Birçok suçlunun cezaları bitmeden salıverilmelerini sağlayan 11. yargı paketi, Türkiye’nin kalabalık gündeminde hak ettiği kadar tartışılmadı. Oysa bu düzenlemenin tüm kadınları etkileyen sonuçları var. Diğer yandan, paketle salınanlar arasında kadınlar da var ve onları da olumlu koşullar beklemiyor. Bütün bunları feminist avukat Selin Nakıpoğlu ve Ceza Ve İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nden avukat Özge Akyüz ile konuştuk
2025 Yılı kadın ve LGBTİ+’lara yönelik yönelik baskı ve şiddetin dozunun arttığı bir yıldı. Buna karşılık mücadelede yaygındı. Hem Türkiye’de hem dünyada kadınlar bulundukları her yerde seslerini çıkardılar. Sokakları doldurdular. Direne direne bazı şeyleri kazandık…2026’nın bizlere biraz nefes aldırması dileğiyle, herkese mutlu yıllar.
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi’nin raporuna göre Türkiye’de geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 29.7. Bu oran kadınlar arasında yüzde 39.2’ye yükseliyor!
Bir kartın borcunu döndüremediğinde diğer karttan çekip ödeyen, borcunu kapatmak için bireysel kredi kullanan, yasal takibe uğrayan, ellerine para geçince işsiz kaldıkları dönemde biriken borcu kapatmak zorunda olan fabrika işçisi kadınlar… Üniversiteden az ya da çok borçlu mezun olan, iş bulabildiklerinde borçları azalacağına artan genç kadınlar… Türkiye’de gitgide büyüyen kredi kartı ve bireysel kredi borçları sorununu kadın işçilerin nasıl yaşadığına baktık.
Son açıklanan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’de kadın işsizliği oranı, geçtiğimiz yıla göre artış gösterdi. Kadınların eğitim seviyeleri artsa da, istihdama katılımları aynı oranda artmıyor. Ayrıca işverenlerin kadınlara yönelik ayrımcı uygulamaları, cinsiyete dayalı ücret eşitsizliği ve terfi engelleri de işsizlik oranlarını yukarı çekiyor.
Hatay’da kadınlar, yaygın bir şekilde sigortasız çalıştırılıyor. Defne annesinin her gün 12 saat çalıştığını ama sigortası olmadığını söylüyor: “Kadınlar böyle çalışıyor daha çok. Erkeklerinki de problemli ama onlara sigorta yapılıyor” diyor.
Kadınlar bir şeyler yapmak istiyorlar ama yapamıyorlar çünkü ulaşım yok. Zaten bir yere gidemiyor. Eğer çevresinden yakınlarını kaybetmişse veya evinde yaşlı varsa ona bakmak direkt kadının görevi olmuş. Eğer evi sağlamsa kayın babası, kendi annesi babasına evinin bir odasını vermek zorunda kalmış. Kendi danışanlarımdan şunu duydum: “Annem babam dışarıdayken kendi odamda uyuyamam, onlara verdim odamı.”
“İlk defa aldığım asgari ücretin içinden ulaşım ve yemek masrafını çıkarınca geriye ne kadar kaldığını, masraflarımı nasıl en aza indirip kalandan birikim yapabileceğimi hesaplıyorum. Her güne “bu iş bitince ne olacak” diye düşünmeden başlamak istiyorum… Yeniden, tek başıma ama yalnız kalmadan, umutlarımı yitirmeden devam etmeye çalışıyorum işte.”
Toplum Yararına Proje (TYP) ile deprem bölgesinde kadınlar, bir süreliğine de olsa düzenli maaş aldıkları bir işe başlayabildiler. Depremin etkilerini üzerinden atamamış olan kadınlar ulaşım yetersizliği ve gelecek kaygısıyla birlikte, artan ev içi bakım emeğini de sırtlanarak işe gidip gelmeye çalışıyor. Aldıkları asgari ücret ise kadınların kendi ihtiyaçları için değil, yeni bir ev inşa edebilmek ve hane içindeki ihtiyaçlar için kullanılıyor.
Çocuk yaşta evlendirilen Reyhan ve Emel’in hayatı hane halkına hizmet etmekle geçmiş. 6 ve 20 Şubat depremleri hayatlarını daha da zorlaştırmış… Pahalılıkla baş etmeye çalışırken kendi ihtiyaçlarını unutmuşlar. Çocukları için sağlıklı ve güvenli bir ortam yaratmaya çalışıyorlar. Konteyner kent koşullarında ne kadar mümkün?
Emeklilere yapılan zam, yaraya merhem olacak nitelikte değil. Kadın emeklilerin durumu ise hepten zor. Ödenmeyen primler, düşük ücretler nedeniyle emekli aylıkları çok az olan kadınlar geçinemiyor, sağlıklarına bütçe ayıramıyor. Emekli kadınlar ve Emekliler Dayanışma Sendikası Başkanı Şahbaz ile emekli kadın olma halini konuştuk.
Psikolojik şiddete sessiz kalmıyor, boşanma davası açıyor. Yaşadığı şehirden yeni, özgür ve bağımsız bir yaşam kurma umuduyla İstanbul’a geliyor. Ama patriyarkal baskılar megakentte de peşini bırakmıyor genç kadının. Üstelik bu baskılara bir de işsizlik, barınma sorunu, geçim sıkıntısı ekleniyor.