“bilindiği gibi doğum izninin kadınlar için 16 haftadan 24 haftaya çıkartılması, erkekler için de aynı iznin beş günden on güne çıkartılmasını öngören tasarı mecliste. öyleyse talebi eşitlik üzerinden kurgulamak ve erkekleri için de eşit miktarda doğum izni talep etmek doğru olur. tasarı gündemdeyken sendikaların anne ve babalara eşit doğum izni talebini yükseltmesi ne güzel olurdu. bir sonuç alınmasa bile bu fikir işçi sınıfının ortak zihniyetine yerleşirdi.”

bildiğimiz gibi eviçinde üç çeşit bakım veriliyor:
-hasta ve yaşlı bakımı. hasta bakımı zaten tıbbi bir iş, yaşlı bakımının da benzer yanları var. o yüzden ikisi de ama özellikle hasta bakımı kamunun sorumluluğunda olmalı. hastaların ve yaşların bakımında yakınlarının hiç rol almayacağı anlamına gelmiyor ama bu işin genellikle kadınlara kalması tesadüf değil. sosyal devletin ortadan kalkmasını vurgulamak için ve kapitalizme karşı çıkacak bir argüman daha geliştirmiş olmak adına bu konuya vurgu yapılıyor ama bu alanda da eviçi emek sömürüsü bundan ibaret değil.
-sağlıklı, orta yaş ve altındaki erkeklerin bakımı. bu temelde ve her açıdan emek sömürüsü.
-bir evin varlığını sürdürmesi için, içinde yaşayanlardan bağımsız yapılan işler yani örneğin temizlik. bu, evde yaşayanlara bağlı, yalnız yaşayan bir kadının evini temizlemesi tabii ki sömürü değil ama bir kadının kocasıyla yaşadığı evi temizlemesi bal gibi de ücretsiz emek sömürüsü.
-çocuk bakımı. burada biraz oyalanalım. çocuk büyütenler bilir, özellikle, neredeyse her an hizmete ihtiyaç duyan bebeklik çağındaki bir çocuğun bakımını tek kişinin sağlaması olağanüstü zor. ama neyse ki çocukların iki ebeveyni var! anne ve baba bir bebeğe birlikte bakabilirler. oysa birçok bebeğe akraba kadınlar, hatta komşu kadınlar babalarından daha fazla emek verebiliyor.
ya ücretli çalışanlar?
bilindiği gibi doğum izninin kadınlar için 16 haftadan 24 haftaya çıkartılması, erkekler için de aynı iznin beş günden on güne çıkartılmasını öngören tasarı mecliste. yani bebek doğdu, eve gelindi, belki akraba ziyaretleri falan yapıldı, baba olağan hayatına dönüyor.
bir çocuğun yetişmesi iki ebeveynden birinin ücretli çalışmaktan vazgeçmesi ve/veya çok ağır bir yorgunluk sürecine girmesiyle mümkün oluyor. bu ebeveyn de anne oluyor.
bu işin kolaylaşmasının birincil yolu işyeri kreşleri; emzirme dönemindeki bir kadının bebeğini düzenli yoklayıp emzirebileceği bir yakınlıkta olması hayatını çok kolaylaştırır. biraz daha büyüyen çocukların da anne ve babalarının işyerindeki bir kreşte bakılması büyük kolaylık sağlar. her mahallede bulunması gereken kamu kreşleri çok önemli ama ne bunlar ne de işyerinin ücretinin bir kısmını ödediği kreşler, işyeri kreşlerinin yerini tutmuyor, tutmaz. İş yerinden çıkarken çocuğunuzu yanınızda eve götürmeniz başka, onu almak için bir yol kat etmeniz başka. çocuk düşüp başını yardığında yakınında olmak başka, işten izin alıp kreşe gitmek çok başka… bunlar ilk aklıma gelenler.
babalar hep iskele babası mı olacak
babalığın gerçek bir ebeveynlik pratiğine dönüşmesi farklı mevzilerde ve alanlarda sürecek bir mücadelenin sonucu olabilir. kadınların kurtuluşu açısından çok önemli sonuçlar verecek olmasının yanı sıra toplumsal dokuda da değişikliklere sebep olacağına şüphe yok.
bu mücadelenin bir parçası da ücretli emek alanında, sendikalar tarafından yürütülecek. türkiye’de ne sendikalar ne de kadın hareketi doğum izninin uzatılması yönünde bir talep geliştirmedi. çok büyük ihtimalle meclisten geçecek olan tasarı anneliği kolaylaştırmak suretiyle doğum oranlarını yükseltmeyi hedefliyor. diğer yandan, bebeğine bakacağı süreyi uzatmak için çoğu zaman işyerinden doğuma giden kadınlar için 16 haftanın 24 haftaya çıkması rahatlatıcı olacaktır. ama 16 hafta doğum izni bile kadınların istihdamını zorlaştırırken, birçok işyerinde işe alım sürecinde, kadınlara ilk sorulanlar arasında çocuk doğurmayı düşünüp düşünmediği varken, efsanevi novamed direnişini ateşleyen sebeplerden biri işçi kadınların sırayla hamile kalmasının istenmiş olmasıyken bu iznin uzamasının nasıl bir sonuç vereceği ortada.
öyleyse talebi eşitlik üzerinden kurgulamak ve erkekleri için de eşit miktarda doğum izni talep etmek doğru olur. çoğunun bu dönemi çocuk bakmadan geçireceğine şüphe yok ama bu istihdamdaki eşitsizliği ortadan kaldıracak bir adım olur. ayrıca kadınların, en azından o süre içinde babaların da çocuk bakmasını talep etmelerinin önünü açar; hem belki aralarında bunun aslında çok keyifli bir şey olabileceğini fark edenler olur, çocuklarıyla bağ kurmayı öğrenirler, erkekler dönüşür, toplum dönüşür… eşitlik değişimin adımlarını sağlar.
yasa tasarısı gündemdeyken sendikaların anne ve babalara eşit doğum izni talebini yükseltmesi ne güzel olurdu. bir sonuç alınmasa bile bu fikir işçi sınıfının ortak zihniyetine yerleşirdi.
fotoğraf: yeni asır










