Emperyalist saldırılarla kız çocuklarının öldürülmediği, kadınların koca şiddeti ile yaşamını yitirmediği, geceleri sokaklarda neşeyle dolaştığı, cinsel tacizden ve şiddetten arındırılmış, emeğimizin hakkını aldığımız işyerlerinin olduğu zamanlara kavuşmak için hep birlikte neredeysek orada…

Amerikan emperyalizmi ve işbirlikçisi İsrail’in İran’a saldırdığı bazılarının bunu savaşla kapatmaya çalıştığı, 168 kız çocuğunun “medeni alemin” gözü önünde bombalanarak öldürüldüğü ve bu lanet düzenlerin hala tıkır tıkır işlediği bir dönemde giriyoruz 8 Mart’a. Siyasi hareketlerden bir arkadaş şöyle yazmış facebook duvarına, “1857 de emekçi kadınlar siz 8 Mart’ı güllerle kutlayasınız diye ölmediler” 1857 tarihinin yanlışlığı bir yana arkadaşa şunu hatırlatmak isteriz ve evet kadın özgürlüğü için o veya bu biçimde mücadelede yaşamını kaybeden kadınlar, tam da biz Dünya Kadınlar gününü güle oynaya kutlayalım diye öldüler. 8 Mart’ta 168 kız çocuğunu güllerle örtülmüş tabutların içinde değil, ellerinde güller güle oynaya halay çekerken görmekti mücadelemizin amacı bizim. Dostu, düşmanı ayırt etmek lazım ama nedense dostlarımıza da düşmanlarımıza davrandığımız gibi davranmak trend topik oldu.
Emperyalist saldırıların, ekonomik krizin, azgınlaşan erkek egemenliğinin gölgesinde ve onlara karşı bu yıl kadınların yaygın biçimde 8 Mart’ta sokağa çıktığını görüyoruz. Kadın işçiler fabrika ve direniş çadırları önlerinde, çevreciler ağaç ve orman talanlarının ortasında, sendikalar salonlardan çıkarak işçi havzalarında, feministler gece yürüyüşünde…Ülkede tedirgin edilmeyen toplumsal kesim kalmadıkça bu mücadele daha da büyüyecek. Ne diyor kadınlar; “Ocağı kapat, ayakkabını giy, yanımıza gel” en güzel ayakkabı ve giysiyi de giyebiliriz, çünkü mücadele etmek neşeyle de olabilir, çünkü biz el ele vermedikçe bu ceberrüt düzenden kurtulamayacağız. Sokağa çağrı görünürlüğe çağrıdır, emeğimizin, bedenimizin, erkek tarihin gölgesinde yok edilen geçmişimizin görünürlüğü…Ve evet, bir kere çıkınca bizi zor içeri kapatabilirsiniz.

Yaşanılır bir işyeri
Sendikalar ve Erdoğan’ın TÜİK’i 8 Mart’ta istihdam raporları hazırlıyorlar bir süredir. Bu yılki TÜİK raporuna göre kadın istihdamı yüzde 32.5 oranında seyrediyormuş. Ekonominin işsizlik ürettiği bir yerde düzenli, kadrolu işler değerli hale gelirken, erkeklerin bu imkanı (!) kadınlara kaptırmayacağı açık. Ama biz Patriyarka sistemdir derken, kadınların ücretli çalışmalarının da belirleyicisidir derken, bir iş bulup halen istihdamda olan kadınların, işyerlerinde karşılaştıkları erkek kültürün, işyeri ideolojisinin baskı ve saldırılarına da işaret ediyoruz. İş bulunca iş bitmiyor. Yani evet sadece kadınlara düzenli kadrolu işler demek yetmiyor maalesef… İşyerlerinin erkek egemenliğinden arındırmaları da gerekiyor. İstanbul Planlama ajansının yaptığı “İstanbul’da Kadının İyilik Hali Araştırması”na göre, kadınların yüzde 53’ü işyerinde yetkinliklerinin sorgulandığını belirtmiş, cinsel taciz ve şakalar kadınların işyeri deneyimleri içinde yüzde 39.7 ile ikinci sırayı alıyor. Yüzde 50.4’ü hamilelik ve anneliğin işyerinde engel oluşturduğunu vurgularken, yüzde 39’u iş yükünün adil dağıtılmadığını belirtiyor. Araştırmalar ve raporlar elbette şık birer metin, cv’de hane olarak kalmamalı. Bunların hayatlarımızı da değiştirmesi şart. Nedir feminist araştırma; bir eylem bilgisidir. Bu konuda sendikalara büyük görevler düşüyor. Rapor da yayınlayın ama TİS’lerle, etkinliklerle kadın işçilerin yaşamlarının nasıl kolaylaştırılabileceğine dair politikalar üretin, yapılar kurun işyerlerini kadınlar için yaşanılır hale getirin ve bu konuda bir şeyler yapmaya çalışanları engellemeyin.
8 Mart dayanışma çağrısı yapmak için iyi bir gün, kadınlar ve sevgili feministler birbirimizi sevmek zorunda değiliz ama bir sendikada, bir fabrikada, bir üniversite kampüsünde kadınların eşitliği ve özgürlüğü için yapılan her şeyin kıymetini bilelim, gün birbirimizin ayağına çelme takmak değil, birlikte hareket etme günü. Bunu laf olsun diye değil kendimizin ayakta kalma hakkına saygı için de yapmalıyız, bilirsiniz ki feminizm benle başlar bize döner.
Kadınİşçi olarak herkesin 8 Mart’ını kutluyor, daha iyi günlerde daha şenlikli 8 Mart’lar diliyoruz.
Fotoğraf: Meltem Ulusoy / csgorselarsiv.org










