Skip to main contentSkip to footer
Grev ve direnişlerdeki kadın işçiler:

“1 Mayıs alanlarında olacağız”

Bu yılda pek çok kadın işçi 1 Mayıs’a grev ve direnişlerde giriyor.  Uzun süredir eylem yapan kadın işçilerin talepleri artık çeşitlenmiş durumda. Bu talepler arasında eşdeğerde işe eşit ücret te var, cinsel taciz ve mobbingden arındırılmış işyerleri de…1 Mayıs’ta istikamet meydanlar olacak.

Güncel

Temel Conta işçileri, Şık Makas işçileri, Digel Tekstil işçileri, Özel İtalyan Lisesi öğretmenleri, Barta Tekstil işçileri uzun süredir hakları için mücadele ediyor.  Kadın işçiler bu yılda, 1 Mayıs, Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü’nde, hak gaspları, sendikal hakları için, iş cinayetlerine karşı, kadın yoksulluğuna karşı, baskıya, mobbinge karşı 1 Mayıs alanlarında olacak. Direnişte olan kadın işçilerle 1 Mayıs’ta taleplerini özlemlerini konuştuk.

Sare Karaca

Şık Makas işçisi Sare Karaca:

Uzun sürse de sonunda kazanan biz olacağız

200 günden fazladır haklarımız için direniyoruz.  Bu kadar uzun süreceğini hiç tahmin etmemiştik. Sendikal baskılar oldu, tutuklamalar yaşandı. Çok zorlu koşullarda direnişimiz devam etti. Bu süreçte kadınlar olarak ayrıca zorlandık. Eylem alanının şehir dışında olması ulaşım açısından sorun yarattı. Fabrikaların bulunduğu bölgeye gitmekte sıkıntılar yaşadık. Kendi imkânlarımızla yiyecek ve içecek ihtiyaçlarımızı karşılamaya başladık. Maddi zorluklar da yaşadık. Buna rağmen bugüne kadar direnmeyi sürdürdük. Her gün işe gider gibi alana gidiyoruz. Çoğu zaman çocuklarımızı yalnızca akşam görebiliyoruz. Sabah 9’da çıkıp akşam saatlerinde dönüyoruz. Bu direniş bize çok şey kattı. Artık direnen insanları daha iyi anlıyor ve bu konuda daha hassas davranıyoruz. Etrafımızdaki direnişçi arkadaşlarla bağımız güçlendi. Bu direnişin bir kadın direnişi olduğu açık. Kadınlar bu sürecin merkezinde yer alıyor. Kadınlar olmasa bu direnişin bu şekilde sürdürülemeyeceğini düşünüyoruz. Biz kadınlar daha fazla dirayetliyiz. Direnişimize daha çok sahip çıkıyoruz. Bütün haklarımızı alana kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Bu süreçte her şeyin kadın emeğiyle yürüdüğünü daha iyi anladık. Çoğumuzun ev, kira, fatura gibi sorumlulukları var. İşsizlik maaşımızın süresi dolmak üzere ve bu durum bizi ciddi şekilde düşündürüyor. Herhangi bir gelirimiz olmamasına rağmen mücadeleden vazgeçmiyoruz. Hakkımızı alana kadar direneceğiz. Diğer işçilere de çağrımız da aynı yönde, Kimse pes etmemeli. Mücadele uzun sürse de sonunda kazanan biz olacağız. Sonuna kadar direnişi sürdüreceğiz. 1 Mayıs’ta meydanlarda olmaya devam edeceğiz. Taleplerimizi dile getirmeyi sürdüreceğiz.

Sinem Kaya

Temel Conta’dan Sinem Kaya:

 Geri adım atmadık direnişimizi sürdürdük

Pres operatörü aynı zamanda Petrol-İş Sendikası temsilcisiyim. Bizler uzun süredir, 506 gündür direniyoruz. 10 Aralık 2024’te başlayan bu süreçte anayasal olan sendikalaşma hakkımızı kullandık ve yetki aldık. Patron bu yetkiye itiraz etti ancak dava sendika lehine sonuçlandı. Buna rağmen süreç daha da zorlaştı ve baskılar arttı. Yetkiyi kazandıktan sonra içeride ciddi baskılar başladı. Sendikadan ayrılmamız için tehdit edildik. İşten atılmakla ve bir daha iş bulamamakla korkutulduk. Tüm bu tehditlere rağmen geri adım atmadık. Patron bu kez toplu iş sözleşmesi masasına oturmayı reddetti ve biz de grev kararı aldık. Grev kararının ardından toplu şekilde tehdit edildik. Kadınların çoğunlukta olduğu iş yerinde, kadınlar hedef alınarak açık tehditler savuruldu. Buna rağmen boyun eğmedik, geri adım atmadık ve direnişimizi sürdürdük. Grev sürecinde de hak ihlalleri artarak devam etti. Yerimize işçi alındı, makineler kaçırıldı. Bunlar resmi olarak tespit edilmesine rağmen ciddi yaptırımlar uygulanmadı. Patron sendikayı tanımıyor ve masaya oturmuyor. Grevimiz defalarca kırıldı. En sonunda makinelerimiz ve ham maddelerimiz polis eşliğinde götürüldü. Buna rağmen herhangi bir ceza verilmedi Sendika hakkımız fiilen elimizden alınmış durumda. Evlerimize baskınlar yapıldı, gözaltına alındık.

Biz sadece kendi hakkımız için değil, tüm işçi sınıfı için mücadele ediyoruz. Günlerdir gelirimiz yok, faturalarımızı ödeyemiyoruz. Buna rağmen suçlu ilan ediliyoruz. Bu ülkede işçiysen, emekçiysen ve hakkını istiyorsan karşılaştığın muamele bu oluyor. Biz haysiyetli bir yaşam ve adil bir ücret talep ediyoruz. Direnmek çok zor ama bu süreç bize çok şey öğretti.  Kadınlar olarak hem çalışıp hem mücadele ediyoruz. Çocuklarımız bu süreçte 5 yaş birden büyüdü onlar da direnmenin ne demek olduğunu öğrendiler. Bizim derdimiz sadece para değil. Haklarımızın tanınmasını istiyoruz. Bu ülkede doğruyu söyleyenler susturulmak isteniyor. Susmayacağız ve mücadele etmeye devam edeceğiz.1 Mayıs’ta alanlarda olacağız.  Bu düzeni kabul etmiyoruz ve değiştirmek için mücadele ediyoruz

Rümeysa Kişi

Digel Tekstil işçisi Rümeysa Kişi:

Tüm işçi sınıfının omuz omuza yürüdüğü bir 1 Mayıs olmasını temenni ediyoruz

Digel Tekstil işçileri olarak tam 466 gündür kararlı bir mücadele sergiliyoruz. Bu mücadeleye ilk başladığımızda tek derdimiz bize dayatılan düşük ücretler değildi. Aynı zamanda yüzde 85’i kadın olan bir fabrikada, kadın işçilere yönelik taciz, baskı ve mobbingin son bulması için sendikalı olmak istedik. Sadece sendikalı olduğumuz için haksız ve hukuksuz şekilde işimizden edildik. Digel Tekstil’de iki yıl çalıştım. Toplamda 14 kişi işten çıkarıldık ve işten çıkarılanların 8’i kadın.  Bizler Digel Tekstil’de direnen işçiler olarak büyük bir mücadelenin içerisindeyiz.  466 gündür direnmek hiç kolay olmadı. Hava koşulları, serbest bölgenin bizi engellemeye çalışması gibi birçok olumsuz duruma rağmen direnişimizi sürdürdük. İşçi sınıfının kendi gücünün farkında olması ve korkacak bir şey olmadığını görmesi gerekir. Çünkü patronlar, sömürebildikleri kadar sömürüyor, işleri bittikten sonra da tazminatsız şekilde işçileri kapının önüne koyabiliyorlar.  Buna karşı işçilerin bir araya gelmesi, dertlerini birlikte ve güçlü bir şekilde dile getirmesi gerekiyor.

Geçen sene 1 Mayıs alanındaydık. Bu yılda 1 Mayıs’ta alanlarda olacağız. Bizim 1 Mayıs’tan beklentimiz ve talebimiz çok net: Digel Tekstil işçileri olarak tacizin, baskının ve mobbingin son bulduğu, insanca yaşanabilecek ücretlerin ve çalışma koşullarının sağlandığı, tüm işçi ve emekçi sınıfının omuz omuza yürüdüğü bir 1 Mayıs olmasını temenni ediyoruz.

Zeynep Sezik Karacadağlı

Barta Tekstil’den Zeynep Sezik Karacadağlı:

Tuvalete giderken saat tutuyorlardı

Üç buçuk yıldan fazla bir süre Barta Tekstil’de çalıştım. Çalışırken çok büyük sorunlarımız oluyordu. Ağır mobbing uygulanıyordu. Örneğin, beş dakika bile geç kalsak bu süreleri toplayıp maaşlarımızı eksik yatırıyorlardı. Tuvalete gittiğimiz zamanlarda dahi saat tutup, ”Sen yine geç çıktın, sen niye bu kadar fazla kalıyorsun.” türünden hesap soruyorlardı. Yemeklerden, gelen malzemelerden sıkıntı çekiyorduk. Örneğin bizlere bir bardak verdiklerinde bardak kırılınca ikincisini tekrar vermezlerdi. Bu türden olaylara maruz kalıyorduk, orada çok fazla sıkıntı çektik. İçerde tazminatlarımız ve maaşlarımız kaldı. Barta Tekstil patronu gelip bize açıkça ”Ben vermiyorum, vermeyeceğim” dedi. Ancak biz sonuna kadar davamızı sürdüreceğiz. Davamızdan vazgeçmeyeceğiz. DEV TEKSTİL sendikamıza da bizlerin yanında olup bizlere destek olduğu için çok teşekkür ediyoruz. Bizlerin sesini duyuran herkese gönülden teşekkür ediyoruz. Barta işçileri olarak bizlerde 1 Mayıs’ta alanlarda olacağız. Taleplerimizi haykıracağız, sesimizi duyuracağız. Tekstil işçilerinin haklarının bu kadar ucuz olmadığını göstereceğiz. Haklarımızın patronlar tarafından bu kadar basit gasp edilmesine karşı düzeni teşhir edeceğiz. Herkesten bizlere destek olmalarını istiyoruz. Çünkü bu mücadele de herkesin desteğine ihtiyacımız var. İnanıyorum bizler kazanacağız çünkü birlikten kuvvet doğar.

İtalyan Lisesi grevinden Fatma Yenidoğan:

Milli Eğitim Bakanlığı destek olmak yerine ikame öğretmen atadı

Grevde olan öğretmenlerin 14’ünden bir tanesiyim. Bugün grevimizin 86’ıncı günü. Grev kararı almamızın arkasında uzun bir hikâye var.  Bizde Türk öğretmenlere işte yoğun maaşta çok hafif, İtalyan öğretmenlere ise işte hafif maaşta çok yoğun olacak şekilde adaletsiz bir uygulama vardı. 2 Şubat itibarıyla son çağrı olarak son günü bekledik ve greve çıktık. Ondan öncesinde birçok kez müzakere masasına oturduk fakat sonuç alamadık. Bu sebeple greve çıkmak zorunda kaldık. Bir öğretmen için grev kararı almak kolay değil.  Sürekli içeri girmek istedik fakat masada aynı istekli tavrı göremedik. Eşit işe eşit maaş talebimizin arkasında durmaya çalıştık. Ne derece başarabildik çok emin değilim çünkü günün sonunda bazı şeyleri kabul etmek zorunda kaldık. Grev gittikçe uzuyordu ve öğrenciler mağdur oluyordu. Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda destek olmak yerine ikame öğretmen atamayı tercih etti. Bu da sürecin daha fazla uzamasına neden oldu. 26 Mart itibarıyla prensipte anlaştık fakat bunu bir türlü yazılı hale getiremedik. Türk hukukuna uygun toplu sözleşme imzalama konusunda karşı taraf çekimser bir tutum içindeydi. Bu nedenle süreci sürdürmek zorunda kaldık ve hâlâ grevdeyiz.

Öğrencilerimizle kavuşmak için gün sayıyoruz. Hepimiz bunu çok istiyoruz. Talebimiz eşit nöbet dağıtımı, eşit ders programı dağılımı ve daha adil bir maaş düzenidir. Yurt dışından gelmenin farklı bir prosedürü olduğu için maaşların tamamen eşit olması mümkün olmayabilir ancak iki taraf arasındaki farkın 5-6 kat olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Ayrıca benzer okullarla aynı seviyede maaş alabilmek istiyoruz. Kabul ettiğimiz şartlar bunu tam olarak karşılamıyor ancak toplu sözleşme ile sürece dahil olduğumuzda daha umut verici bir tabloyla karşılaşacağımıza inanıyoruz. 1 Mayıs için dileğim, herkesin yaptığı iş kadar ücret aldığı bir düzen. Bu uzun bir yolculuk ve bu süreçte birçok haksızlıkla karşılaşabiliyoruz. Bu nedenle umudu kaybetmeden, 1 Mayıs’ta ve her gün birlikte olmayı el ele vermeyi şiar edinelim. El ele verdiğimizde, birbirimize destek olduğumuzda hakkı ve hukuku koruduğumuzda daha güzel, emeğin karşılığının alındığı adaletli bir dünya olacağına inanıyorum.

 

Yazarın Diğer Yazıları

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar