Skip to main contentSkip to footer

Osmangazi Romangal İpek Fabrikası’nda bir 8 Mart

Bu yıl 8 Mart’ta 1910 tarihinde grev yapan kadın işçilerin mekanı olan Osmangazi belediyesi tarafından restorasyonu yapılan Romangal İpek Fabrikasındaydık. Büyükannelerimizin fısıltıları eşliğinde, kadın emek tarihini ve günün anlamını konuştuk.

Editörden

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Kadınİşçi hayli meşguldü. İstanbul ve Ege’de kadın arkadaşlarımız alanlarda haber peşinde koştururken Feryal, ben, Seval, Sare ve Pınar Bursa’da Romangal fabrikasındaydık. 1860’lı yıllardan 1992’lere kadar kadın işçiler bu fabrikada evlerini geçindirmek için her gün mesai yapmışlar, uzun çalışma saatlerini, erkeklerin ücretlerinin yarısı olan düşük ücretleri, evde ve işte çalışmanın zorluklarını protesto için grevler örgütleyip mücadele etmişlerdi.

Olay şöyle gelişti: Feryal Nilüfer Belediyesi’ne sunum yapmaya giderken yanında hazırladığımız Kadın Emeği Almanağı’ndan birkaç tane götürüyor. Almanak Osmangazi Belediyesi’nin de eline geçiyor. Kitapta Bursa’daki kadın ipek işçilerin mücadelesine dair Zeynep Uçar’ın orijinal belgelerinin yanı sıra fotoğraflarla dönemin iktisat, emek ve kadın tarihi açısından bir panoramasını çizen Sebah & Joaillier fotoğrafçılığın albümünden alınan iki fotoğraf ta var.  Bunlardan biri 1870’lerde, diğeri 1890 tarihinde Romangal (Yılmazipek) fabrikasının mancınıkhanesinde çekilmiş fabrikadaki genç kadınları gösteriyor. Belediye fabrika girişine 70’lerde çekilen fotoğraftan kocaman bir afiş yapıp asmış.

Osmangazi Belediyesi bir süredir Romangal fabrikasının restore edilmesi için çalışıyordu. Almanağın ve buradaki kadın işçilerin mücadele tarihinin 8 Mart için önemli olduğunu düşündüklerinden bir etkinlik yapmaya karar vermişler. Geçmişle bugün arasında bağ kurabilen, böyle bir tarihsel bilince sahip belediyeyi bu noktada gerçekten de kutlamak lazım…

Feryal üzerinden bağlantı kuruldu ve biz 8 Mart’ta Osmangazi Belediyesi’nin konuğu olarak Bursa’ya gittik. Fabrikanın tuğla takla süslenmiş, giriş kapısından adımımızı atar atmaz, geçmişe yolculuk başlıyor. Burası bir tesis… Bursa kent ve endüstri tarihçileri bir dönem Fransız konsolosluğunun da burada olduğunu yazıyorlar…

Bir zamanlar anneannelerimizin mesaiye yetişmek için koşar adımlarla çiğnediği aralarında otlar yeşermiş Arnavut kaldırımlarından geçerek, aşınmış merdivenleri tırmanıp, mancıkhanenin önünde yapılacak olan etkinlik alanına varıyoruz.  Mancınıkhanede aynı zamanda kadın emeği Almanağı sergisi var…Belediye stantlar hazırlamış bize bir zamanlar kadın işçilerin ipek ipliklerinin ucunu bulmaya çalıştıkları, bunları mancınıklarda gözden geçirerek iplikleri ahşap çıkrıklara sarmak için uğraştıkları, bu tek katlı dikdörtgen biçimindeki binada kadın emek tarihini fotoğraflarda izliyoruz. Haşlanan kozaların buharını mekandan uzaklaştırmak için mancınıkhanenin tavanlarına bacalar yerleştirilmiş.  Bu bize mekan ve teknoloji tarihine dair de ipuçları veriyor…

Kadınların “olay”ını özneye işçi kadını alarak yazmak

8 Mart’ta Bursa’ya ilk gelişim değil, 2005 yılının 8 Mart’ında Özay Tekstil fabrikasında ihmal sonucu çıkan yangında yaşamını kaybeden beş kadın işçinin anısına yaşatmak için feministler olarak burada bir miting yapmıştık. O kadınları hatırlıyorum… Mücadelemizde yaşıyorlar deriz ya böyle bir şey olsa gerek. Onların hikayeleri ile anneannelerinin hikayelerinin buluştuğu bir yer ve zamandayız.

Etkinlik açık havada yapılacak, güneş var ama öğle öncesi Bursa ayazı bizi korkutuyor. Neyse ki hava durumunu da düşünmüş arkadaşlarımız, öğleden sonranın güneşi kemiklerimizi ısıtıyor, dolayısıyla “Bursa mı, sıkı giyin” tembihleri bu noktada önemini yitiriyor.

Etkinlik iyi geçti ama heyecan ve mutluluktan tam da istediğimiz gibi almanağı yansıtamadığımızı konuşuyoruz Feryal’le sonrasında. Yanımıza gelen kadınlar çocukluklarında annelerinin bu fabrikada çalıştıklarını ve çocuk işçi olarak onların da dönem, dönem fabrikaya geldiklerini anlatıyorlar. Aralarında eve ipek çekme işini alanlar da varmış. Osmangazi’nin yoksul tüm evlerinde ipek üretiminin bir bölümünü yapan kadın ve çocuklar bulunuyormuş.

Fabrika 1992’de kapatıldığı için pek çok kadın açısından geçmiş tazeliğini koruyor.  Kadın emek tarihçilerinin Romangal’ın uzak ve yakın tarihini çalışması gerektiğini konuşuyor hatta kendi aramızda bir iş bölümü bile yapıyoruz. Belediyenin tahsis ettikleri minibüslerle etkinliğe katılan kadınlar miting alanına taşınıyor.  Miting’te gelsin baba, gelsin koca, gelsin devlet, gelsin cop sloganları da atılıyordu, patriyarkaya ölüm de, bir ara İzmir marşı da kulaklarımıza çalındı. İstanbul’dan farklı bir atmosfer ve miting bileşenleri vardı.

Kadın emek tarihçilerinin post modern dalgaların etkisi ile dolaylı anlatımlara rağbet etmeden işçi kadınların “olayı” üzerinden ve özneyi muğlaklaştırmadan buradaki kadınlık deneyimlerini ve direnişlerini yazmaları ne kadar iyi olurdu. Gün sanki bugündür gibi geldi bana…

Yazarın Diğer Yazıları

İlginizi Çekebilir

Son Yazılar