Skip to main contentSkip to footer
Geleneğin Çağdaş Dile Tercümesi:

Karolina Cicha

Karolina Cicha’yı dinlerken insanın aklına ister istemez bir harita geliyor. Ama bildiğimiz türden, ülkelerin sınırlarını çizen haritalardan değil bu. Dillerin, göçlerin, komşulukların ve unutulmuş şarkıların birbirine karıştığı başka türlü bir coğrafya…

Kültür Sanat

Cicha’nın bu coğrafyayı keşfetmesi de doğduğu yerde başlamamış. Białystok’ta büyümesine rağmen Podlasie’nin zenginliğini ancak oradan ayrıldıktan sonra fark ettiğini söylüyor: “Bunu ancak üniversiteden sonra, oradan taşındığımda keşfettim.” Çocukken okuldan kaçtığı günleri Białystok’un doğusundaki köylerde geçiren sanatçı için yıllar sonra müziğinin ana malzemesinin tam da o topraklar olması belki de tesadüf değil.

Podlasie yüzyıllar boyunca Polonyalıların, Belarusluların, Litvanyalıların, Ukraynalıların, Yahudilerin, Romanların ve Lipka Tatarlarının koyun koyuna yaşadığı bir sınır bölgesi. Cicha’nın müziğinde bu diller ve kültürler keskin sınırlarla ayrılmıyor; aksine sürekli birbirine değiyor, sızıyor. Bunun en güzel örneklerinden biri ilk albümü ‘9 Languages’. Cicha, Podlasie’nin çok dilli geçmişini Polonyaca, Belarusça, Ukraynaca, Litvanca ve Yidiş dillerindeki şarkılar üzerinden anlatıyor. Gelenekle kurduğu bağı özetleyen “geleneği çağdaş dile tercüme etmek” ifadesi, yaptığı işin de tam karşılığı. Eski şarkıları bulup arşivden çıktığı haliyle önümüze koymuyor, akordeon ve geleneksel halk çalgılarını elektronik sesler, loop’lar, sampler’lar ve çağdaş düzenlemelerle buluşturuyor. Müzikal olarak tek bir tarza bağlı kalmamasını ise yalın bir dille açıklıyor: “Kendimi ifade etmek için.” Geleneksel müzik onun elinde tozlu bir raftan inip bugünün sesine karışıyor.

Fotoğraf: Dawid Zieliński

Pek çok renkle anlatılması gereken bir müzik

Cicha’nın bu merakının en ilgi çekici duraklarından biri de Tatar müziği. Polonya Tatarlarının özgün müziği ve dili yüzyıllar içinde büyük ölçüde kaybolduğu için ortada kolayca ulaşılabilecek bir repertuvar yok. Cicha ve Bart Pałyga, bu yüzden üç yıl boyunca Tataristan’dan Kırım’a, oradan Orta Asya bozkırlarına uzanan geniş bir alanda iz sürdü. Cicha bu arayışın zorluğunu anlatırken Polonya Tatarları için şöyle diyor: “Belki de en büyük zorluk, hem müzikal hem de dilsel açıdan doğru ifadeyi bulmaktı.”

Ortaya çıkan Płyta Tatarska albümünde kopuz, saz, dotar, ağız kopuzu ve höömey (gırtlak müziği) gibi farklı geleneklerin tınıları bir araya geliyor. Cicha’nın tarifiyle Tatar müziği zaten tek renkli değil. Bir tarafta bozkırın pentatonik dünyası diğer tarafta Kırım’ın daha süslü, Anadolu’ya yakın tınıları… “Bu, pek çok renkle anlatılması gereken çok derin bir müzik” sözleriyle özetliyor bu çeşitliliği.

Bu arayış zamanla farklı müzik haritalarına ve Tatar dünyasıyla kurduğu yeni bağlara doğru genişledi. Cicha için yerel müzisyenlerle, araştırmacılarla ve kültür taşıyıcılarıyla birebir çalışmak çok önemli. Telaffuzu, söyleme biçimini ve şarkının ardındaki hikâyeyi de öğrenmek istiyor. Yani şarkıyı ait olduğu bağlamdan koparmak yerine, onunla birlikte bir yolculuğa çıkıyor.

Cicha’nın müzikal evreni Tatarlarla sınırlı değil elbette. Polonya şiirinden Yidiş şarkılarına, farklı inançların Podlasie’de yan yana duran ilahilerinden Kafkasya ve Doğu Avrupa müziklerine uzanan geniş bir coğrafyayı kapsıyor. Jeden-Wiele albümünde Katolik, Protestan, Müslüman, Yahudi geleneklerinden şarkıları yan yana getirirken amacını çok sade bir ifadeyle dile getiriyor: “Komşuluğu göstermek istiyorum.”

Karolina Cicha’nın müziğini anlatacak en doğru kelime belki de bu: Komşuluk. Aynı güneşte çamaşır kurutan insanların seslerinin birbirine karışması. Bazen aynı melodide, bazen aynı ritimde, bazen de hiç beklemediğimiz tek bir kelimede…
Cicha bir söyleşisinde “Müzik bir ülkenin kültürel manzarasıdır” diyor. Onun yaptığı da bu manzarada adım adım dolaşmak. Ana yollara sapmadan tali yollardan köylere, eski kayıtlara, unutulmuş dillere, aile hikâyelerine uğruyor ve sonunda yine başladığımız yere, Podlasie’ye dönüyoruz. Ama bu kez orası haritanın kenarında unutulmuş bir sınır kasabası olmaktan uzak. Kırım’a, Kafkasya’ya ve Orta Asya’ya açılan devasa bir kavşak.

Karolina Cicha’nın şarkılarının en güzel yanı da bu. Bir melodiyi dinlemeye başlıyorsunuz ve az sonra kendinizi onun nereden geldiğini merak ederken buluyorsunuz. Bazen iyi müzik tam olarak bunu yapar. Cevapları size hazır vermek yerine, peşine düşeceğiniz yeni bir hikâye bırakır.

Müzik önerim: https://www.youtube.com/watch?v=taW9wfV_mfs

Ana Fotoğraf: Dorota Borodaj

Yazarın Diğer Yazıları

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar