Feminist Tartışmalar

“Toplumda “ya evlenirsin ya işin olur” gibi bir anlayış var. İkisi de olmayınca sanki hayatın başlamamış gibi hissediliyor. Sanki boş oturuyormuşsun gibi. Katkın yok gibi, kendine de bir katkın yok gibi. Yarım kalmış gibi”
“Bulunduğum yerin bir duvarını tecrübeler, bir duvarını insanların referans beklentileri oluşturuyor. Bunların ikisi de bende yok. Böyle düşününce onları nasıl yıkacağımı bilmediğim bir alandayım gibi hissediyorum. Çıkmazdayım” diyor bu yazıda konuştuğumuz Zeynep
“Hayalet değil, gerçek: Türkiye’de her iki kadından biri NEET” başlığıyla yaptığımız söyleşi** büyük ilgi gördü. Kadınların NEET olma konusunda yalnız olmadıkları, benzer duyguları paylaştıkları bir kez daha ortaya çıktı
Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD) Türkiye’nin toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda özgün karnesini hazırlıyor. Bu çalışmaya göre Türkiye, OECD’nin 36 ülkesi arasında 36. sırada. Skorda küçük bir iyileşme olsa da ilerleme hızı hâlâ yavaş. Endeksi hazırlayanlardan Doç. Dr. Emel Memiş, eşitsizliği yaratan yapısal engeller kaldırılırsa dönüştürücü eşitlik sağlanabileceğini söyledi ve ekledi: “Gerileme olsa da umut var, eşitliğe doğru ilerleme kaçınılmaz.”
Boş zaman git gide bir lüks haline gelirken kadın işçiler boş zamanlarını nasıl değerlendiriyor? İpek Bozkurt yüksek lisans tezini Esenyurt’ta görüştüğü 33 kadınla bu konuda konuşarak hazırladı. Biz de haberimizi İpek ile konuşarak…
New York’ta devam eden BM Genel Kurulu’nda nefret söylemleri ayrımcılığı kurumsallaştırırken, yerel yönetimler de LGBTİ+’lara, onları yok sayan ayrımcı bir kent deneyimi yaşatıyor. Özgür Renkler Derneği’nin Bursa örneği raporları bu açıdan oldukça çarpıcı
Yapay zekâ (YZ) artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Yapay zekâ kadının görünmeyen emeğini hafifletiyor ama cinsiyet temelli eşitsizlikleri ortadan kaldırmıyor, sürdürülmesine katkıda bulunuyor. Peki YZ cinsiyet eşitliği için fırsat olabilir mi? Konunun uzmanlarına danışalım dedik; Doç. Dr. Ece Paralı Öztan ve Doç. Dr. Özgün Biçer yanıtlıyor.
Türkiye’de kadın hareketinin son yıllarda maruz kaldığı baskılar feministlerin dijital mecralarda bir direniş zemini kurmasına yol açtı. Dijital feminist emeğin katmanlı, melez ve dönüştürücü yapısını, bu alandaki görünmeyen emeği, yaşanan baskıları Doç.Dr. Gülüm Şener,  EŞİK ve KızBaşına ile konuştuk. Deneyimler, dijital aktivizmin sahada eylemle birleştiğinde daha etkili olduğunu gösteriyor.
Aralık Feminist Kolektif (AFK) yuvarlak masa tartışmalarını Kadın Emeği adı altında bültene çevirdi. Amaç, kapitalizm ve patriyarkanın kadının ücretli ve ücretsiz emeğini sömürüde nasıl ortaklaştığını yeniden düşünmek ve bu sömürüye karşı feminist mücadelenin yollarını tartışmak… Çünkü hâlâ “kadınlar çifte mesai nedeniyle erkeklerden, devletten ve sermayeden alacaklı!”
NEET kadınlar ihtiyaçlarını erteliyorlar, sosyalleşmeyi erteliyorlar, sağlığı erteliyorlar, hatta kendilerinden vazgeçiyorlar. Yalnızlaşıyorlar, küçülüyorlar ve görünmezleşiyorlar. İstihdama katılmak için çabalıyorlar olmadıkça “hayalet gibi hissediyorlar.”
Betül Kocaaslan yaptığı araştırmada son yıllarda metal ve tekstil sektörlerinde yaşanan, kadın işçilerin öne çıktığı dört sendikalaşma mücadelesini ve işyeri önü direniş sürecini kadın işçilerle yaptığı yüz yüze görüşmeler yoluyla incelemiş. Sendikalı olmanın kadınları güçlendiren bir deneyim olduğunu görmüş. “Ama hayal kırıklığı da sürecin bir başka boyutu” diyor. 
Çay deyince akla kadınlar geliyor gelmesine ama kadınların çayı hangi bedellerle var ettiği pek bilinmiyor. Çayda çalışan kadınlar bel fıtığı, böbrek rahatsızlığı, kadın hastalıkları, romatizma, kanser, tansiyon, kalp ve depresyon gibi pek çok hastalık içindeler.
2024 yılının son günlerinde “Nüfus Politikaları Kurulu ve Aile Enstitüsü” kurulma kararı alındı. AKP’nin nüfus politikaları ile cumhuriyetin ilk yıllarındaki nüfus politikaları benzerlik taşıyor. Bedenin denetim altına alınarak kadınların iradesi yok sayılıyor, annelik kutsanıyor. Kürt illerinde ise doğum kontrolüne devam ediliyor.
28 Aralık Cumartesi günü Feminist Mekan’da feministler olarak kadın işçilerin bulunduğu grev ve direnişlere yönelik dayanışma stratejilerimizi konuşmak, bu konuya dair yol haritamızı belirlemek için buluştuk. Yağmurlu bir gündü ve beklediğimizden çok daha az kişiydik ama tartışmalarımız oldukça verimli geçti.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!