Tüm Bel-Sen Tuzla Belediyesi’nde ilk defa toplu sözleşme imzaladı. İlk sözleşmede ücretsiz HPV aşısı, regl izni, emzirme odası, mobbing kurulu oluşturulması, doğum izninin ücretli olarak 8 hafta daha artırılması, 8 Mart idari izni gibi mücadele ile kazanılmış pek çok hak yer aldı.

Yakın zamanda Tuzla Belediyesi’nde KESK’e bağlı TÜM BEL-SEN kadın çalışanlar açısından birçok kazanımın olduğu bir toplu sözleşmeye imza attı. Kadınlara dair maddelerin ilk TİS’te bulunmasının önemi, bunların artık kazanılmış haklara dönüşmesi ve sonraki TİS’lerde taviz verilmeyecek olması. Tüm Bel-Sen İstanbul 3 No’lu Şube’nin Kadın Sekreteri ve aynı zamanda Maltepe Belediyesi’nde şehir plancısı olarak çalışan Alev Tosun’la hem bu toplu sözleşmenin detaylarını hem de sendikanın kadın meclisinin çalışmalarını konuştuk.
Sendika seçme özgürlüğünü ilk defa kullandılar
Tuzla belediyesindeki toplu sözleşmenin ayrıntılarını merak ediyoruz ama önce orada nasıl örgütlendiğinizi, kadınların nasıl örgütlendiğini dinleyelim sizden.
Aslında seçimlerden önce bizim Tuzla’da sadece iki üyemiz vardı. Çünkü AKP’li bir belediye yönetimi vardı ve AKP’li belediyelerde çalışanlara sendika seçme hakkı tanınmıyor. Biraz doğalında yandaş diyebileceğimiz bir sendikaya üyelik formuyla üye yapılıyorlar. Memur personel belli bir sendikaya, işçi personel belli bir sendikaya yönlendiriliyor. Dolayısıyla orda yetkili sendika Bem-Bir-Sen’di aslında. 31 Mart seçimlerinden sonra her yerde ciddi bir değişiklik oldu, birçok belediye muhalefetin eline geçti. Bizim de aslında seçimle birlikte tekrar bir örgütlenme çalışmamız başlamış oldu. Öncesinde bunu yapmak biraz zordu çünkü insanlar sendika tercihlerinden dolayı ciddi baskı ve mobbinge maruz kalıyordu, çok kolay olmuyordu.
Seçimlerden sonra Anadolu yakasında yönetimi değişen belediyelerde hızlıca bir örgütlenme sürecine girdik. Tuzla da bunlardan biri. Seçimlerden hemen sonra oradaki temsilci arkadaşlarımızla iletişime geçip, hızlıca belediyeye gidip önce kendimizi tanıttık. Tüm Bel-Sen’i tanıttık, nasıl bir sendika olduğumuzu anlattık. Açıkçası böyle bir tavırla daha önce karşılaşmadıklarını söyledi oradaki memur arkadaşlar. Sendika gelip birim birim geziyor, kendini anlatıyor ve dayatmıyor. Bu onlara biraz enteresan geldi. Çünkü daha önce bir üyelik formu dayatılmış, masaya konmuş ve bu sendikaya üye olacaksın denmiş. Biz, herhangi bir parti ismi ya da başkan ismi zikretmeden sadece kendimizi anlatarak ve yetkili olduğumuz belediyelerde imzaladığımız toplu sözleşmelerdeki maddi ve sosyal hakları anlatarak bir örgütlenme çalışması yaptık. Eğer burada yetkili olursak çok benzer bir sözleşme yapacağımızı söyledik. Tabii birden fazla kez gittik Tuzla’ya ve orada sendikaya üye olan arkadaşlarımızın da çabası ve emeğiyle, 15 Mayıs’tan önce yetkiyi aldık. Ve hemen sonrasında çok hızlı bir şekilde TİS masasına oturduk. Zaten örgütlü olduğumuz belediyelerde imzaladığımız sözleşmelerde bazı dikkat çekici başlıklar vardı. Maddi kazanımların haricinde en dikkat çekeni elbette kadınlarla ilgili kazanılmış olan haklardı. Daha önce Tuzla Belediyesi’nde mevzusu dahi edilmeyen, konu olması dahi düşünülemeyen konular bizim sözleşmelerimizde kazanılmış haklardı. Bu, kadınların sendikaya katılımı konusunda çok etkili oldu.

“Kadın hakları taviz vereceğimiz konular arasında değil”
İlk toplu sözleşmelerde kadınlara dair maddelerin olması daha zor oluyor, o yüzden de aslında Tuzla’daki toplu sözleşme çok önemli bir kazanım. Bu maddeleri toplu sözleşmeye nasıl sokabildiniz?
Elbette orası için çok büyük bir dönüşüm bu. Belli bir siyasi yönetimle çok uzunca bir süredir yönetildikleri için. Biz şube olarak ilkesel tutumumuz gereği, örgütlü ve yetkili olduğumuz yerlere çok benzer bir toplu sözleşme taslağı ile gidiyoruz. Hani o yerelin kendine özgü ihtiyaçları ve talepleri dışında çok benzer bir taslakla gidiyoruz. Tuzla’ya da diğer belediyelerde imzalanmış sözleşmelere çok yakın bir taslakla gittik. Zaten kadın arkadaşlarımıza öncesinde söylemiştik, burada da benzer bir TİS yapacağız diye. Dolayısıyla bu benzerliği kurarken sadece maddi yönden düşünmemiz bizim için çok uygun olmayacaktı. Neden biz feragati kadın haklarından yapalım? Bu bizim ilkesel duruşumuza da denk düşmediği için, bu maddelerde çok daha ısrarcı olduk. Hatta mesela regl izni gibi konular Tuzla için çok marjinal kalabilirdi, üye profil yapısına uygun olarak daha yumuşak bir geçiş mi yapsak gibi bir tartışma da olmuştu. Biz yine de bu maddeleri geçirdik çünkü yani bu bir dönüşüm ve bu dönüşümü yaparken elbette biraz sürece bakmak önemli oluyor. Ama zaten geç kalmış kazanımlardı kadınlar için. Bu yüzden taviz vermek istemedik. Tabii oradaki şu anda mevcut yönetimin ve toplu sözleşme masasında oturan yöneticilerin uzlaşmacı tutumları da elimizi kolaylaştırdı. Taviz vereceğimiz konuların başında kadın hakları olmadığı için diretmiş olduk.
Tuzla’da geçen maddelerin pek çoğu, Tuzla için yeni maddeler. Bizden önceki süreçte toplu sözleşme taslağına dair oradaki üyelerden herhangi bir talep alınmamış, uzlaşmaya konu edilmemiş ve imzalanan sözleşmeler dahi üyelerle paylaşılmamış.
Dolayısıyla bizim yaptığımız sözleşmeyle birlikte kazanılmış haklar burası için yeni haklar olmuş oldu. Bunların başında regl izni geliyor. Kadın çalışanlara ücretsiz HPV aşısı yaptırılmasına dair bir kazanımımız var. Doğum yapan kadın personelin yıllık izinlerinin 8 hafta ücretli bir şekilde artırılması gibi bir madde var. Doğum izni dışında koruyucu aile olan ebeveynlere de evlat edinme tarihinden itibaren dört hafta izin hakkı veren bir madde var.
Kadın çalışanlara emzirme odası tashih edilmesi maddesi var. 8 Mart’ta kadınların idari izinli sayılması maddesi var.
Mesela servis hakkını konuştuk. Bu elbette ki tüm personel için önemli ama kadın personel için ayrıca önemli. Eve hızlı şekilde ulaşmak ve en güvenli şekilde ulaşmak, kadınlar için daha önemli oluyor. Elbette bunun böyle olmasının sebebi toplumsal cinsiyet eşitsizliği. Maalesef tersten bir yerden bu maddeyi koyuyoruz. Henüz bu eşitliği kuramadığımız durumda servis hakkı, güvenli ve konforlu bir ulaşım hakkı kadınlar için ayrıca önemli oluyor.
Bunun haricinde mobbing kurulu kurulmasına dair bir madde var. Elbette bütün çalışanlar için geçerli bu kurul. Ayrıca çalışanın aile içi şiddet uyguladığı bir durumda, sözleşmeden doğan mali hakların mağdur eşe ödenmesi gibi bir maddemiz var. Bu erkek şiddeti ile mücadelemiz açısından çok önemli bir madde.
Tüm çalışanlara toplumsal cinsiyet eğitimi
Peki, sözleşme imzalandıktan sonra kadınlardan nasıl geri dönüşler oldu?
Çok olumlu geri dönüşler oldu. Toplu sözleşme imza töreni de yapıldı, orda katılım ciddi anlamda iyiydi. Kadınların katılımı da çok iyiydi. Yani çok olumlu geri dönüşler alıyoruz. Özellikle bu kreşler yapıldığında, emzirme odaları yapıldığında, HPV aşısı uygulamaya konulduğunda geri dönüşler artacak diye düşünüyorum. Şimdiki aşama bile çok önemli.

Bundan sonrası için nasıl hedefleriniz var, başka hangi belediyelerde toplu sözleşme süreçleriniz devam ediyor?
Şu an devam eden Beykoz sürecimiz var. Bu sözleşmeye benzer bir sözleşme Beykoz Belediyesi’nde imzalanacak, görüşmeler devam ediyor. Bu sözleşmelerin somut olarak uygulanması gereken bazı maddeleri var. Mesela bunlardan biri, toplumsal cinsiyet eğitimlerinin bütün çalışanlara ve belediye yönetimine verilmesi. Toplumsal cinsiyete dair söyleşi, panellere katılmayı da bu eğitimin içinde düşünüyoruz. Bu maddeyi çok önemsiyoruz ve bunu örgütlü olduğumuz her belediyede işletmek istiyoruz. 8 Mart’ları ve 25 Kasım’ları çok önemsiyoruz. 8 Martlarda kadın çalışanların idari izinli sayılmasına dair bir madde ekledik ama 8 Mart’ı etkinliklerle birlikte düşünmek ve bütün kadın çalışanların da bu şekilde düşünmesine dair bir çabamız olacak tabii ki. Bazen bir madde işletildiğinde o maddedeki eksik kalan yerler zamanla belli olmuş oluyor. Bu açıdan Tuzla’daki arkadaşların geri dönüşleriyle de sözleşmede güncellemeler yapılır. Onun haricinde bizim hem belediyelerde hem sendikalarda toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor olacak.
Ağustos’un sonunda KESK İstanbul Kadın Meclisi kampını yapacağız. Tüm Bel-Sen’den de katılımcıların olduğu ama KESK’e bağlı bütün sendikaların katılımcısı olduğu bir süreç örgütlüyoruz şu anda. Bu tarz kampların, bir araya gelişlerin, eylem, etkinliklerin devam etmesini hedefliyoruz.
“Kendi bütçesi olan bir kadın meclisimiz var”
Sendikanın kadın komisyonu neler yapıyor, faaliyetleriniz neler?
Kadın meclisimiz var, komisyon olarak geçmiyor. Kadın meclisinin belli bir bütçesi var, bütçesini ve karar alma mekanizmalarını daha da ileriye götürmek için bir çaba içindeyiz. Şube kadın meclisimiz var, şubeye bağlı belediyelerde üyemiz olan bütün kadınlara açık olan bir meclis. Önemli gündemlerde bir araya geliyoruz. Biz aslında buradaki meclisten de talepleri alıyoruz. 25 Kasım’ları da bu meclisle örgütlüyoruz. Yakın zamanda KESK İstanbul Kadın Meclisi’nden sonra 25 Kasım’a dair bir çalışmamız olacak. Bir yandan da siyasi iktidar tarafından sürekli gasp edilen, tartışmaya açılan haklarımız için sendika dışında bir mücadele de yürüyor, kadın örgütleri ve feminist örgütler ile. Buralara da dahiliz, KESK’e bağlı sendikalar ve kadın meclisleri olarak.
Erkek şiddeti artık çok ciddi bir boyuta vardı. Her gün kadın cinayeti haberlerine uyanıyoruz, bunlar bizim çok ciddi gündemimiz. Evet, biz işyerlerinde örgütlüyüz ama kadın mücadelesi her yerde. Bazen işyerindeki şiddet, ev içindeki şiddetin devamı oluyor. Ya da bu eşitsizliğin devamı oluyor. Dolayısıyla kadın mücadelesi bizim için bütünlüklü bir mücadele. İşyerinde kazanılmış haklarımızın yanında, bu alanları da örgütlemeye çalışıyoruz.










