Feride doğuştan emekçi. Hep ekmeğinin, çoluğunun çocuğunun esenliğinin peşinde. Kendine sigorta yapmasa, 50 yıllık emeğini, dünya üstünde kim görecek? Tarlalar, üstünde çalışanı hatırlar mı? İşin bir hafızası var mı? Beni Feride yaptı der mi? Demez. Emeği yiten, değeri bilinmeyen kadınlardan bir tanesi Feride. Şimdi taşımadığı yük kalmayan hassas kalbinin hatrına yürüyor
Ailesi Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç ettiğinde 19 yaşındaydı. İşçilik yaptığı yılların ardından yolu piyangoyla kesişti. Buz gibi havalarda, bazen kavurucu güneşin altında bilet satarken aslında kendisi şansa inanmıyordu. Meryem’in hikayesini dinledik…
Bostanlar İstanbul tarihinin ayrılmaz bir parçası ve herhangi bir kriz ânında kentin belki de tek gıda kaynağı. Ama gelecekleri tehlikede. Bostanlarda çalışan üç kadınla konuştuk. Bunlardan Cemile, “İnanmazsın; hayalimde, gece rüyamda bile ot yoluyorum. Toprak işi içimize yerleşmiş” dedi
Esra Günay, yabancı bir ülkedeki bir Türk inşaat projesinde çalışan iki kadından biri. Adana’da başlayan hayat yolculuğunu büyük bir cesaretle tek başına sürdürüyor. Çukurova Üniversitesi Osmaniye Meslek Okulu İnşaat bölümü mezunu olduktan sonra pek çok farklı iş kolunda çalışmış. Emeğiyle çıktığı yolda hem kendini hem de özgürlüğünü bulmuş. Onunla hayatını, işini ve cesaretini konuştuk
O, önünde kuş yemi dolu plastik bardakların ardında sessizce oturmuş. Altmış yedi yaşında, geçim derdinde bir kadın. Beş çocuğu ve yalnız yaşamasının beş ayrı nedeni var. Yine de evlatlarına toz kondurmuyor, hepsinin hayat mücadelesinde olduğunu söylüyor. Kartal’ın kuşçu teyzesi Latife’yi meydanda kuş yemi satarken görürseniz lütfen es geçmeyin…
Kuzey Ege’de bu yıl zeytin yok, zeytin olmayınca zeytincinin de, toplayıcının da keyfi yok. Zeytin toplama sezonu gelince, yörede fırtına gibi esen deneyimli Yörük kadınları, bu yılı işsiz geçirdiler. Bellerini büken, dizlerini yürüyemez hale getiren zeytinin ağır ve yorucu işine rağmen, evlerine gidecek ekmeğin peşinde, daha verimli bölgelerde zeytin toplama arayışına girdiler
Çocukluğunda hemşire olmak isteyen Şükriye Kocalı, ailesi okutmadığı için bu hayalini gerçekleştiremedi. Buna rağmen hayata dört elle sarılan Kocalı, nadiren dışına çıktığı köyünde hem rençberlikle evini geçindiriyor hem de primlerini ödeyerek emeklilik hakkına kavuşmak için gün sayıyor…
Otuz yıl İstanbul Ümraniye’de yaşadıktan sonra pandemide eşiyle birlikte Şile’deki köyüne dönen Nurcan Alkan, geçmişte kayınvalidesinden öğrendiği, bu ilçeye özgü zanaatı meslek edindi. Son beş yıldır gündüzleri şile bezi dokuyan Alkan, geceleri de dokuduğu bezlerden birbirinden güzel giysiler dikerek hayatını kazanıyor…
Aylin Gündoğan Yağcızeybek bir sirk sanatçısı. İşi onun için bir tutku. “İp üstünde yürümek sadece bir spor ya da gösteri değil, belki de hayatın nasıl yürünmesi gerektiğinin en sarsılmaz, en derin öğretisidir” diyor. Kâh palyaço olarak seyirciyi eğlendiren kâh boa yılanıyla sahneye çıkan, insanın yüreğini ağzına getiren gösterilerin sessiz sirk emekçisi Aylin’den, sirk çadırlarındaki yaşamı dinledik.
Çanakkale’nin bir köyünde doğmuş Hakime Pala, çocukluğu yoksunluklar içinde ama masallarla, oyunlarla sarmalanmış halde geçmiş. Önce kardeşlerine, sonra profesyonel bir dadı olarak başka çocuklara bakmış. Umre’ye gittikten sonra ise hayatında büyük bir değişiklik olmuş. Bir defter alıp yazmaya, ardından da resimler yapmaya başlamış. Bugün emekli, köyünde, bir sergiye çevirdiği evinde çiçekler, hayvanlar ve masalları arasında yaşıyor
O, dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan İstanbul’u ilkbahar ve sonbahar aylarında rengarenk çiçeklerle süslüyor… Ama hepsi bu değil, Hülay Özdeş, bir yandan serasında İBB için çiçek üretirken diğer yandan kendisi ve ailesi için bahçecilikle uğraşıyor…
Beş çocuğundan on üç torunu, on üç torunundan da dokuz torun çocuğu olan Hacile Durukan, yetmiş beş yaşında, haftanın yedi günü sabahtan geç saatlere kadar çalışıyor. Durukan, “Çalışmadan duramam. İnsanlarla iletişim halindeyim. Dükkânı bir gün kapatayım, eş dost ‘teyze neredeydin, gelmedin?’ diyor, bu da beni mutlu ediyor” diyor.
Uzun yıllar ütü ve yemek yaparak çocuklarını okutan Emine Kazanır, “Ütü görmek istemiyorum, bazen diyorum ki; bana ütü demeyin midem bulanıyor!” diyor. Yirmi yıldır çalışan Kazanır, ancak son iki senedir kazancını kendisi için harcamaya başladığını söylüyor…
Nüfusumuzun yüzde 0,004’ünü oluşturan 98 yaşındakilerden biri de Hatçe nine. Hayatı zorluklarla, yoklukla ve hep çalışarak geçmesine rağmen fiziksel sağlığı yerinde ve günümüzün popüler kavramı longevity * meselesinde ilham olabilecek kadar sağlıklı ve enerjik. Uzun hayatının ağlama listesi de uzun ama bir o kadar uzun neşe listesi de var