Skip to main contentSkip to footer

o işler sanıldığı gibi olmayabilir

“eviçi emek ve sömürü konusundaki yazıların bu sonuncusunda bir üretim birimi olarak ev ve ailenin en görünür olduğu biçimi, en görünür olduğu alan yani tarım üzerinden ele almaya çalışacağım.”

Kadın Emeği

şükrü erbaş, köylüleri niçin öldürmeliyiz? adlı şiirinde bu önerisini inandırıcı kılmak için çeşitli gerekçeler sıralar. bunlardan biri de köylülerin karılarını dövmeleridir. bu ve başka dizelere baktığımda şairin köylüleri erkek olarak tasavvur ettiği sonucuna varıyorum. fakat rakamlar farklı şeyler söylüyor.

dünyanın üçüncü büyük tarım ülkesi olan abd’de çiftliklerin yüzde 98’i aile işletmesi, bunların ölçeğinin büyük olduğu söylenemez, nitekim kalan yüzde 2’lik işletmeler toplu tarımsal üretimin yüzde 14’ünü gerçekleştiriyor. ama yine de tarım ağırlıklı olarak aile ciftliklerinde gerçekleşiyor.

2020’de, avrupa birliği’ndeki çifliklerin yüzde 93’ü aile çiftliğiydi, bu kavramla kastedilen emeğin en az yüzde 50’sinin aile fertleri tarafından harcandığı işletmeler.[1]

aile çalışanı denen bu insanlar, aynı hanede yaşayan aile fertlerinden yani eş ve çocuklardan oluşuyor ve çok nadiren ücrete benzer bir gelir elde ediyor. patriyarkayı bir üretim biçimi olarak tanımlarken kastettiğimizin en net hali bu; erkeğin reisi olduğu bir ailede, kadınların ve çocukların emeğine el konulması.

selçuk üniversitesi ziraat fakültesi tarım ekonomisi bölümünde görevli öğretim üyesi dr. aysun yener’e göre türkiye’de tarım işletmelerinin yüzde 95’i aile işletmelerinden oluşuyor. aysun yener aşağıda bir kısmını aktardığım röportajda[2] anlatmaya çalıştığım şeylerin çoğunu açık bir dille ifade etmiş.

aile çiftliği ve kadınlar

-Genel olarak tarımsal üretim ve aile çiftçiliği özelinde kadının rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kadınlar, tarımsal üretim ve aile çiftçiliğinde merkezi bir rol oynamaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde, tarım iş gücünün yaklaşık yüzde 60’ını kadınlar oluşturur ve bu oran bazı bölgelerde yüzde 70’e kadar çıkmaktadır.

Tarımsal üretimde kadının ilk rolü üretim sürecine olan katkısıdır. Kadınlar, tohum ekiminden hasada, gıda işlemeden pazarlamaya kadar tarımsal sürecin her aşamasında etkin rol oynarlar. Ayrıca kadınlar; temizlik, çocuk bakımı, içme suyu, yakacak ve gıda temini gibi ev içi sorumlulukları üstlenmenin yanı sıra bitkisel üretim, hayvancılık ve el sanatları gibi faaliyetlerde de bulunarak aile ekonomisine katkı sağlarlar.

Aile çiftçiliği bağlamında kadının rolünü değerlendirecek olursak karşımıza ücretsiz aile işçiliği kavramı çıkmaktadır. Türkiye’de kırsal alanda kadınlar çoğunlukla ücretsiz aile işçisi olarak çalışmaktadır. Kadınların eğitimi ve sosyal yaşantılarının geliştirilmesi, onların sosyoekonomik yönden güçlenmesine katkı sağlar.

Kadınların karşılaştıkları zorluklar nelerdir? 

Kadınların karşılaştığı zorluklardan başta gelen ikisi “görünmez emek” ve “sınırlı karar alma yetkisi”dir. Kadınların tarımsal üretime olan katkıları, resmî istatistiklerde yeterince görünmez veya değerlendirilmez. Kadınlar, özellikle genç kadınlar, tarımsal üretimle ilgili karar alma süreçlerinde genellikle söz sahibi değildirler.

Kadınlar, tarımsal üretim ve aile çiftçiliğinde vazgeçilmez bir role sahiptir. Onların emeği, hem aile ekonomisine hem de kırsal kalkınmaya büyük katkı sağlar. Bu nedenle, kadınların tarımsal üretimdeki rollerinin tanınması ve desteklenmesi, sürdürülebilir tarım ve kırsal kalkınma için esastır.

yani?

röportajda en azından benim bakış açımdan anahtar olan birkaç kavram var; “ücretsiz”, “görünmez emek”, “sınırlı karar alma yetkisi”, bunların ne anlama geldiği çok açık. kadınlar hane içinde ücretsiz çalışıyor, kararlara katılma yetkileri yok ve emekleri yok sayılıyor. kadınların evdeki “sadece kullanım değeri ürettiği için” üretim sayılmayan emeğiyle, “değişim değeri üreten” emeğine aynı ilişkiler içinde el konuluyor. gıda üretiminin bir kısmı hane içinde tüketiliyor. domates ekip satan aile, dışarıdan domates almıyor, kendisi de yetiştirdiğini yiyor, tabii ki.

dünyada üretilen gıdanın çoğunu köylüler, balıkçılar, ormancılar, yerli halk ve diğer gıda üreticisi grupların oluşturduğu aile çiftçilerinin ürettiğini belirten birleşmiş milletler gıda ve tarım örgütü türkiye temsilci yardımcısı dr. ayşegül selışık, bu alanda toplam harcanan emeğin neredeyse yarısını karşılayan kadınların işlenen arazinin ise sadece yüzde 15’ine sahip olduğunu söylediğini de yazarak devam edeyim.[3]

bitmedi

türkiye’nin hemen her yerinde, kadınlara elişi yaptıran şirketler var, eve ev gezip iş veriyorlar. çeyiz malzemesinden, abiye işlemesine, şal dokumaya kadar birçok tekstil işi, ev eksenli olarak tanımlanan bu çalışma rejimi içinde üretiliyor. kimisinin kazandığı para üzerinde karar hakkı var, kimisinin yok. ama her durumda erkeklerin “evin geçimini sağladığını”, kadınların “ev ekonomisine katkı” yaptığını unutmayalım. bu katkı zaman zaman da reçel, turşu gibi ürünlerin dışarıdan alınmayıp evde daha ucuza üretilmesi şeklinde oluyor. bunu anadolu’ya ya da türkiye’ye has saymak doğru değil, sosyal medya, abd’de üretilmiş “tutumlu hayat” içerikleriyle dolu.

bütün bunlar ailenin ve evin bir üretim birimi olduğuna, patriyarkanın bir üretim ilişkisine işaret ettiğini gösteriyor.

öte yandan, kadınişçi’de, ücretli sigortalı çalışan kadınların maaş kartı denilen, ücretlerinin yattığı hesaba bağlı olan atm kartlarını eşlerine, babalarına yani ailenin reisi olan erkeğe verdiklerini yani kapitalist sömürü altında kazandıkları ücrete bile el konulduğu örnekler okuduk.

feminist düşünce geleceğe işaret ederek değil, mevcut durumu kuşatıp politikleştirerek ilerler. hiçbir güvence, ücret ve toprak mülkiyeti hakkı olmadan çalışan bu kadınlar için ne önerebiliriz? emek hareketi bize bu konuda nasıl ipuçları sunar?

bitirirken paris paloma’nın geçen yıl piyasaya çıkan labour adlı şarkısını ve yapay zekadan yararlanarak çevirdiğim sözlerini paylaşmak istiyorum. https://www.youtube.com/watch?v=jvU4xWsN7-A&list=RDjvU4xWsN7-A&start_radio=1

emek

bir, iki, üç
Neden bu kadar sıkı tutunuyorsun
Benim asılı olduğum ipe?
Bu adadan uzaklaşmak, bu bir kaçış planıydı
Zamanlamayı özenle ayarladım, bırak da gideyim
Ve aşağıdaki dalgalara dalayım

Meyve bahçelerine kim bakıyor? Çatı uçlarını kim onarıyor?
Yüksek masanın başında oturanın duygusal işkencesi
Kayalık dağın kaynağından suyu kim getiriyor?
Ve sözlerini hissetmek için tekrar aşağı iniyorum
Ve onların keskin acısını
Ve lanet olsun, yorulmaya başladım

Gözlerimdeki kılcal damarlar çatlıyor
Aşkımız ölse, en kötüsü bu mu olurdu?
Kurtarıcım olduğunu sandığım biri için
Bana gerçekten çok fazla emek harcatıyorsun
Ellerimdeki nasırlı deri çatlıyor
Aşkımız biterse, bu kötü bir şey mi olur?
Ve sessizlik yatak odamızı sarmış
Bana çok fazla emek harcatıyorsun

Dilimden özürler dökülüyor, ama seninkinden asla
Kadehi yudumlamakla ve çatalı batırmakla meşgulsün
Akıllı bir adam olduğunu biliyorum (akıllı bir adam olduğunu biliyorum)
Ve bunu silah olarak kullanıyorsun
Sahte beceriksizlik kisvesi altında gizlenmiş bir egemenlik

Eğer bir kızımız olsaydı, onu izlerdim ama kurtaramazdım
Yüksek masanın başındakinin duygusal işkencesinden
O da senin ona öğrettiklerini yapardı
Aynı acımasız kaderi yaşardı
O yüzden şimdi kaçmam lazım, bu hatayı düzeltmek için
En azından denemeliyim

Gözlerimdeki kılcal damarlar çatlıyor
Aşkımız ölse, en kötüsü bu mu olurdu?
Kurtarıcım olduğunu sandığım biri için
Bana gerçekten çok emek harcatıyorsun
Ellerimdeki nasırlı deri çatlıyor
Eğer aşkımız sona ererse, bu kötü bir şey mi olur?
Ve sessizlik yatak odamızı sarmış
Bana çok fazla iş yüklüyorsun

Her gün, bütün gün; terapist, anne, hizmetçi
Peri, sonra bakire, hemşire, sonra hizmetçi
Sadece bir uzantı, ona hizmet etmek için yaşayan
Böylece o parmağını bile kıpırdatmasın diye
7/24 bebek makinesi
Böylece o, çitlerle çevrili ev hayallerini yaşayabilsin diye
Onu zorlarsan bu bir sevgi eylemi değildir
Bana çok fazla iş yüklüyorsun

Bütün gün, her gün, terapist, anne, hizmetçi
Peri, sonra bakire, hemşire, sonra uşak
Sadece bir uzantı, ona hizmet etmek için yaşıyorum
Böylece o parmağını bile kıpırdatmasın
7/24 bebek makinesi
Böylece o, çitlerle çevrili ev hayallerini yaşayabilsin
Onu zorlarsan bu bir sevgi eylemi değildir
Bana çok fazla emek harcatıyorsun

Gözlerimdeki kılcal damarlar (bütün gün, her gün)
Çatlıyor (terapist, anne, hizmetçi)
Eğer aşkımız ölseydi (peri, sonra bakire)
Bu en kötü şey mi olurdu? (Hemşire, sonra hizmetçi)
(sadece bir uzantı olan) Biri için
Kurtarıcım olduğunu sandığım biri için (ona hizmet etmek için yaşıyorum)
Bana gerçekten de (bunun için)
Çok fazla emek harcatıyorsun (o parmağını bile kıpırdatmıyor)

Ellerimdeki nasırlı deri (24/7)
Çatlıyor (bebek makinesi)
Eğer aşkımız biterse (böylece o hayalindeki hayatı yaşayabilsin diye)
Bu kötü bir şey mi olur? (Onun çitle çevrili bahçe hayalleri)
Ve sessizlik (bu bir sevgi eylemi değil)
Yatak odamızı sarar (eğer onu zorlarsan)
Bana çok fazla emek harcatıyorsun

[1] https://ec.europa.eu/eurostat/web/products-eurostat-news/w/ddn-20231024-2
[2] https://www.turktarim.gov.tr/Haber/1216/aile-ciftciliginin-devami-ve-gelisimi-kirsal-kalkinma-icin-kritik-oneme-sahip
[3] https://www.turktarim.gov.tr/Haber/835/surdurulebilir-tarimin-temeli-kucuk-aile-isletmeleri

Fotoğraf: T24

Yazarın Diğer Yazıları

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar