Skip to main contentSkip to footer

“Hayatım Kirleri Temizlemekle Geçti”

Elif, hastanenin görünmez kahramanı; yarın ise evinin bitmeyen mesaisinin işçisi. O, kirleri temizlerken aslında hepimizin hayatını paklıyor. Elif’in 56 yaşındaki ‘sadece durmak’ hayali, aslında bu toplumun tüm kadınlarının dinlenme hakkı mücadelesidir.

Ortaokul yıllarında “kızlar çalışmaz” denilerek okuldan alınan, gencecikken gelin gittiği evde onca yılın emeği “ev işi” sayılıp sigortasız bırakılan Elif, bugün bir hastanede 12 saatlik ağır mesaiyle hayatını kazanıyor. Yaşamı boyunca baba evinden kayınvalide evine kadar her yerin kirini paklayan Elif’in emeği, ancak çocukları üniversiteye başlayınca “iş” kategorisine girebildi. Kimyasal buharların gölgesinde, enfeksiyon riskinin tam ortasında paspas sallayan Elif; hem evdeki bitmeyen işlerin hem de hastanedeki zorlu vardiyanın hikayesini anlatıyor. Onun hikayesi, bir kadının durmak bilmeyen mesaisinin ve 56 yaşındaki o uzak emeklilik hayalinin sarsıcı öyküsü.

Hastanenin keskin dezenfektan kokulu koridorunda, bir anlık nefes molasında buluşuyoruz Elif’le. Maskesinin altında yorgun ama umutlu ve inatçı gözlerle bakıyor. O anlattıkça, bir kadının evden hastaneye uzanan, sigortasız ve “görev” adı altında geçen görünmeyen yıllarının dökümü çıkıyor ortaya. İki kadın, hayatın “temizlenemeyen” yüklerini konuşuyoruz.

Elif, maskenin altından derin bir nefes almaya çalışıyorsun ama her yer kimyasal kokuyor… Bu yorgunluk sadece bugünün yorgunluğu değil gibi, ne dersin?

Değil be, değil elbette… Bu yorgunluk ortaokul ikiden beri birikiyor bende. O zamanlar ‘kızlar çalışmaz, okumaz’ dediler, bizi bir evin içine mühürlediler. Gencecikken elime paspas verdiler, ‘Artık işin bu’ dediler. O günden beri temizliyorum; önce baba evi, sonra kayınvalide evi, sonra koca evi… Şimdi de bu hastane.

“Hayat boyu bedava yaptığım iş”

Yani aslında sen hep “çalışıyordun” ama adını kimse “iş” koymadı, öyle mi?

Aynen öyle. Kayınvalidemlerle oturdum yıllarca. Gelin oldun mu, o evin her şeyi sensin. Herkesten önce kalk, herkesten sonra yat. Bulaşıktı, ütüydü, temizlikti… Ama kimse sana ‘Emeğine sağlık’ demezdi, çünkü bu senin ‘görevin’ sayılırdı. Karşılığı yoktu, sigortası yoktu. Ömrümü o kirleri temizlemeye vermişim meğer başkalarının hizmetçisi olmuşum. Geç de olsa bu yaşımdan sonra sigortam başladı diye seviniyorum. Hayat boyu bedava yaptığım şey, sonunda benim ekmek kapım oldu.

Peki ya çocuklar? Onlar büyüyünce biraz olsun yükün hafiflemedi mi?

Gülümseyerek ellerine bakıyor çocuklar büyüdü ama masrafları, sorunları onlardan büyük oldu. Biri üniversiteyi bitirdi işsiz, biri sınav kapısında. Eşim emekli ama aldığı para hangi deliği kapatsın? Ona yaşından dolayı iş de vermiyorlar artık. ‘Görev sırası bende’ dedim. Eskiden çocuklar küçük diye çalışamazdım, şimdi çocuklar okusun kendilerine bir hayat kursunlar diye mecburum. Anlayacağın, biz kadınların mesaisi yastığa başımızı koyana kadar hiç bitmiyor.

Hastanenin o ağır kimyasalları, o tuvaletleri temizlemek evdeki işe benzemez. Ciğerlerin ne diyor bu duruma?

Evdeki kir canını yakmaz ama buradaki kir insanı hasta eder. O ağır dezenfektanlar, çamaşır suları… Daracık banyolarda paspas yaparken genzimiz yanıyor, nefesimiz kesiliyor. Akşam eve gidince geçmeyen bir öksürük kalıyor. Biz sadece yerleri silmiyoruz, o zehri her gün içimize çekiyoruz. Bazen ellerimizi ne kadar korusak da dökülüyor deterjandan.

“Mikrop bize işlemez sanıyorlar”

Bir de o görünmez tehlikeler var… Çarşaflar, atıklar… Korkmuyor musun?

Korkmaz olur muyum? O bembeyaz çarşafların içinde kan da var, hastalık da. Onları silkelerken havaya yayılan o toz bile risk aslında çarşaflardan her şey çıkıyor adımız sadece temizlikçi ama kimse bizim neyle uğraştığınızı görmüyor. Sadece o da değil mesela çöp toplarken bir arkadaşımın eline çöpten iğne battı; gözümüzün önünde kadıncağız perişan oldu ‘Bana ne bulaştı?’ korkusundan. Biz burada sadece çöp değil, başkasının hastalığını topluyoruz. Ama gel gör ki adımız sadece ‘temizlikçi’. Biz görünmeziz biz robotuz, mikrop bize işlemez sanıyorlar.

Hem bu riskli mesai, hem de eve gidince seni bekleyen o işler, yemekler… 56 yaşında emekli olacağım diyorsun. O gün geldiğinde ilk ne yapacaksın?

Sadece duracağım (Derin bir iç çekiyor). Bir yerleri temizlemek zorunda olmadığım, kimsenin kahrını çekmediğim koca bir gün hayal ediyorum. Ama daha yedi sene o paspası sallayacağım. Tek duam; o güne kadar bu kimyasallar ciğerimi bitirmesin, o iğneler elime batmadan emekli olayım. Çocuklarım okusun, onların geleceği benimki gibi tozlu olmasın da… Ben biraz daha temizlerim, yeter ki onların sonu aydınlık olsun.

Evde bitmeyen mesai

Paspasın her ileri geri hareketinde, sadece yerdeki kirleri değil, gencecikken elinden alınan hayalleri de süpürüyor Elif. Onun için emeklilik, sadece bir maaş değil, bir ömür süren ‘temizlik’ nöbetinden terhis olmak demek. Elif’in nasırlı elleri ve kimyasal kokan önlüğü; aslında kadınların hayatta kalmak için harcadıkları emek ve büyük mücadelelerinin küçük bir örneği

Bugün Elif, hastanenin görünmez kahramanı; yarın ise evinin bitmeyen mesaisinin işçisi. O, hayatı boyunca kirleri temizlerken aslında hepimizin hayatını paklıyor. Elif’in 56 yaşındaki ‘sadece durmak’ hayali, aslında bu toplumun tüm kadınlarının dinlenme hakkı mücadelesidir. Ve o gün gelene kadar, Elif paspasını sallamaya, biz ise onun görünmeyen emeğine borçlanmaya devam edeceğiz.

Not: Özel bir hastanede çalışan Elifin isteği üzerine gerçek ismini yazmadık.
Fotoğraf: Line Haber

Yazarın Diğer Yazıları

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar