İngiliz Hizmet İşçileri Sendikası (UNISON), ülkedeki eşit ücreti düzenleyen yasal sistemin “bozuk” olduğunu ve acilen reforma ihtiyaç duyduğunu gösteren yeni bir araştırmayı yayınladı. Araştırma prosedürleri iyileştirmeyi, temel yasal kuralları yeniden düşünmeyi, uygulamayı güçlendirmeyi, şeffaflığı artırmak için işverenlere daha proaktif görevler vermeyi öneriyor.

Sendika adına Cambridge Üniversitesi’nden Profesör Catherine Barnard tarafından yürütülen bağımsız araştırma, mevzuatın devam eden ve sistemik ücret eşitsizliğiyle başa çıkmada başarısızlığını ortaya koyuyor ve bunu iyileştirmek için gerçekçi önlemler sunuyor.
Profesör Barnard, raporunu 9 Temmuz’da UNISON Merkezi’nde düzenlenen bir etkinlikte sundu; ardından önde gelen eşit ücret uygulayıcılarından uzmanlar panelde, eşit ücret taleplerinin karşılaştığı mevcut zorlukları, önemli dava birikimini ve eşit ücret sorunlarıyla daha etkili bir şekilde mücadele etmenin pratik yollarını tartıştı.

Kadın emeğinin sistematik biçimde değersizleştirilmesi
“Geciken eşit ücret, reddedilen eşitliktir” başlıklı etkinliğin açılışında, UNISON hukuk departmanı başkanı , konuklara sendikanın yaklaşık yüzde 80’i kadın olan 1,3 milyon üyeyi temsil ettiğini hatırlatarak şöyle konuştu:
“UNISON, on yıllardır eşit ücret mücadelesinin ön saflarında yer alarak on binlerce kadın için adaleti sağladı ve dönüm noktası niteliğindeki davalarla hukukun şekillenmesine yardımcı oldu, UNISON Kuzey – Dumfries ve Galloway Konseyi davasından Glasgow eşit ücret davasına ve daha yakın zamanda Birmingham’daki eşit ücret davalarına kadar UNISON, kadınların emeğinin sistematik olarak düşük değer görmesine meydan okudu. Ancak Eşit Ücret Yasası’ndan 50 yıldan fazla bir süre sonra bile kadınlar hala eşitsiz ücrete itiraz etmekte oldukça zorlanıyorlar. Tam zamanlı cinsiyetler arası ücret farkı yaklaşık yüzde 6,9 civarında kalıyor. Kadınlar, toplumun güvendiği ancak düşük değer verdiği düşük ücretli mesleklerde yoğunlaşmaya devam ediyor.
Ve kadınlar dava açtıklarında, adalet için on yıl veya daha fazla bekleyebiliyorlar… Birçok durumda, kadınlar davaları sonuçlanmadan önce emekli oluyor ve ne yazık ki bazıları sonucu göremiyor.”
Daha sonra Shantha konuşmasına şunları ekledi: “Bu rapor temel bir soru soruyor: Şu anki sistemden daha iyi eşit ücret sağlama yolları var mı? Çoğumuzun bildiği gibi, bu sistem bozuk. Rapor, sorunun sadece gecikme olmadığını savunuyor. Sorun, sistemin tasarımı: Kadınlardan karşılaştırma ölçütleri belirlemelerini, genellikle sahip olmadıkları bilgileri edinmelerini ve deneyimli uygulayıcıların bile bazen yüz buruşturduğu bir yasal ortamda yol almalarını isteyen bireysel, çekişmeli ve son derece teknik bir süreç.”
Bu araştırmanın zamanlamasının önemli olduğuna dikkat çeken Shantha. “Geçen yıl hükümet, eşit ücret konusunda kanıt çağrısında bulunarak, mevcut rejimin reforme edilip edilmemesi, yeni bir uygulama biriminin oluşturulup oluşturulmaması, ücret şeffaflığının nasıl iyileştirilebileceği ve eşit ücret korumalarının ırk ve engelliliğe de genişletilip genişletilmemesi gerektiğini sormuştu.”
Shantha raporun birden fazla pratik seçenek içerdiğini belirtirken, “Bu bize eşit ücret yasasının gelecekteki yönünü etkileme konusunda gerçek bir fırsat veriyor. Rapor tek bir cevap olduğunu iddia etmiyor. Reform için seçenekler sunuyor; prosedürleri iyileştirmek, esaslı yasal kuralları yeniden düşünmek, uygulamayı güçlendirmek, şeffaflığı artırmak ve işverenlere daha proaktif görevler getirmek. Ayrıca İzlanda, İsveç, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi diğer yargı bölgelerinden neler öğrenebileceğimize de bakıyor.”

Eşit ücret kontrol sistemleri
Sunumuna başlarken, Prof. Barnard, eşit ücret konusuna ilgi gösterenin sadece İngiltere hükümeti olmadığını belirtti. “Belki de Muhafazakar Parti’nin bazı unsurlarının, eşit ücretle nasıl başa çıkmak istediklerine dair, temelde onu tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelen, pek de yardımcı olmayan müdahalelerini de görmüş olabilirsiniz.”
Prof. Barnard, meslektaşı Harry Armstrong birlikte yürüttüğü araştırmayla ilgili olarak şunları söyledi: “Başlangıç noktamız, ücret rejiminde derin sorunlar olduğuydu. Bunlar neler ve nasıl çözülebilirler?”
Bu sorunlar arasında, bireyleri veya grupları eşit ücret talebinde bulunmaya zorlayan “son derece çekişmeli model”, işverenlerin bu talepleri geciktirmek için açtığı çok sayıda “yan dava”, aşırı iş yüklenmiş mahkemeler ve bunun sonucunda ortaya çıkan çözüm gecikmeleri ve bağımsız uzmanların (ACAS) azlığı (şu anda sadece altı tane var) yer alıyor.
Prof. Barnard’ın sıraladığı önerileri arasında aşağıdakiler vardı:
- Daha fazla bağımsız uzman
- Daha kısa iş tanımları (şu anda bunlar 20 sayfaya kadar çıkabiliyor)
- Standart, hükümet onaylı bir metodoloji
- Mahkemelerin eşit ücret denetimi emri verme yetkilerini “daha büyük bir gayretle” kullanmaları
- Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin daha fazla kullanılması.
Ancak Profesör Barnard, bunların “mevcut gemide küçük değişiklikler” olduğunu ve daha “radikal” bir değişimi savunacağını ekledi.
“İşverenlere, istihdamlarında çalışan herkes için eşit ücretin kontrol edildiği sistemleri fiilen uygulamaya koymaları konusunda olumlu yükümlülükler getirmek çok daha iyi olurdu diye düşünüyoruz. Kamu sektöründeki eşitlik yükümlülüğüne bakarsanız – güzel ama oldukça zayıf, sadece gereken özeni gösterme şartını içeriyor. Şu anda, cinsiyet raporlaması, bizim görüşümüze göre, çok fazla bir şey sunmuyor.”
Özellikle İzlanda gibi diğer sistemlerden değerli dersler çıkarılabileceğine vurgu yapan Barnard, orada hükümetin sendikalar ve işverenlerle birlikte belirlediği standartlara dayalı, her üç yılda bir yapılan sıkı denetimlere dayanan eşit ücret belgelendirme sistemini tercih ettiklerini belirttikten sonra;
“Ayrıca çok daha iyi bir uygulama olması gerektiğini düşünüyoruz. Ve bu açıdan bakıldığında, İngiltere hükümetinin seçim manifestosunda yeni bir birim oluşturmaktan bahsetmesi faydalı.” dedi.
Canlı bir tartışmanın ardından UNISON Başkanı James Anthony söz aldı: “Bence bugün herkes için eşit ücretin işyeri politikalarındaki en önemli tamamlanmamış konulardan biri olduğunu pekiştirdi. Bana umut veren şey, değişimin mümkün olmasıdır. Bu araştırmadaki öneriler pratik ve ulaşılabilir reformlar içindir ve bu hükümet eşit ücret yasası reformunu değerlendirmeye istekli. Ancak bu reform kendi kendine gerçekleşmeyecek. Sendikaların, avukatların, akademisyenlerin, işverenlerin ve politika gruplarının birleşik çabalarını gerektirecektir. UNISON, onlarca yıldır yaptığımız gibi, eşitsizliğe karşı mücadelede rolümüzü oynamaya devam edecektir.”
https://unison.org.uk/news/2026/07/equal-pay-delayed-equality-denied










