYH Ordu fabrikasından Neşe Aksu oluyor. Neşe Aksu çok deneyimli bir işçi, tekstilde 20 yılın üzerinde işçiliği var, 11 yıldır da TYH çalışanı. İki dönem fabrikada işçi temsilciliği yapmış. Fabrikada çalışanlar için prim talep etmiş patrondan geçtiğimiz yıllarda, verilse de hem eşitsiz hem de komik miktarlarda primler alabilmişler.

Neşe hanım da yaşanan son süreçte işten çıkartılmış.

Sendikalaşmanın 1,5 yıldır daha çok Akhisar’da ilerlediğini, Ordu’nun ise son döneme kadar katılmadığını anlattı. Yöneticilerin sürekli vaatlerde bulunarak, ileride daha iyi olacağını söyleyerek işçileri durdurduğunu aktardı. Ancak bu tablo kendisinin attığı bir video ile değişmiş. Çalışma arkadaşlarına “Artık gözünüzü açın” dediğini söylüyor. Son zamanlarda, özellikle iki aydır maaş gecikmeleri olması da Ordu’nun harekete geçmesinde etkili olmuş. Ve Ordu fabrikanın sendika üyeliğine geçmesi ile yetki alınması mümkün olmuş. “Ordu aldırdı yetkiyi” diyerek anlatıyor bunu Aksu. “Sen holdingsin, neyin bekletmesini yapıyorsun?” diye soruyor.

Neşe Aksu 11 yıllık TYH çalışanı ve tüm makinelerin operatörü. “Ama ne zaman sendika istedim o zaman kötü oldum” diyor.

Ordu’daki fabrikada çalışan sayısı önceki dönemlerde 900’lere çıkmış, son olarak ise 300’ün altında.

Onunla fabrikaların geleceğinin ne olabileceğini de konuşuyoruz. “Nasıl ilerleyeceğini bilmiyorum” diyor. “Belki kendileri gider hesabı yapıldı” diye tahmin ediyor. Çünkü maaşların ödenmediği dönemde işten çıkanlar, çıkarılanlar olmuş. Aynı dönemde ücretlerini alamadıkları için herkes çok etkilenmiş, örneğin bir arkadaşları çocuklarını okul servisinden almak zorunda kalmış servis ücretini ödeyemedikleri için. “Biz onlara en az 3-4 makine kazandırdık. Bir ramazan gıdası bile vermediler. Tamam vermeyebilirsin. Ama biz servis daha ucuza yapan olsun diye fabrikaya erken getiriliyoruz. 20 dakikalık yol aslında, erken gelip soğukta bir saat kapıda bekliyoruz. Sonra bir kahve, bir bardak sıcak su çok görülerek işe başlamamız bekleniyor. Biz bu bir bardak sıcak suyu aldıramadık. Plastik bardağın hesabını yaptılar” diye aktarıyor.

Neşe Aksu

Kreş talebi iki sene önce karşılanmış

Oysa fabrikada daha sendika gelmeden sendika varmış gibi çalışmışlar. Kimi taleplerini kabul ettirmişler. Örneğin kreş istemişler ve iki senedir kreş hakkı sağlanmış fabrikada.

Aksu sendikalaşma sürecinde karşılarında yer alan şefleri, idarecileri de anlatıyor, onların kendilerinin 4-5 katı maaş aldıklarını, maaşlar geç ödense de bunun sıkıntısını yaşamadıklarını, kendilerinin ise neredeyse banka faizlerine çalışır hale geldiklerini vurguluyor.

Ancak tam sendikalaşmanın başarıya ulaştığı dönemeçte, 19 Nisan tarihinde Neşe Aksu’yu da işten çıkarmış işveren. “Oysa onların mükemmel bir çalışanıydım” diye anlatıyor Aksu, her türlü makinenin operasyonunda uzman olduğunu vurguluyor. İşyerindeki adaletsizliği şu sözlerle anlatıyor: “Neşe hanım üretimde her alanda çalışsın, kompleci bir insan asgari ücretle, yeni girmiş bir elemanla aynı ücreti alsın, eli cebinde hiçbir bilgisi olmayan yönetim bugüne kadar bizim beş katımız fazlasını oturarak alsın, yemeklerini bile odalarında yesinler, çaylarını kahvelerini içsinler ama anayasal hakkımız olan sendikaya başvurunca emekçi kadınlar işten çıkarılsın… Böyle oldu maalesef.”

Bunları anlatıyor Aksu ve sendika geldikten sonra işyerine döneceğini umuyor.

Bizler de TYH’deki bu kadar çok ile yayılmış fabrikalardaki toplam 2192 işçi için tüm bu emeklerle kazanılmış sendika yetkisi için her birini tebrik ediyoruz. Bu yetkinin imzalanacak bir toplu sözleşme ile ve daha iyi, daha güvenceli çalışma koşulları ile taçlanmasını, DİSK Tekstil sendikasının layıkıyla arkalarında durmasını umuyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar