Skip to main contentSkip to footer

Hangi insan hakları? Bakım emeği: görünmeyen yük, görmezden gelinen hak

Ev içinden hastanelere, çocuk bakımından yaşlı bakımına kadar hayatı ayakta tutan bakım emeği, hâlâ “fedakârlık” adı altında görünmez kılınıyor. “15. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali”, bu görünmezliği reddederek bakım emeğini açıkça politik, toplumsal ve ekonomik bir insan hakları meselesi olarak ele alıyor. Festival, sanatın yalnızca anlatan değil sorgulayan, rahatsız eden ve dönüştüren bir alan olduğunu hatırlatıyor. 13–17 Aralık tarihleri arasında İstanbul’un iki yakasında gerçekleşecek festival, bakım emeğini özel alanın dışına taşıyor

Kültür Sanat

“15. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali”, bu yıl bakım emeğini ana tema olarak belirleyerek görünmeyen emeği sanatla görünür kılmayı hedefledi. Festival, belgesel ve kurmaca filmlerle birlikte paneller, forumlar ve yuvarlak masa toplantıları aracılığıyla bakım emeğinin kimlerin sırtına yüklendiğini, neden görünmez kılındığını ve nasıl kolektifleştirilebileceğini tartışmaya açıyor. Festival programında Türkiye’den ve dünyanın farklı bölgelerinden 50 filmle emek sömürüsü, ekolojik yıkım, savaş, toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri ve hak ihlalleri, bakım emeği perspektifiyle yeniden ele alınıyor.

Festival, 12 Aralık Cuma akşamı Pera Müzesi’nde Kardeş Türküler ile 30 Yıl belgeselinin gösterimiyle açıldı. Gösterimlerin yanı sıra ev işçileri, güvencesiz emek, hapishanelerde bakım emeği ve görünmeyen emek başlıklarında paneller, forumlar ve söyleşiler düzenlenecek.  Aralarında Kadınİşçi’nin de olduğu birçok kuruluşun ve kitle fonlaması kampanyasına katılan 95 festival dostunun desteğiyle gerçekleşen Festival’de, tüm film gösterimleri ve etkinlikler ücretsiz.

Festival açılışı, 12 Aralık Cuma akşamı Pera Müzesi

“Bakım emeği konuşuluyor ama hâlâ hak ettiği kadar değil”

Documentarist’in her yıl düzenlediği “Hangi İnsan Hakları? Film Festivali” ekibinden N. Evrim Şerifoğlu ve Güliz Sağlam sorularımızı yanıtladı. Güliz Sağlam, bakım emeği temasının tesadüf olmadığını vurgulayarak festivalin önceliğinin, isminden de anlaşılacağı şekilde hak temelli filmler ve etkinlikler olduğunu söyledi.

Bakım emeğinin uzun süredir gündeme gelmesine rağmen hâlâ yeterince tartışılmadığını belirten Sağlam, bu temayı bu nedenle merkezileştirdiklerini söyledi. Festivalin yalnızca film gösterimlerinden ibaret olmadığını özellikle vurgulayan Sağlam, kamusal tartışma alanları yaratmayı önemsediklerini de ifade etti ve “Biz festival olarak sadece film gösterip gitmek istemiyoruz. O konuyla ilgilenen, o konu üstünde çalışan, merak eden insanları da bir araya getirecek mecralar yaratmaya çalışıyoruz. Kamusal bir alan da yaratmaya çalışıyoruz” dedi.

Bakım emeği odağında iki ayrı etkinlik planladıklarını aktaran Güliz Sağlam, ev işçileri ve güvencesiz emek başlıklarının özellikle öne çıktığını söyledi. 16 Aralık’ta gerçekleştirilecek “Görünmeyen Emeği Görünür Kılmak” yuvarlak masa toplantısının da bu çabanın önemli bir parçası olduğunu belirtti.

Kadınİşçi’nin desteğiyle gösterilecek İzlanda’nın Durduğu Gün belgeseline dikkat çeken Sağlam, filmin bakım emeği tartışmaları açısından önemini şu sözlerle anlattı: “1975 yılında İzlanda’da yapılan ve kadınların yüzde 95 oranında katıldığı bir günlük iş durdurma grevinin hikâyesini anlatan çok önemli bir belgesel.”

“Bakım emeği sadece fiziksel değil, zihinsel ve duygusal bir yük”

Bakım emeğinin yalnızca çocuk bakımından ibaret olmadığını vurgulayan Sağlam, neoliberal politikaların bakım emeğini daha da görünmez kıldığını ve kadınların omzuna yüklediğini, ücretsiz kreşlerin azalmasının, güvencesiz ve esnek çalışma modellerinin yaygınlaşmasının kadınları ev içine daha fazla hapsettiğini söyledi.

Bakım emeği neden kadınların sorunu?

Bakım emeğinin yalnızca politik değil, aynı zamanda derin biçimde kişisel bir mesele olduğuna dikkat çeken Güliz Sağlam, festival ekibinin bu yükle doğrudan yüzleştiğini aktardı. Sağlam, bakım emeğinin gündelik hayatla çalışma hayatı arasındaki sınırları nasıl zorladığını şu sözlerle anlattı:“Küçük bir ekibiz bu festivali düzenleyen ve hepimizin farklı farklı bakım emeği sorumlulukları var. Ve zaman zaman bu bizim işlerimize de çok yansıyor. Aslında biraz bunları da konuşmak ve tartışmak istedik.”

Sağlam, bakım emeğinin ağırlıklı olarak kadınların sorunu olarak görülmesini, erkeklerin bakım emeğiyle ilişkisinin konu edilmemesini toplumsal cinsiyet rolleriyle açıkladı. Sağlam, “Ben hayatımın bu döneminde daha çok yaşlı bakım emeği vermeye başladım” diyerek bu deneyimin kendisi için bakım emeğinin çok katmanlı yapısını daha görünür kıldığını belirtti ve şunu söyledi: “Bu sadece fiziksel olarak yanında bulunmak da değil. Bakım emeği meselesi çok boyutlu. Yani bunun organizasyonu, düşünmesi, ayarlaması, zihinsel ve psikolojik yükü de çok fazla. Sadece fiziksel bir şey değil çünkü bakım emeği vermek.” Festivalin bu yılki temasının tam da bu nedenle kişisel olanla politik olan arasındaki bağı açığa çıkarmayı hedeflediğini belirten Sağlam, bakım emeğinin farklı boyutlarına daha yakından bakmak istediklerini söyledi.

Hangi İnsan Hakları? Film Festivali tanıtım görseli

Film Önerileri: Bakım, güvencesizlik ve görünmeyen emek

Güliz Sağlam, festival seçkisindeki bakım emeği ve güvencesiz emek tartışmalarını derinleştiren yapımlara dikkat çekti: “Ben İzlanda’nın Durduğu Gün’ün yanı sıra Eat Your Catfish’i de çok öneriyorum. Bir de Döngü adlı kurmaca bir film var. Önemli bir şeyi tartışıyor o film, özellikle de güvencesiz emek alanında bu filmleri tavsiye ederim.” Sağlam, doğrudan bakım emeğiyle ilgili olmasa da Kayaları Kesmek adlı yapımı da önerdi.

Bakım emeğiyle eşitsizlikleri normalleştirmek!

Festival ekibinden N. Evrim Şerifoğlu festivalin bu yılki yaklaşımını bu çerçevede şu sözlerle ifade etti: “Bakımın; aile üyeleri ya da çoğunlukla göçmen ve güvencesiz işçilerle sağlık ve sosyal hizmet çalışanları tarafından üstlenildiği koşullarda yaşananlara odaklanan, belgesel ve kurmaca, Türkiye’den ve dünyadan yapımlar aracılığıyla; bakım emeğinin doğal ve kişisel bir sorumluluk değil, politik, toplumsal ve ekonomik bir mesele olduğunun festival vesilesiyle bir kez daha sorgulanmasını istiyoruz.” Şerifoğlu, bakım emeğinin doğrudan devlet politikaları, iş gücü rejimleri ve toplumsal cinsiyet rolleriyle bağına ise şu sözlerle değindi: “Bakım emeğinin yalnızca sevgiyle ya da fedakârlıkla açıklanamayacak kadar yapısal bir konu olduğunu; devlet politikalarından iş gücü rejimlerine, aile modellerinden toplumsal cinsiyet rollerine kadar pek çok alanla doğrudan ilişkili bulunduğunu tartışmaya açmayı amaçlıyoruz.”

Tam da bu noktada sanatın dönüştürücü gücüne dikkat çeken Şerifoğlu, festivalin seyirciyi pasif bir izleyici konumundan çıkarmayı hedeflediğini söyledi: “Bu seçkinin, seyirciyi kendi hayatındaki bakım ilişkilerine bakmaya davet etmesini önemsiyoruz: Kime bakıyoruz, kim bize bakıyor, bu ilişkilerde hangi eşitsizlikler normalleştiriliyor?” Şerifoğlu’na göre sanat, bakım emeğini görünür kılarak yalnızca empati üretmiyor; adalet, paylaşım ve kolektif sorumluluk üzerine yeni düşünme ve dayanışma alanları da açıyor.

Hangi İnsan Hakları Film Festivali’nin film programına ve etkinlik programına buradan ulaşabilirsiniz.

Ayrıca Festival programı hakkında bilgi için: www.hihff.org ve info@documentarist.org

Ana Fotoğraf: İzlanda Film Afişi, İzlanda’nın Durduğu Gün

Yazarın Diğer Yazıları

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar