“Bugün patron hariç iki kişinin çalıştığı bir lahmacuncuya girip fiyat sordum, usta gülmeye başladı. “150’ydi, sezonda 200 yaptık. ama biz yanında yeşillik, domates, sumaklı soğan da veriyoruz, o biçlerde vermezler” dedi.”

bu yıl ramazan bayramı deniz tatiline imkân verecek tarihlere denk gelmedi, konu kurban bayramı öncesine kaydı ama şükür bodrum’da lahmacun fiyatları nihayet açıklandı; 30 euro, yaklaşık 1600 ₺! sonuçta bu bir gelenek. bodrumlular adeta bir enflasyon verisi gibi her yıl açıklanan bu rakam karşısında en hafifinden gözlerini deviriyor. çünkü bıktılar. ne bu fiyata lahmacun yiyorlar ne de böyle bir gelirleri var. burada yaşamasalar çoğunun buraya tatile gelebileceği de şüpheli.
öncelikle şunun altını çizeyim; ağırlıklı olarak balıkçılık ve sünger avcılığıyla geçinen bodrum’un bir turizm merkezi haline gelmesi, halikarnas balıkçısı adıyla anılan cevat şakir’in buraya sürgüne gönderilmesiyle başlayan bir soylulaştırma süreci. şimdilerde muğla’nın belediye başkanı olan ahmet aras’ın kullandığı bir terimle “bohem bir tatil kasabası” olan bodrum özellikle 1970’lerin sonundan itibaren çehre değiştirdi. her bütçeden insanın tatil yapabildiği bir yer olmaktan çıktı, bohemlik de artık her neyse, zaten elini ayağını türkiye’den çekti, yerini boboluk aldı; yani bohem burjuvalık. o arada başka birçok şey de değişti, geldik bugüne.
bugün bodrum’la ilgili çok sözü edilen, çok lüks, çok pahalı otellerin önemli bir kısmı ilçenin eteklerinde. orada tatil yapanların bodrum’un iki katlı beyaz evlerini gördüğü şüpheli çünkü genellikle otelden çıkmıyorlar. yani ilçede para harcamıyorlar ama para ödedikleri otellerin altyapısı ilçenin kaynaklarından karşılanıyor.
nedir bu kaynaklar?
bodrum’un nüfusu resmi kayıtlara göre 2025 yılında 207.196. ancak gerçek nüfusun bunun iki katı olduğu söyleniyor, yılın çoğunu hatta tamamını burada geçirenlerin çok önemli bir kısmı ikametgâhlarını buraya taşımıyor. ağırlıklı olarak seçimlerde kayıtlarının bulunduğu büyük şehirlerde oy kullanmak istedikleri için. ama iller bankası nüfusa göre destek veriyor. belediye, ikametgâhı bodrum’da olanlara tesislerde indirim gibi teşvik edici önlemler aldıysa da hâlâ çok büyük değişiklik yok. yazları bu rakamın bir milyonu bulduğu söyleniyor; bunların hepsi de turist değil, bir kısmı “yazlıkçı” yani burada yazlığı olanlar.
özellikle borsa gibi parayla para kazanma işleri ortaya çıkmadan önce, türkiye’de sizin de gayet iyi bileceğiniz gibi en düzenli değer kazanan ve -deprem vb. dışında değerini asla kaybetmeyen şey- emlak oldu. o yüzden yıllar boyunca orta gelirliler ölene kadar tatil yapabilecekleri paralar harcayarak yazlık edinmiş. emekli olup büyük şehrin kalabalığına, pahalılığına dayanamayıp yazlıklarında yaşamaya başlayanlar çok, yukarıda anlattığım gibi yaz aylarını ya da yazın birkaç haftasını buradaki evlerinde geçirenler de… öte yandan, bodrum’un nüfus profili pandemiden sonra uzaktan çalışmanın artmasıyla da değişti. pandeminin etkilerinden uzak kalmak için taşınanların bir kısmı burada kaldı. bunun kiraları nasıl uçurduğunu tahmin edersiniz, buraya atanan devlet hastanesi hekimlerinin, öğretmenlerin, memurların barınma sorunu yaşadıkları için başka yerlere atanmayı talep ettikleri de vaki. burada yılın sadece birkaç ayı kullanılan evler ve barınma sorunu var.
ama bir yandan da, dağ taş inşaat bodrum’da. ya yatırım ya da kara para aklamak amacıyla ev satın alınabilecek sitelerin sonu gelmiyor. inşaatlar arttıkça susuzluk artıyor, kışları elektrik kesintisi gayet olağan (bizim mahallede bu kışın rekoru 18 saat) ve doğalgazın olmadığı, çok fazla evin elektrikle ısındığı düşünüldüğünde bu ciddi bir sorun. interneti hiç anlatmayayım. belediye başkanlığı aday adaylığı için türkiye’de an fazla başvuru alan iki ilçeden biri bodrum, diğeri yine ege’de bulunan urla. bunun rantla alakası olduğunu görmek zor değil. bodrumlular tedbir amacıyla genellikle ilçenin zengin ailelerinin mensuplarını seçiyorlar belediye başkanı olarak.
bunca inşaatta kim çalışıyor?
türkiye’nin başka yerlerinde kimler çalışıyorsa. ve tabii göçmenler. bodrum’un nüfusunda birinci büyük grup muğlalılar, onların ardından istanbullular, üçüncü sırada da vanlılar geliyor. bodrumlular, köylerin boşaltılmasını, yakılmasını falan umursamamıştı ama kürt komşularına burun kıvırma hakkını görüyorlar kendilerinde.
turizm ya da hizmet sektörü
1980’lerde, yazın kalabalıktan sokakta yürünmez ama kişin ilçe terkedilmiş gibi bomboş olur, yazın tıka basa dolan mekânlarda başka şehirlerden gelen “mevsimlik işçiler” çalışırdı. bodrumlu erkekler eşlerinin bu mekânlarda, gündüz yapılacak temizlik vb işlerde dahi çalışmasına asla izin vermezdi. zamanla işler değişti, muğla otelcilik ve turizm meslek lisesi ilk mezunlarını vermeye başladı, yazın çalışmaya gelenler git gide azaldı. mevsimlik gelenler, çoğunlukla hiç izin yapmadan, günde on saat gibi sürelerde çalışarak sezonu kapatırdı. şimdilerde daha iyi çalışma koşullarının olduğu yerler var ama ücretler o zamankinden düşük. sendikalaşma çok zayıf. öte yandan artık yaz kış ciddi bir nüfusun yaşadığı ilçede hizmet sektörü de sezonluk olmaktan çıktı ama çalışma koşulları hâlâ geçiciliğin izlerini taşıyor. işçilerine nadiren insanca bir hayat ve bir gelecek sunuyor.
başka yerlere gidip yüksek öğrenim yapanlar buraya döndüklerinde onları genellikle perakende sektörü bekliyor; marketler, mağazalar…
öte yandan muğlalılar, balıkçılık, tarım ve hayvancılık yapmayı sürdürüyor. birer arsa muamelesi görse de mandalina bahçeleri hâlâ mevcut. sebzecilik, bahçecilik ve büyük baş hayvan yetiştirenlerin çoğu kadın. onları, pazarlarda pet şişelerde süt, bahçelerinde yetiştirdikleri sebzeler, evde mayaladıkları ekmekler, tavuklarının yumurtalarını, zeytinyağı ve kendi bastıkları zeytinleri satarken, yollarda ise motosikletleriyle görebilirsiniz. pazardaki çoğu kadının hayali işlerin açıldığı sezonun sonunda bir motor sahibi olabilmek.
bir de emekliler var tabii
emekli olunca ege’de bir sahil kasabasına yerleşme hayalini siz de duymuş hatta belki kurmuşsunuzdur. sanırım buna ilk niyet edenler kapağı bodrum’a atmış. emekli olsun olmasın bodrum’daki 65 yaş üstü nüfusun artış oranı türkiye ortalamasının da, muğla ortalamasının da üzerinde. son 10 yıl içinde 65 yaş üstü nüfus türkiye’de yüzde 48 artarken, muğla’da yüzde 63 ve bodrum’da da yüzde 107 artmış. bu artışın ardında ilçenin kendi nüfusunun yaşlanmasından ziyade emeklilerin büyükşehirlerden buraya gelmesi vardır. bu insanlar çok değil beş yıl öncesine kadar emekli maaşlarıyla iyi kötü geçinebilirken şimdi yoksulluk sınırının altında yaşıyorlar ve çalışmak isteseler de iş bulmaları imkânsız. otogardaki kent lokantasının müdavimleri arasında onları da görebilirsiniz. büyük şehirlerin zamanla belli gelir gruplarını merkezden çepere sürmesi gibi onların bir kısmı da daha mütevazı ege kasabalarına göçüyor. aralarında yaşama sevincini, umudunu kaybetmiş, ölmeyi bekleyenler de var.
bugün patron hariç iki kişinin çalıştığı bir lahmacuncuya girip fiyat sordum, usta gülmeye başladı. “150’ydi, sezonda 200 yaptık. ama biz yanında yeşillik, domates, sumaklı soğan da veriyoruz, o biçlerde vermezler” dedi.
fotoğraf: aa.com.tr










