Nagehan Uskan, yaptığı belgeseller ve özellikle videoaktivizm denince akla gelen bir filmci. Yunanistan’ın Türkiye’ye en yakın olan adasında Midilli’de yaşıyor ve göç nedeniyle adaya gelen insanların hayatlarına tanıklık ederken, onların kendi hikayelerini belgelemelerine de yardım ediyor.
Uskan, geçtiğimiz günlerde, İngiltere’deki King’s College London üniversitesinin desteğiyle başlatılan bir proje için Çanakkale Gülpınar’daydı.
Aynı üniversitede öğretim üyesi olan Doç. Dr. Emel Akçalı’nın geliştirdiği bu proje “Yeşil enerji dönüşümünün sahadaki yansımaları” adını taşıyor. İki günlük bir workshop’la başlayan proje, biz katılımcılar ve sahada yaşayan insanların birebir çabasıyla iki yılda tamamlanacak…

“Verba volant, scripta manent.”
Bu latince söz dizisini aslında çok iyi biliriz. “Söz uçar yazı kalır.” Süratine tanık olduğumuz ve kimi zaman yetişemediğimiz günümüz teknolojisinin sağladığı yeni kayıt biçimleri ve yeni yayın mecraları bu kadim sözü kökünden değiştirdi. Workshop da jeotermal enerjiyle ilgili tanıklıkları toparlamak, yaşananların sözlü ve görüntülü tarihini belgelemek hem de bilinmeyenleri, belki de gizlenenleri biriktirecek bir kara kutu olacak belki de.
Nagehan Uskan, “cebinde telefon taşıyan ve bunu görüntülemek için kullanan herkes videoaktivist olabilir” diyor. Bugün kayıt alabilen her telefon, her alet, içindeki bir görüntüyle, sahibi önemli olmaksızın bir gün açığa çıkmak üzere yerini bekliyor olabilir. Yeter ki, o anda orada olunabilsin…
Workshop’a ev sahipliği yapan Çanakkale’nin Ayvacık’a bağlı Gülpınar köyünde 2017 yılında jeotermal santraline karşı 33 kadının 28 gün boyunca sürdürdüğü eylem santralin iptaliyle sonuçlanmış. Çekimlerin yapılacağı Tuzla, jeotermal santrallerin halihazırda kurulu olduğu, tarımsal ekonominin sürdüğü bir bölge ve projenin Türkiye ayağı için bu nedenle tercih edilmiş. Proje Yunanistan’ın Girit adası, İtalya’nın Campania bölgesinde de eşzamanlı yürütülecek.
Köylüler ne düşünüyor ve santralin etkileri…
Araştırmanın öncelikli hedefi, santrallerin çevresinde yaşayan ve toprakları, ürünleri ve hayatları bu santrallerle iç içe geçen insanların ne düşündüklerini, santralle birlikte yaşamanın sonuçlarını, doğaya ve insana etkisini sorgulamak. Bu proje profesyonel kameralar, yazılı metinler ve kurgulanmış gerçekle sınırlanmamış, sonuçları çalışmanın bitiminde ortaya çıkabilecek bir proje. Workshop’a katılanlar İtalya, Yunanistan ve Türkiye örneklerinin üzerinden Akdeniz’de sürdürülebilir ortak bir enerji çözümü üretilebilir mi, yapılan çalışmaların sonuçları ne olacak gibi soruların peşinde olacaklar. Enerji santrallerinin toplum hayatına etkisi, sağlık, sosyal, sosyo-kültürel yansımaları da bu videonun konusu olacak.

Çekimler başladı
Kısacası çalışma başladı. Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği’nin bir köy evine konuşlanmış lokalinde yapılan iki günlük workshop’ta videoaktivizmin felsefesi ve çekim teknikleri anlatıldı. Sorular soruldu, öneriler alındı. Toplantıya azmi ve inadıyla noktayı koyan Gülpınar’ın 2017’de jeotermale karşı direnen kadınlarından biri olan Zehra Hanım oldu. Zehra Hanım, yıllar önce 28 gün süren jeotermal eyleminin katılımcılarından biri olmaktan gurur duyuyor. Görüntü vermek istemeyen, konuşmaktan çekinen çoğunluğun aksine, bayrağı taşımaya hevesli. Arkadaşları o eylemlere katıldıkça onu ayıplıyorlarmış ama vazgeçmiyor.
Workshop’a katılan sekiz gönüllünün dışında, Kadir Has Üniversitesinden Doç. Dr. İrem İnceoğlu, Öğr. Gör. Ceylan Özünel Sül, ÇÖMÜ’den Doç. Dr. Faize Sarış da projeye katılan ve destek verenler arasındaydı.
Selfie değil videoaktivite
Workshop’un videoaktivist katılımcılarından biri de Kazdağları Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Başkanı Süheyla Doğan’dı. Jeotermal konusundaki bilgisiyle ve fikirleriyle çalışmaya katkıda bulundu. Sahadaki çalışmalarda da kameranın önündeydi. Doğan’ın telefonu, artık neredeyse bir eylem arkadaşı. Doğan, kayıt almanın çok önemli olduğunu düşünüyor ve ekliyor: “Videoların hem bilgilendirme, hem dikkatleri çekme, hem mücadeleye çağrı hem de başarıların paylaşımı için çok büyük etkisi ve katkısı var. Ayrıca faaliyetlerin kaydı ve arşivlenmesi ve sonra değerlendirilmesi için de yararı var. Konuyu doğru bir şekilde aktarmak, doğru bilgileri yaymak, sesini çıkaramayanların sesi olmak da çok önemli.”
Görünen o ki, aktivist olmak yetmez videoaktivist olmak da gerekiyor.