Skip to main contentSkip to footer
KYK’da çalışan temizlik işçisi kadınlar:

“Erkekler genel temizlik yapmaz düşüncesi hakimdi”

“KYK yurtlarında temizlik çalışanı olmak adeta bir kabustu. Her işçi kadının günlük kapasitesi bellidir. Ne var ki, bir günde tek bir işçiye 20-25 odayı temizlettiler. Buna itiraz edenlerin işi fesh edilecekti. Öte yandan, özensiz seçtikleri deterjanlardan dolayı, bazı işçilerimizin elleri ağır bir şekilde hasar aldı”.

KYK Kız Öğrenci Yurtları’nda çalışan kadın işçileri, kurumun temizlik işi haricinde bir çok alana yönlendiriyorlar. İşçiler, genel görevleri dışında, kimi zaman bahçıvan oluyorlar, bazen de ellerine fırça tutuşturulup duvar boyamaları isteniyor. KYK’ya bağlı Kız Yurtları’nda çalışanların yüzde 90’ı kadın. En zorlu olan ne varsa, yaşadıkları da buydu söz konusu kadın işçilerin. Komodinin üzerine komodin koyarak, pencerenin kornişine erişerek ve kirlenen perdeleri değiştiren işçilerden söz ediyoruz. Kurum içinde işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerine uyulmuyor. Örneğin sağlığa uygun olmayan temizlik ürünleriyle (deterjan vs. )  işlerini yapmak durumunda kalıyorlar. Elleri bu yüzden hasar almış. Görev tanımı dışında iş dayatılması burada en büyük problemlerden biri. KYK yurt yöneticileri, aldıkları keyfi kararlarla, “her isteneni sorgusuz yapacaksın” anlayışını hakim kılmışlar. Yasal sınırların ötesinde bir mesai sistemini zorlamışlar.

İşverenle uyumlu sendika!

10-15 katlı yurt binalarının tüm alanlarını yorucu bir çalışma temposuyla temizleyen işçiler, önemli problemlerini yetkililere bildirdiklerinde, yaşadıkları haksızlıkların görmezden gelindiğini ve hiçbir işlem yapılmadığını vurguluyorlar. Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı KYK’larda, Toleyis Sendikası yetkili. İşçiler, bu sendikanın sorunlarına çözüm üretememesinden şikayetçi. Hatta tam tersi, Toleyis işverenle uyumlu! Bütün bunlar, rahatsız olanları sendika değiştirmek zorunda bıraktı. OTİS’e (Otel ve Turizm İşçileri Sendikası) geçen işçiler, henüz sözleşme yapabilecek yetkiye sahip değil ama en önemli hedefleri bu. Kredi ve Yurtlar Kurumu işçileri, “İşyerlerimizde söz hakkına sahip olabilmemiz için OTİS tek alternatifimizdi” yorumunu yapıyorlar. Henüz yetkili sendika olmamasına rağmen, Kredi ve Yurtlar Kurumu’nda,  iş güvenliği ve işçi sağlığı, işyeri hekimi ve kreş gibi konularda önemli adımlar atılmasını sağlamış OTİS. İşçi sağlığıyla ilgili bir çok uygulama hayata geçirilmiş. Sendika’nın Genel Başkanı Birsel Tuğlu ile bütün bu süreci konuştuk.

OTİS Genel Başkanı Birsel Tuğlu

Bir günde 20-25 oda temizlemek!

KYK işçileri temizlik, iklimlendirme ve güvenlik alanlarında görevli. Dokuz yıldır kurumda işçi olan Birsel Tuğlu, çalışma sisteminden söz ediyor; “Öğrencilerimizin kaldığı onlarca odanın düzeni, tertibi ve temizliği işçilere ait. Herkesin temizleyeceği oda sayısı  bellidir. 10 diyelim. Ama yönetim bir günde 25 odayı temizlettirebiliyor. Eğer işçi kabul etmezse tutanak tutmakla, keyfi disiplin cezalarıyla ve iş feshi ile tehdit ediliyorlar. Özensiz seçilen deterjanlardan dolayı, bazı işçilerimizin  elleri ağır bir şekilde hasar aldı. Bir emekçi arkadaşımız,  ‘Ben ellerimden raporluyum, temizlik işi yapamayacağım, beni başka bir alana verin’ dediğinde, yönetim ona uygun iş bulmak zorunda. Ama yapmıyor. Yapmadı da. İşte arkadaşımıza çok zorluk yaşatan bu el derisi hastalığı karşısında olumlu davranmak yerine ‘işini fesh ederim’ diyebildiler”.

“Kaldırım taşlarını dahi boyattılar”

Kredi ve Yurtlar Kurumu çalışanlarının iş tanımının olmaması üzerine konuşuyoruz Birsel Tuğlu ile. Öyle belirsiz bir iş sistemi var ki; “Kimi odaları temizler, öteki merdiven siler, başka biri ise belli bir mıntıkadan sorumlu tutulur. Ama burada bu tanımlar maalesef yok. Temizlik işçisi olarak işe alınmış arkadaşımız. Ama çim biçtiriyorlar, ot yolduruyorlar. Bilinçli bir işçi ‘ben bu işi yapmam, benim görevim değil’ dediğinde, ‘ne yapalım, bahçıvan mı var’ diyebiliyorlar. Oysa herkesin bir alanı bulunmalı, kural birçok yerde böyle. Ne var ki burada yok. Akıllarına bir iş mi geldi? Hemen kadın arkadaşlarımızı arıyorlar. Badana boya yaptırıyorlar. Kurumun ana kapısının dışında olan ve Yurt ile hiç ilgisi bulunmayan kaldırım taşlarını dahi boyattılar!”.

20-30 kiloluk deterjan bidonlarını taşımak

Aslında işçilere, “yapılacak görevler” olarak yazılı hale getirilmiş bir metni imzalattırıyorlarmış. Fakat bir kelime oyunuyla. Genel Başkan Tuğlu, “Ama bütün bu yazılı evrakların en altında, ‘Ve amirin verdiği bütün görevler’ ibaresi vardır. Böyle olunca, rutin işlerin dışında onlarca işi size yüklüyorlar. İşçi arkadaşlarımızı arayıp, ‘Çamaşırhaneden yıkanmış yorganlar geldi’ deyip, koca yorganları tek tek odalara taşıttırıyorlar. Üç ayda bir, büyük bir tırla kuruma temizlik malzemesi gelir. Yükte hayli ağır olan bu ürünleri ve eşyaları yine kadın işçilere taşıtırlar. Tuvaletleri temizleyen, odaları silen emekçilerin ayrıca 20-30 kilo olan deterjan bidonlarını taşımaktan adeta canları çıkar.”

“Erkek işçi genel temizlik yapamaz!”

KYK yurtlarında, otellerde, lokantalarda, restoranlarda ve barlarda örgütlü olan sendika, onlarca sorununa el atıyor. KYK’da görevli kadın işçilerin o kadar mağduriyeti  var  ki. Sözleşme yetkisi bulunan Toleyis, şimdiye kadar mevcut sorunlar için kılını dahi kıpırdatmamış.  Temizlik işçilerini bina dışındaki alanlardan da sorumlu tutuyorlar. Bu çerçevedeki sorumuzu şöyle yanıtlıyor Birsel; “Yurtla hiç ilgisi olmayan belediye alanlarını temizletmek, iklimlendirme(binayı ısıtma ve soğutmadan sorumlu bölüm) personeline boya-badana, tamir yaptırmak artık rutin işler haline geldi. Örneğin kurumun tamamen dışında bir üst geçit var. ‘Git, orayı da temizle’ bile deniyor işçi arkadaşlarımıza’. Peki o zaman dağ, taş, tepe için dahil o kadar temizliğe meraklılar. Neden belediyenin görevi olması gereken bir işi KYK işçilerine yüklüyorlar? Ayrıca erkek öğrenci yurtlarında çalışan erkek işçilerin genel temizlik yapmadığını da öğreniyoruz sendika başkanından. “Neden peki” sorusunu yöneltince, sendikacının yanıtı geliyor hemen; “Bu kurumun bakışı böyle. ‘Erkekler genel temizlik yapamaz’ diyorlar. Onlara göre bu sadece kadınların işiymiş! Ama Doğu Anadolu’da, Erzurum, Kars ve Ardahan gibi şehirlerde kadın işçiler bütün kış ayaklarında terlikle, ellerinde kürekle kar kürüyorlar.”

Güvenlikçi olarak eğitim aldı

Birsel Tuğlu, bu işe nasıl adım attı, onu merak ediyoruz. Dokuz yıl önce, güvenlikçi yetiştiren meslek kurslarından birine yazılmış ve orada her yönüyle donanımlı olarak eğitim almış. Ardından KYK’ya girmek istemiş, “devlet işi” olduğu için. Burada işe alımlar sınav vs. gibi yollarla değil, bir taşeron şirket aracığıyla oluyormuş. Başvuruyor güvenlikçi olarak ve kurumda yer alma talebini dile getiriyor. Güvenlikte çalışamayacağı belirtiliyor. Gerekçe olarak bu bölüm için “yaşlı” olduğu söyleniyor. Bu kez, “Sizi KYK’da sekreter kadrosuna alalım” diyorlar ama burada da hayal kırıklığı yaşıyor. En son seçeneği zaten temizlik işçiliği. Ve o bölümde başlıyor.

“O yasakları takacak yapıda değildim”

Nasıl bir ailede büyüdüğünü soruyoruz. Yasaklar var mıydı? Kız çocuklarının hareketlerine engeller koyan bir ortam mıydı? “Elbette” diyor ve ardından şu cümlelerle devam ediyor sözlerine; “Birçok insanın yaşadığı gibi ben de geleneksel bir ailede büyüdüm. ‘Kızlar şunu yapmaz’ veya ‘yapamaz’ şeklinde çok kural işliyordu. Yasaklar da vardı. Ama ben o yasakları takacak yapıda biri değildim,  olmadım da.”  Aslen Eskişehirli. Liseyi bitirdikten birkaç yıl sonra bir polis memuru ile evlenmiş. Üniversiteyi uzun yıllar sonra çocuklarını büyütünce okumuş. Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi’ne bağlı iki yıllık “Menkul Kıymetler ve Sermaye Piyasası” bölümünden mezun olduğunu söylüyor.  Eskişehir’den eşinin tayininden dolayı ailecek ayrılmışlar ve Yalova’ya yerleşmişler.  Fakat kötü bir sürpriz hayatını altüst etmiş. Eşini 35 yaşında kalp krizinden kaybetmiş. “Tabii hayatımız her yönüyle çok etkilendi. Daha sonra işe girmek zorunda kaldım. Önce sigorta ve emlak işinde çalıştım. Ardından da bir süre sonra bölgedeki KYK’ya işçi olarak girdim”.

OTİS yönetimindeki kadınlar (Soldan sağa): Mihriban Benkli, Birsel Tuğlu (Genel Başkan) ve Ferdağ Dalgıç

“Burada tam bir köle olmamız isteniyordu”

Kadın olarak bu toplumda var olmak, her alanda önüne yığılan engellerle savaşmak demek. Evde de, işte de. Peki Birsel Tuğlu’ya göre KYK’da kadın işçi olmak ne anlama geliyor? Yanıt için atılıyor ve ağzından, “köle” kelimesi çıkıyor. Ve sürdürüyor bu kurumda kadın işçi olmanın anlamına dair yorumlarını; “Gerçekten tam bir köle ve hiç karşı çıkmayan biri olmamız isteniyor. Hiç bir itirazda bulunmayacaksın. Her söyleneni yapacaksın. Şikayet etmeyeceksin. Bel-boyun fıtığı , nefes darlığı veya cilt problemleri gibi hastalıklardan dolayı sağlık raporun olsa bile ne iş verilirse yapacaksın! Sıhhatli olarak giriyoruz bu kuruma ancak emekliliğe kadar birçok sağlık problemi yakamıza yapışıyor. Bel veya boyun fıtığı olmayan arkadaşımız çok az. Nefes darlığı, alerjik rahatsızlıklar, cilt hastalıkları, diz ve eklem romatizması gibi o kadar çok meslek hastalığımız var ki. Tabii bu kadar fazla hastalıkla ancak ömrümüz yeterse emekli olabiliyoruz! Biz KYK temizlik işçisi kadınlar yaşamak için değil, ölmek için çalışıyoruz adeta!”

Özel iş yerlerindeki kadın üyelerin yaşadığı tacizler

OTİS’te örgütlü özel işyerlerinin iş koşullarından da söz açılıyor; Sendikaya oteller, kafeler ve barlarda çalışan işçiler de üye. Genel Başkan Tuğlu, önemli bir noktaya dair bilgi paylaşıyor; “Özelde çalışan kadın üyelerimiz otel, restoran ve cafe gibi yerlerde patron ve amirleri tarafından çoğunlukla tacize uğruyor. Görüştüğümüzde, tacizin her türlüsüne maruz kaldıklarını anlatıyorlar. Hatta sadece kadın üyelerimiz değil erkekler de tacizle karşı karşıya özel işyerlerinde. Ancak böyle durumlarda işçi dava açılmasını isterse biz mücadele edebiliyoruz. Özel sektörde taciz vb durumlarda dava açmak ilk hamlemiz değil. Örneğin geçmiş yıllarda bir kadın işçi çıplak aramaya maruz bırakıldı. Sendikamız işçinin çalıştığı o otelin önünde eylem yaptı. Mülki amirlerinin koyduğu eylem yasağına rağmen, işçinin yanında yer almayı sürdürdü.  Bununla birlikte hukuki süreçlerini de yürüttük. Ancak birçok taciz vakasında mağdur işçimiz hemen işten ayrılıyor. Ne var ki,  ‘başka yerde iş bulamam’ tedirginliğiyle duyulmasını, dava açılmasını istemeyen çok kadın emekçimiz var. Kol kırılıp yen içinde kalıyor ne yazık ki. Birsel diyor ki; “Keşke her şeyi bangır bangır söyleyebilsek. Öyle hale geldi ki toplum. Hırsızın suçu yok ama yakalayan suçlu bu devirde!”

O kölelik koşullarına kadın işçi resti

Bir muhalif sendika, hemen hepsi kadınlardan oluşan onlarca temizlik işçisi ve bir kadın genel başkan. Bu denklem her şeyi öylesine değiştirmiş ki. Birsel’i en başta sendikaya yaklaştıran, aynı işyerinden bir işçi arkadaşının tutumu ve karakteri olmuş. Diyor ki; “Oldukça dik duran, kendini ezdirmeyen, işçi olarak haklarından sürekli söz eden bir iş arkadaşımdı. OTİS üyesi olduğunu öğrendim. Toleyis’ten hemen ayrıldım. Haklarımı savunamadığımı gördükçe kendimi o kadar kötü hissediyordum ki. Üyeliğimden çok sonra sendikada yönetim kurulunda görev yaptım. Zaman içinde, kongrede genel başkanlığı önerdiler. Altı aydır da  bu görevdeyim. OTİS’e üye olan işçi arkadaşlarımızın özgüvenleri yerine geldi. Kendilerini rahatsız eden uygulamalara karşı dilekçe yazmaktan, tutanak tutmaktan değil çekinmek, artık bunu gururla yapıyorlar. Şimdi taleplerini anında yazıp yönetime götürüyorlar”.

Ana Fotoğraf: Ege Telgraf

Yazarın Diğer Yazıları

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar