MamaCash Bakım Adaleti Raporu’na göre bakım, rızaya dayalı, paylaşılan, insanlar ve doğa arasındaki karşılıklı bağımlılığı tanıyan evrensel bir haktır. Raporda bakım krizinin, feminist hareketler desteklenmeden aşılamayacağı vurgulandıktan sonra feminist hareketlerin, sömürücü üretim ve yeniden üretim modellerinin yarattığı tahribata karşı toplulukların ve doğanın onarımı için kritik bir rol üstlendiği belirtiliyor.
Beğendiğimiz filmler, hiçbir bölümünü kaçırmadan izlediğimiz diziler uzun mesai saatleri, ağır çalışma koşulları altında güvencesizlik ve düzensiz ödemelerle üretiliyor. Kameranın önündeki oyuncuları az buçuk tanıyoruz. Ya kamera arkasındaki işçiler, özellikle kadınlar neler yaşıyor? Sinema emekçisi kadınlar ve SİNE-SEN temsilcileriyle konuştuk
Ev içinden hastanelere, çocuk bakımından yaşlı bakımına kadar hayatı ayakta tutan bakım emeği, hâlâ “fedakârlık” adı altında görünmez kılınıyor. “15. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali”, bu görünmezliği reddederek bakım emeğini açıkça politik, toplumsal ve ekonomik bir insan hakları meselesi olarak ele alıyor. Festival, sanatın yalnızca anlatan değil sorgulayan, rahatsız eden ve dönüştüren bir alan olduğunu hatırlatıyor. 13–17 Aralık tarihleri arasında İstanbul’un iki yakasında gerçekleşecek festival, bakım emeğini özel alanın dışına taşıyor
Dijital şiddet, kadınların emeğini değersizleştiren, siyasi katılımını hedef alan, örgütlenme hakkını zayıflatan ve gündelik hayatın her alanına sızan yapısal bir şiddet türü. Dahası, kadınların özel hayatından işyerine, örgütlenme alanlarından kamusal görünürlüğüne kadar uzanan yeni bir baskı rejimi. 25 Kasım öncesi sorularımızı yanıtlayan altı kurum temsilcisi kadın, bu şiddeti kadın emeğini görünmez kılan sınıfsal bir eşitsizlik olarak tanımladı. Kurumlar çözümü patriyarkanın dijitaldeki örgütlü gücüne karşı, sendikalar–kadın örgütleri–feminist hareket ortaklığında görüyor
Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD) Türkiye’nin toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda özgün karnesini hazırlıyor. Bu çalışmaya göre Türkiye, OECD’nin 36 ülkesi arasında 36. sırada. Skorda küçük bir iyileşme olsa da ilerleme hızı hâlâ yavaş. Endeksi hazırlayanlardan Doç. Dr. Emel Memiş, eşitsizliği yaratan yapısal engeller kaldırılırsa dönüştürücü eşitlik sağlanabileceğini söyledi ve ekledi: “Gerileme olsa da umut var, eşitliğe doğru ilerleme kaçınılmaz.”
Türkiye’nin her bölgesinde, her işkolunda kadın işçilerin sorunları benzer ancak tekstil sektöründe bunlar katmerleniyor. Hele ki Güneydoğu, ucuz ve örgütsüz kadın emeği diyarı adeta! Bu bölgede tekstilde kadın işçilerin durumunu ve sendikalaşmaya bakışını ortaya koyan yeni bir raporla, “Kadın işçilerin emeği görünür, duyulmayan sesi duyulur oldu!” Rapor, kadının fabrikada 18 saat çalışsa bile, evdeki ücretsiz, görünmeyen emeğiyle düşük ücret, uzun mesai ve güvencesizlik kıskacında tükenişini gösteriyor. Kadın işçiler iş-özel hayat ve yorgunluk döngüsünde tükenirken ne patrona ne eşlerine ne çocuklarına yaranabiliyor.
Yapay zekâ (YZ) artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Yapay zekâ kadının görünmeyen emeğini hafifletiyor ama cinsiyet temelli eşitsizlikleri ortadan kaldırmıyor, sürdürülmesine katkıda bulunuyor. Peki YZ cinsiyet eşitliği için fırsat olabilir mi? Konunun uzmanlarına danışalım dedik; Doç. Dr. Ece Paralı Öztan ve Doç. Dr. Özgün Biçer yanıtlıyor.
Türkiye’de kadın hareketinin son yıllarda maruz kaldığı baskılar feministlerin dijital mecralarda bir direniş zemini kurmasına yol açtı. Dijital feminist emeğin katmanlı, melez ve dönüştürücü yapısını, bu alandaki görünmeyen emeği, yaşanan baskıları Doç.Dr. Gülüm Şener, EŞİK ve KızBaşına ile konuştuk. Deneyimler, dijital aktivizmin sahada eylemle birleştiğinde daha etkili olduğunu gösteriyor.
Dersim’de faaliyet yürüten Peri Tekstil firmasından 17 kişi uğradıkları mobbing ve hakarete itiraz ettikleri için işten atıldılar. Bu işçilerin 15’i kadın. İşlerine dönmek isteyen işçiler, üyesi oldukları BİRTEK-SEN ile mücadelelerini sürdürüyor.
Kamu emekçileri toplu sözleşme görüşmelerine hazırlanıyor. Erkeklerin koltukları doldurduğu masalarda, kadınlar hâlâ yok! KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher ve yıllardır mücadele içinde olan Gültan Ergün ile görüştük. Taleplerini “Kadınların temsil edildiği ve grevli toplu sözleşme” şeklinde özetliyorlar.
Aralık Feminist Kolektif (AFK) yuvarlak masa tartışmalarını Kadın Emeği adı altında bültene çevirdi. Amaç, kapitalizm ve patriyarkanın kadının ücretli ve ücretsiz emeğini sömürüde nasıl ortaklaştığını yeniden düşünmek ve bu sömürüye karşı feminist mücadelenin yollarını tartışmak… Çünkü hâlâ “kadınlar çifte mesai nedeniyle erkeklerden, devletten ve sermayeden alacaklı!”
Dünya’da aşırı sağ güçlenirken kadın ve LGBTİ+ lara karşı düşmanlık ve hak ihlalleri artıyor. Türkiye’de de son zamanlarda toplumsal cinsiyet eşitliği yasaklanan bir kavrama dönüşüyor. Normal doğum ve aile kutsanırken aile içindeki emek sömürüsü ve şiddet görünmüyor. Feministler olan biten karşında nasıl bir mücadele öneriyor? Kulak veriyoruz.