Bir yılı daha geride bırakıyoruz. 2025 yılı kadınlar, LGBT+’lar ve emeği ile geçinen kesimler açısından hiç te kolay bir yıl olmadı. Aile yılı olarak ilan edilen 2025 boyunca kadınlar aile içinde yine dayak yediler, bazıları koca, baba şiddeti ile canlarını yitirdi, bazıları sakat kaldı. Aile yılında Kasım ayına kadar 569 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 287 kadın ise şüpheli bir biçimde yaşamından oldu; balkondan düştüler, intihar ettiler.
Devlet kadın cinayetlerini durduracağına, evlilik kredileri, aile destek paketleri, erken evlendirilmenin önünü açan uygulamalarla kadınlara yine aileyi adres gösterdi. Kadın örgütlerinin tehlikeyi görerek karşı çıktığı 11. Yargı paketi kapsamında gelen af ile serbest bırakılan koca, yılın son günlerinde Rojda Yakışıklı’yı öldürdü. Bu devlet marifetiyle işlenen bir kadın cinayetiydi. Kadınları kocalar ve babalar karşısında güçsüz bırakan İstanbul Sözleşmesini bir gecede kaldıran, kadın cinayetlerine karşı yasaları etkisizleştiren mevcut iktidarın bunda payı büyüktü.
Kadın emeği açısından da kötü bir dönem yaşandı. DİSK-AR raporlarına göre kadınların kayıtlı ve tam zamanlı istihdam oranı yalnızca yüzde 20’lerde kalırken, geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 39’la zirveyi gördü ve genç kadınlarda geniş tanımlı işsizlik ise yüzde 48,9’lara kadar yükseldi.
Ücretli kadın emeği iyice güvencesiz ve esnek hale getirildi. İşsizlik artarken, kadınlar düzenli, kadrolu, işçi sağlığı ve güvenliği gözetilen işlerden uzaklaştırılarak, güvenli olmayan, çağrıya bağlı ve kısa süreli işlere yönlendirildi.
Dilovası’nda ruhsatsız bir parfüm dolum deposunda çalışan kadın ve kız çocukları üç kuruş kazanmak için yaşamlarını yitirdiler. Depo mahalle arasında olduğu, baba ve kocalar orayı kız çocukları ve kadınlar için “namus” açısından güvenli bulduklarından kadınlar hücre gibi penceresiz, havasız, yangın merdiveninin bile bulunmadığı bu yerde çalışıyorlardı. İstanbul başta olmak üzere pek çok büyük şehirde işçi mahallelerinde, kadınlar kayıt dışı bu tür işyerlerinde, günübirlik, haftalık aylık işler yapmaya devam ediyorlar. Düzenli işlerde çalışan kadın sayısı azalırken bu tür çalışma biçimleri giderek kadın çalışması haline geliyor. Bunda kadınların sadece ev içi emek sömürüsünü değil, ücretli işlerini de şekillendiren patriyarkanın rolü büyük. Feministler Dilovası’ndaki iş cinayetine karşı tepki gösterip, dayanışma ziyaretleri örgütlerken bir destek de Birleşik Metal Kadın Komisyonu’ndan geldi. Bu tutum, diğer sendikalara kadın komisyonlarının işlev ve görevlerinin ne olması gerektiğini hatırlatıyordu.
Feministler yine sokaklardaydı
Ücretli emek alanında yılın son ayında asgari ücret tartışmaları yine gündemdeydi. Sendikalar bu kez rakam bile telaffuz etmediler ve kısa vaadede çalışanları rahatlatacak bir ücret zammı isteyip, bu talep doğrultusunda ısrarla mücadele etmeleri lazım gelirken, uzun vaadede yapılması gerekenleri sıralayarak, birkaç basın açıklaması ve sokak eylemi ile meselenin üstünü kapatmaya çalıştılar. Sonuç olarak patronların ve hükümetin dediği oldu, işçiler TÜRK-İş raporlarında verilen açlık sınırı altında bir ücrete mahkum oldular. Bu tutumdan çoğu asgari ücretli olarak çalışan kadın işçiler en çok zarar görenler oldu.
Her türlü baskı ve ablukaya rağmen feminist hareket ülkenin en aktif muhalefet hareketi olduğunu 2025 yılında da gösterdi. Kadın cinayetlerine karşı hemen hergün sokakta olan feministler, kadın iş cinayetlerine, kadınların elinden alınmaya çalışılan her türlü hak gaspına yönelik mücadelelerini sürdürdüler. 8 Mart’ta kadınlar ve LGBTİ+’lar “Feminist mücadelemiz, hayatlarımızı, dünyayı değiştiriyor” sloganı ile sokakları doldurdular.* 25 Kasım’da erkek şiddetine karşı kitlesel olarak taleplerini haykırdılar.
Kadınlar üzerinde sömürü, baskı ve şiddet sürdüğü sürece mücadele de devam edecek…2026 yılının evde işte ücretli ve ücretsiz çalışan tüm kadın işçilere mutluluk getirmesi dileği ile…
*Ezgi Karakuş Fatma Gül Altındağ, 2025’te Neler Yaşadık: Dünyadan Feminist Eylemler, https://catlakzemin.com/2025te-neler-yasadik-dunyadan-kadin-eylemleri/
Fotoğraf: Çatlak Zemin