Turizm işçisi bir kadının Kod 46’ya karşı mücadelesi: Sesimi duyurmama destek olun

Çalıştığı lüks otelde iş arkadaşına yapılan mobbinge karşı çıktığı için Kod 46 ile işten atılan Gülşah Tavancı, kendisine yapılan haksızlığın düzeltilmesi için sonuna kadar mücadele etmekte kararlı. Tavancı, feministlerden ve emek örgütlerinden dayanışma bekliyor.
Paylaş:
Seval Öztürk
Seval Öztürk
sevalozturk18@gmail.com

Gülşah Tavancı, Double Tree by Hilton Bodrum’da aşçıydı. Arkadaşına yapılan mobbinge karşı çıktığı için gerekçe gösterilmeksizin Kod 46’dan işten atıldı. Bunu kabul etmedi ve dava açtı ama işveren geri adım atmıyor. Gülşah, otel ve Doğan Holding yönetimine seslenerek haksızlığın düzeltilmesini istiyor.

Sizi tanıyabilir miyiz?

Ben Gülşah Tavancı. 24 yaşındayım. Anadolu Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümü mezunuyum. Aşçıyım.

DoubleTree by Hilton’da ne zamandır çalışıyorsunuz?

Double Tree by Hilton Bodrum Marina Vista’da 27 Mayıs 2021 tarihinde işe başladım ve 24 Mayıs 2022 tarihine kadar çalıştım. Bir yıllık çalışma süremin dolmasına sadece üç gün vardı. Ve işten çıkarıldım.

Gülşah Tavancı

Mobbing hep vardı

İşyerinde neler yaşandı ve muhtemelen yaşanmaya devam ediyor, neler oluyor DoubleTree by Hilton Bodrum’da?

İşyerinde çalıştığım süre boyunca hep mobbing vardı zaten. Son olaylarda yoğun olarak baskı ve mobbing gören, üstelik tehdit edilen bir çalışma arkadaşım hakkında endişelendiğim için ilk olarak otelin ilgili yöneticileri ile konuştum ama sonuç alamadım, ciddiye almadılar durumu. Sonrasında çalışma arkadaşımın yazmış olduğu bir şikâyet mektubunu, Double Tree by Hilton Bodrum Marina Vista gibi Doğan Holding bünyesinde yer alan Milta Bodrum Marina yöneticisine vererek, bu durumun düzeltilmesi için Doğan Holding yönetimine iletmesini istedim. Haksızlıklar ve mobbingler konusunda sesimi çıkartmış olmam otel yönetimini oldukça rahatsız etmiş olmalı ki ertesi gün, herhangi bir uyarıda bulunulmadan, tarafımdan savunma alınmadan, sorgusuz sualsiz işten çıkarıldım. Otelin İnsan Kaynakları yetkilisi benimle çalışmak istemediklerini söyledi. Sebebini sorduğumda, şahitler olduğu ve kararın verildiği söylendi. Şahitleri ve iddiaları sorduğumda, neyle itham edildiğimi bilmek istediğimde bunu bana söylemek zorunda olmadıklarını dile getirdiler. Şok içindeydim ve fesih bildirimini imzalamadım. Asıl şoku ise Kod 46 ile çıkışımın verildiğini öğrendiğimde yaşadım. Kod 46 içinde hırsızlık yer alıyor ve gerçekten beni cezalandırmak istediklerini anladım.

Kod 46 ile lekeliyorlar

Kaç kadın çalışıyordu otelde ve genel olarak kadın işçilere yaklaşımları nasıl?

Net olarak bir rakam veremem fakat yaklaşık yüzde 35-40 oranında kadın çalışan var. Haksızlıklara ve mobbinglere ses çıkarmadığı sürece çalışanlarla pek dertleri yok aslında. Fakat son üç ay içinde benimle beraber üç işçi Kod 46 ile işten çıkarıldı. Uğraşmak istemedikleri, canlarını sıkan, başlarını ağrıtan her işçiyi Kod 46 ile lekeleyip işten çıkarıyorlar. Zaten gerek hayat şartları gerekse işinden olma korkusuyla sesini çıkaramayan diğer işçiler, tüm bu yaşananlardan sonra nasıl sesini çıkarabilir? Kadınlara değer verdiklerini söylemeleri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yaptıkları paylaşımlar, kadın personele özel 8 Mart kahvaltısı vs. hepsi göz boyamak için. Evet, bunları yapıyorlar ama bu tür organizasyonlarda bile ayrımcılık söz konusu, ben bu kahvaltıya davet bile edilmemiştim örneğin. Kadınlara değer veren ve İnsan Kaynakları departmanı tamamen kadınlardan oluşan bu otel, bir kadına leke sürerken, ona hırsız derken, onun bugününü ve geleceğini karartırken eminim hiç düşünmemiştir. Halen de düşünmüyorlar zaten. Kadının uğradığı zarara kadın bile ses çıkaramıyor.

Kadın ve erkek çalışanlar arasında aynı işi yapmalarına rağmen ücret farklılıkları var mı?

Bu konu hakkında net bir yorum yapamam, çünkü otelde işyeri kuralları gereği çalışanların birbiriyle aldıkları ücretler hakkında konuşması yasaktı.

Hukuki süreç başlattınız mı, başlattıysanız hangi aşamada?

Hukuki süreci elbette başlattım. Arabulucu masasına ilk başta oturmak istemeyen işyeri, otel önünde yaptığım basın açıklaması ve avukatımın ısrarları sonrası masaya geldi. Talebimin Kod 46’nın düzeltilmesi olduğunu avukatım iletti ama buna rağmen “Tazminat ve haklarını öderiz fakat Kod 46’yı düzeltirsek SGK’ya ceza öderiz, kodu düzeltemeyiz” şeklinde bir cevap aldık. Dava açıldı. Bu cevap, işyerinin açıkça beni ciddiye almadığı, Kod 46’yı oyuncak gibi kullandığı ve büyük bir aymazlıkla sırf ceza ödememek için bana “bu lekeyle yaşa” dediğinin kanıtıdır. Akıl alır gibi değil.

Bir sendikaya üye misiniz, üyeyseniz onların yaklaşımı nasıl?

Herhangi bir sendikaya üye değilim.

Destek bekliyorum

Emek örgütlerine ve feministlere söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Biz kadınlar daha duygusal olabiliriz ama bu güçsüz olduğumuz anlamına gelmiyor. Bu meslek benim çocukluk hayalimdi. 14 yaşımdan beri ailemden uzak yaşıyorum. Yeri geldi, hem çalıştım hem okudum. Çalışma hayatına atıldıktan sonra da akademik kariyer yapabilmek için para biriktiriyorum, çünkü hayat bir mücadele ve ben bu mücadeleye kendimi hazırlamak zorundayım. Sonrasında ise sırf haksızlığa sessiz kalmadığım için bana bu leke sürülüyor ve tüm hayallerimin önüne bir duvar örülüyor. Ben bu duvarı tek başıma yıkıp hayatıma devam edemiyorum. SGK, İŞKUR, Doğan Holding’in etik hattı ve yönetim kurulu, uğradığım haksızlık karşısında beni ciddiye almıyor. Dava yoluna başvurdum ama bu benim hayatımdan çalınan iki sene demek. Ben bu lekeyle yaşayamıyorum. Müthiş bir haksızlığın içinde çırpınıyorum.

Feministlerden ve emek örgütlerinden beklediğim; bir kadının, bir insanın, bir emekçinin böyle kolayca lekelenip atılamayacağını dile getirmeleri. Bu yıpratıcı süreçte sesimi gerek Double Tree by Hilton Bodrum Marina Vista otel yönetimine, gerek Doğan Holding yönetimine ve bu haksızlığın giderilmesi için yetkili tüm mercilere duyurmama destek olmalarını istiyorum. Bu sürecin bir an önce son bulmasını, Kod 46’nın düzeltilmesini istiyorum. Hedeflerime doğru yürüyüp güçlü bir kadın olarak hayatıma devam etmek istiyorum.

Paylaş:

Benzer İçerikler

Hepsijet depolarında baskı, mobbing, cinsel taciz, düşük ücretler, sendikal özgürlüklerin engellenmesi, hijyen sorunu, iş kazaları gibi sorunların ardı arkası kesilmiyor. İnsanlık dışı çalışma koşullarını kabul etmeyen işçiler Sosyal-İş’te örgütlendiler ve direnişe geçtiler. Direnişteki kadın işçilerden Tuba, Ayşe ve Nergiz’le konuştuk.
Dersim’de faaliyet yürüten Peri Tekstil firmasından 17 kişi uğradıkları mobbing ve hakarete itiraz ettikleri için işten atıldılar. Bu işçilerin 15’i kadın. İşlerine dönmek isteyen işçiler, üyesi oldukları BİRTEK-SEN ile mücadelelerini sürdürüyor.
İşçi veya ev emekçisi bütün kadınların maruz bırakıldığı sorunlara son günlerde bir yenisi eklendi. İktidar “normal doğurun” diyor! İşçi Bayramı’nda binlerce kadın işçi, ‘adil ücret’ için yürüyecek. Ancak şiddetsiz ve tacizsiz işyeri koşulları da kadınlar için ücret talebi kadar önemli. Sendikacı kadınlar, emekçilerin taleplerini Kadın İşçi’ye anlattılar. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “Kadın işçiler, ev içinde ücretsiz, ev dışında düşük ücretlerle güvencesiz koşulların içindeler. ‘Aile yılı’, ‘normal doğum’, ‘esnek çalışma’ gibi ifadelerle kadın düşmanı söylemlere her gün bir yenisini ekliyorlar” yorumuyla tepkisini dile getiriyor.
DİSK’in 7 Mart’ta yapılacak olan kadın grevinin taleplerini açıkladığı Kadın Buluşması’nda, “Eşit işe eşit ücret için, çalışma hayatındaki bütün ayrımcılıkları ortadan kaldırmak için, her gün hepimizi sarsan kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerini durdurmak için, İstanbul Sözleşmesi için, ILO190’ın onaylanması için ve hiç konuşulmayan, görülmeyen evdeki bakım emeğimiz için, bakım yükünü kadınların üzerinden alacak kamusal sosyal politikalar için hep birlikte greve çıkalım” çağrısı yapıldı.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!