Türkiye’de kadın hareketinin son yıllarda maruz kaldığı baskılar feministlerin dijital mecralarda bir direniş zemini kurmasına yol açtı. Dijital feminist emeğin katmanlı, melez ve dönüştürücü yapısını, bu alandaki görünmeyen emeği, yaşanan baskıları Doç.Dr. Gülüm Şener, EŞİK ve KızBaşına ile konuştuk. Deneyimler, dijital aktivizmin sahada eylemle birleştiğinde daha etkili olduğunu gösteriyor.
Aralık Feminist Kolektif (AFK) yuvarlak masa tartışmalarını Kadın Emeği adı altında bültene çevirdi. Amaç, kapitalizm ve patriyarkanın kadının ücretli ve ücretsiz emeğini sömürüde nasıl ortaklaştığını yeniden düşünmek ve bu sömürüye karşı feminist mücadelenin yollarını tartışmak… Çünkü hâlâ “kadınlar çifte mesai nedeniyle erkeklerden, devletten ve sermayeden alacaklı!”
Her ne kadar patriyarkayı güçlendiren, ondan beslenen bir iktidarın varlığı ülkeyi karartmaya çalışsa da direnen kadınlar ve onların ideolojisi olan feminizm var ve engel tanımıyor. Birlik, mücadele ve dayanışma günümüz olan 8 Mart kutlu olsun. Nerde olursa olsun direnen tüm kadınlara aşk olsun. Ve bir de ölüm değil, yaşam olsun, barış olsun.
AKP’nin başını çektiği kadın düşmanı ittifaka milyonlarca kadın neden oy verdi? Seçim süreci ve sonrasında yaşananlar, feminist politika açısından bize ne söylüyor? Önümüzdeki süreçte nasıl bir mücadele hattı izlemek gerekiyor? Feminist yazar Handan Koç’la konuştuk.
Kocaeli’nden feminist kadınlar, 14 Mayıs’ta halkın yarısının tek adam rejimine ‘dur’ dediğine dikkat çekiyor. “Biliyoruz ki kadınlar karanlıktan kurtulursa tüm toplum kurtulur. Ya bu koyu karanlığı birlikte yırtacağız ya da nefessiz kalacağız” diyorlar. Tüm kadınları oy vermeye, sandıklara sahip çıkmaya, mücadeleye çağırıyorlar.
Bu yıl 8 Mart’ta kadınlar olarak yas, isyan ve mücadele azmiyle sokaklardayız. Depremde on binlerce insan yaşamını yitirdi. Bunun bir doğa olayı değil, insan eliyle işlenen cinayet olduğunun farkındayız. Birbirimizin aklına, duruşuna, mücadele azmine ve bunların birleştirilmesine; feminist politikaya her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var…
Hayatlarımız, geleceğimiz, kimliğimiz, emeğimiz ve bedenimiz için direnmekten başka çaremiz olmadığını, kadın düşmanı kararlarla hayatımızı zora sokan AKP/MHP ittifakını yenmemiz gerektiğini biliyoruz. 2023 yılında da erkeklere, devlete ve sermayeye karşı itaat etmeyeceğiz. Kadınlar ihtiyaç duydukça feminist mücadele sürecek.
“Yan yana, omuz omuza” diyor yol arkadaşlarımız, 25 Kasım Kadın Platformu’nun Taksim’e çağrı metninde. Bizi toplumsal hayattan dışlayıp, etkisizleştirmeye çalışan sistemik erkek şiddetine karşı fabrikalardan, ofislerden, ev içlerinden gelerek hep birlikte isyanımızı haykırıyoruz; susmuyoruz, hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz…
Kadın işçiler sermayenin bir melek olmadığının, hele hele hiç de öyle iddia edildiği gibi “kadın dostu” olmadığının farkındalar. Kadın emeği sömürüsüne hizmet eden ve kendilerinin değil, sermayenin lehine olan “kadın dostu” projeleri direnişleriyle teşhir ediyorlar. Gaspedilen her türlü tüm haklarını kazanmak için bu sömürü tezgâhına karşı ayaktalar.
Acarsoy Tekstil’de baskıya, mobbinge, tacize, ücret eşitsizliğine karşı sendikal çalışma yürüttükleri için işten çıkarılan dört kadın, tam 100 gündür direniyor. Yoksulluğa Feminist İsyan olarak hafta sonu direnişçi kadınları ziyaret ettik, seslerine ortak olduk.
Türkiye HPV aşısını aşı takvimine almamakta ısrarcı. HPV tanısı almış bir kadın arkadaşımız, jinekolog Irmak Saraç ve Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Avukatı Hande Gündoğdu ile aşılanma sürecini, aşılanma yaşını, aşı fiyatlarını ve ödenen parayı geri alma yollarını konuştuk.
Uluslararası İşçi Filmleri Festivali (İFF) 2006’tan beri her yıl 1 Mayıs’ta İstanbul ve Ankara’da seyirci ile buluşmaya başlıyor ve sonrasında yıl sonuna kadar Türkiye’nin pek çok ilinde düzenleniyor. İFF’nin iki kadın emekçisi ile festivali, festivalin kadın tarafını ve bu yılını konuştuk.
“Eskiden, ‘Sokaklar evden güvenli’ diyorduk aile içi şiddete dikkat çekmek için. Fakat şu anda kadınlar için her yer bir savaş alanı. Başak Cengiz yolda leblebi yiyerek yürürken, samuray kılıcı ile öldürüldü. Artık aklımızın almadığı cinayetler işleniyor bu ülkede. Evde sokakta, okulda, ofiste, fabrikada şiddete maruz kalan, sesini duyurmak isteyen ve kendini anlatmak isteyen her kadının yanındayız!”
Özel sektörde çalışan öğretmenler sorunları üzerinden bir araya gelerek Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası/Girişimi’ni kurdular. Amaçları sendikalaşarak pandemi döneminde iyice zorlaşan çalışma koşullarını değiştirmek.