Kadınlar kararlı: “Pazarcık’tan çekilmeyiz!”

Pazarcık Kaymakamlığı, Hasankoca Cemevi'nde toplanan yardımlara el koydu ama kadınların pes etmeye hiç niyeti yok. Burada günlerdir faaliyet yürüten, iki kadın çadırı açan feministlerden Roza Kahya, “Kararlıyız, Pazarcık’tan çekilmeyeceğiz. Kadınlar olarak mücadelemize, dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz” diyor.
Paylaş:
Seval Öztürk
Seval Öztürk
sevalozturk18@gmail.com

Depremlerin merkez üssü olan Maraş’ın Pazarcık ilçesindeki Hasankoca Cemevi’nde (Resmi adı Hasankoca Mahallesi Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği) toplanan yardımlara kaymakamlık tarafından el konulmasına tepkiler sürüyor. Cemevinde günler boyu dayanışma faaliyeti yürüten, iki kadın çadırı açan feministlerden Roza Kahya, “Kararlıyız, Pazarcık’tan çekilmeyeceğiz. Kadınlar olarak orada yaşam ve yaşatma mücadelesine, dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz” diyor.

Kahya, HDP’nin çağrısıyla ülkenin dört bir yanından gelen gönüllülerin burada birlikte yarattığı dayanışma organizasyonunu şu sözlerle anlatıyor:

“HDP’nin organizasyonuyla HDK ve bileşenlerinin, kadın örgütlerinin, gençlik örgütlerinin, gönüllü kadınların, gençlerin, bağımsız feministlerin, üniversite öğrencilerinin, psikologların, sağlık çalışanlarının, sivil toplum örgütlerinin birliğiyle 10 gündür burada bir dayanışma, yaşam ve yaşatma mücadelesi yaratıldı. Sonrasında bu dayanışma, büyük bir organizasyona dönüştü.

Büyük diyorum, çünkü 10 günde bu kadar kapsamlı bir çalışmayı başarabilmek zor bir şeydir, sonuçta bizim imkânlarımız kısıtlı, devletin elindeki paralar ve aygıtlar yok bizde. Resmi kurumların çoğuyla iletişimimiz yok, bize yardım eden hiç kimse yok. Buna rağmen tamamen halkın yardımıyla bu süreci inşa ettik ve kocaman bir alan yarattık.”

Yarattıkları bu organizasyonla toplamda 116 köye ulaştıklarını söyleyen Roza, “Pazarcık dışında da birçok ilçeye ve Maraş merkeze bir şekilde yardımlarımızı ulaştırıyorduk. Devletin, AFAD’ın gitmediği, yardımın ulaştırılmadığı pek çok yere gidiyorduk” ifadelerini kullanıyor.

Köylüler: Burada devlet yoktu

Pazarcık’a ilk giden gönüllülerin orada korkunç bir tabloyla karşılaştığına dikkat çekiyor Roza; “Arkadaşlarımız çok büyük bir yıkımın yaşandığını ve devletin hiçbir kuruluşunun orada olmadığını gördüler” diyor ve ekliyor:

“Enkazdan çıkmış insanlar yokluk içindeydi; ellerinde ne bir kıyafet ne su ne de ekmek vardı. Köyleri gezdiğimizde bize köylülerin en çok söylediği şey ‘Burada devlet yoktu’ cümlesiydi. ‘Enkazdan canımızı kendimiz kurtardık, ölülerimizi kendimiz gömdük’ dediler.”

İlerleyen günlerde yardımlar gelmeye başlıyor Maraş’a ama bu yardımlara her köy erişemiyor. Roza, yardımların dağıtımında ayrımcılık yapıldığı düşüncesinde:

“Bizi Maraş’ta en çok üzen şey bu oldu. Pazarcık ve Elbistan, Kürt Alevilerin yoğun olduğu ilçeler. Gördük ki Kürt Alevi köylerine hiçbir şekilde yardım ulaşmamış. Türk köylerine ise görece, göstermelik yardımlar yapılmış. Bu yardımların da ‘AFAD buradaydı’, ‘Devlet buradaydı’ densin diye yapıldığı çok barizdi. Biz HDP aracılığıyla oraya giden kadınlar ve gönüllüler olarak hiçbir ayrım yapmadan, yardıma ihtiyacı olan herkese bütün yardımları olabildiğince ulaştırmaya çalıştık. Bu önemli bir dayanışma ruhuydu aslında. İnsanlığın ruhunu gösterdi bize…”

En kötü etkilenenler kadınlar

Roza, Pazarcık’ta kadın odaklı çalışma yürütürken edindiği izlenimleri de paylaşıyor, “Maalesef depremlerde, savaşlarda en kötü etkilenenlerin kadınlar olduğunu biliyoruz. Burada da bunu gördük” diye konuşuyor. Elinde bir veri yok ama gezdikleri birçok köyde enkaz altında kalanların çoğunun kadın olduğuna dair duyumlar almışlar. Buna göre, deprem anında erkekler pijamayla ya da üstü çıplak şekilde hızlıca dışarı çıkma konusunda bir tereddüt yaşamamış; oysa kadınlar…

“Deprem olduğu anda dışarı çıkarken bile üstüne başına dikkat edip, aman buram açık çıkmayayım, şuram görünmesin, üstüme bir şey almalıyım duygusuyla enkazın altında kalan birçok kadın var. Kadınlarda bu duyguyu yaratan patriyarkanın kendisi. Çocuğunu kurtarabilmek için enkazın altında kalan çok sayıda kadın da var. Bunlara tanık olduk, bunları dinledik.”

Diğer yandan, sağ kurtulan pek çok kadının stres ve travmadan ötürü erken regl olduğunu anlatıyor Roza. Ama utandıkları için ped ihtiyaçlarını dile getiremiyorlar. Bazı kadınlar cemevinden yardım almaya giden kocalarına, abilerine, babalarına iletiyor bu durumu ama bu da pek işe yaramıyor:

“Bize gelip ihtiyaç listesi veriyordu erkekler. Ama listelerin çoğunda kadın pedi yazmıyordu. Haliyle bunları biz akıl ediyorduk, biz söylüyorduk. ‘Kadınlar var mı yanınızda, kaç kadın var, pede ihtiyaçları var mı?’ diye sorduğumuzda ‘Evet’ diyorlardı. Yani ancak biz sorduğumuzda ve yardım kolisine koyduğumuzda kadınlara ped ulaşmış oluyordu. Kadınların ‘Pede ihtiyacım var’ bile diyemediği bir toplumda yaşıyoruz maalesef. Bu devletin, sistemin, patriyarkanın kendisi, depremde bile kadınlara, kadınlıklarından utanması gerektiğini düşündürtüyor.”

Kadın çadırları kurdular

Cemevi çevresinde pek çok çadır kurulmuş. Erzak çadırları, sıcak yemek çadırları, çay çadırları… Gönüllü kadınlar, bir kadın çadırının da kurulmasına karar veriyor. Kadın giysilerinin, pedin, çocuk bezlerinin olduğu bir kadın çadırı… Böylece kadınların ihtiyaç duydukları ne varsa rahatlıkla talep edebileceğini düşünüyorlar:

“Maalesef bazen şunlarla bile karşılaşıyoruz: Kadınlar çekindiğinden kendi eşinin ya da kızının bedenini bilmeyen pek çok erkek, bize gelip ‘Oradan bir tane iç çamaşırı ver’ diyebiliyor. Ama iç çamaşırı dediğin şey her bedene göre olmaz. Bu yüzden kadınların ihtiyaçları karşılanmıyor. Kadın çadırında dağıtımı kadın arkadaşlarımız yapacak. Dolayısıyla kadınların gelip rahatlıkla hangi pedi, hangi boy iç çamaşırını istiyorsa alabileceği bir alan yaratma girişimimizdi bu.”

Yalnızca bu da değil, bir kadın çadırı daha kuruyorlar alanda. Roza, ikinci çadırı neden açtıklarını ise şöyle anlatıyor:

“Hem cemevinde kalan ailelerin içindeki kadınlar hem gönüllü kadınlar hem de oraya malzeme almaya gelen ya da bir şekilde şehir merkezine inmek zorunda kalan kadınlar içindi bu çadır. Yorulduğumuzda, dinlenmek istediğimizde, regl ağrısı çektiğimizde ya da kadınlar olarak aramızda paylaşımlar yapmak istediğimizde kullanabilmek için kurduk bu çadırı. Burası gidip dinlenebileceğimiz, ağrılarımız olduğunda rahatlıkla uzanabileceğimiz, yeri geldiğinde sohbet edebileceğimiz, yeri geldiğinde karşılıklı susabileceğimiz bir alan olacaktı.”

Sağlık çalışanlarına jandarma tacizi

Cemevinde 150’yi aşkın gönüllü çalışmalarına tüm hızıyla devam ederken, yurttaşların en çok ihtiyaç duyduğu anda ortada görünmeyen devlet, ceberut yüzünü göstermeye karar veriyor. Önce gönüllü sağlık çalışanlarının köyleri gezerken jandarma ve polisin tacizine maruz kaldığı haberleri geliyor. Gönüllü hekimlere bu şekilde gezemeyecekleri, ancak AFAD ya da Sağlık Bakanlığı aracılığıyla gelirlerse çalışma yapabilecekleri söyleniyor.

Roza “Tahmin etmiştik bunu” diyor; “Bu taciz sürecinin başlayacağını, çalışmaların AFAD, bakanlık vb. koordinasyonuyla yapılması gerektiği konusunda üstümüzde baskı kuracaklarını, bizi zorlayacaklarını… Ama bas bas söylemekte yarar var: Bu devlet 10 gün boyunca neredeydi? İki gün boyunca bizi taciz etmek yerine kendileri neden yapmadı? Cemevine gelen tüm yardımların üzerine AFAD yazısı yapıştırdıklarında, burada yaşanan katliamın izlerini silmiş olmuyorlar.”

Fotoğraf: Evrensel

Derneğe baskın ve kayyum

Sonrasında beklenen oluyor ve Pazarcık Kaymakamı Mustafa Hamit Kıyıcı, önceki gün (15 Şubat) çok sayıda jandarmayla cemevini basıyor. Gelen yardımlara el konuyor, kaymakam altı kişilik yönetim atayacaklarını söylüyor, yani bir nevi kayyum atanıyor buraya. Gönüllüler bunu kabul etmiyor, alandan çekiliyor.

“Oysa daha çok planımız vardı, kayyum atanmasaydı… O kadın çadırlarını nasıl geliştirebileceğimizi düşünüyorduk. Kadınların kendilerini rahat hissedebilecekleri daha fazla alanı nasıl yaratabileceğimizi konuşuyorduk. Hâlâ çadır ihtiyacını yeterli derecede karşılayabilmiş değildik, orada kalabilmiş olsaydık bunları da karşılayacaktık. Ama maalesef devlet yine aynı; kendinden olmayanı yok sayan; güzel ve iyi olan hiçbir şeye tahammülü olmayan…”

‘Asla boyun eğmeyeceğiz’

Tüm bu yaşananlara karşın kadınların Pazarcık’tan çekilmeye hiç niyeti yok. Bu konuda kararlı olduklarını vurgulayan Roza, son olarak şunları söylüyor:

“Çok hızlı bir şekilde toparlanacağız ve devletin bu politikasına asla boyun eğmeyeceğiz. Halkla bir arada olmaya devam edeceğiz. Kadınlar olarak orada daha fazla neler yapabileceğimizi tekrar gündemimize alıp yaşam ve yaşatma mücadelesine devam etmekte, dayanışma ruhunu büyütmekte ısrarcıyız.”

Paylaş:

Benzer İçerikler

6 Şubat depreminin birinci yılındayız. Bu büyük felakette 11 ilde binlerce insan yaşamından olurken, devlet geride kalanların hayatını kolaylaştıracak hiçbir şey yapmadı. İnsanlar çoğu zaman dayanışma ile ayakta kaldı. Depremin her türlü yükünü çekmek zorunda kalan kadınların sorunlarına kulak verenler ise yine kadınlardı. Bölgede çalışma yürüten Kadın Savunma Ağı,  Afet İçin Feminist Dayanışma, Mor Dayanışma, Kadın İşçi’den arkadaşlarımızla kadınların dertlerini, deneyimlerini konuştuk.
Düşük ücretler, ağır çalışma koşulları, yoksullaşma 2023’de kadın işçi yaşamına damgasını vurdu. Grev ve direnişlerde kadın işçiler en öndeydi. Kadınların kadın işçilerin mücadelesi 2024’te de devam edecek. Herkese mutlu ve dayanışma dolu bir yıl diliyoruz.
Geçmiş yılın değerlendirmesini yapmak âdettendir. Kadınİşçi olarak kendimize, kadınların ücretli emeği açısından geçen yıl ne tür kazanım ve kayıplar yaşandı? Geçtiğimiz yıl kadın grev ve direnişlerinde hangi talepler öne çıktı ve grev ve direnişlerde feminist dayanışma nasıldı?  Önümüzdeki yıl ücretli kadın emeğinin en önemli sorunu veya sorunları neler olacak? Sorularını sorduk.  Cevaplar ise görüldüğü gibi…
Serinyol Gündem, Serinyol Elele Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’nin (SEDYAD) kurmuş olduğu Sanat Atölyesi’nde bir araya gelen depremzede kadınlar, el işi üretimlerle depremin etkilerinden kurtulmaya çalışıyor.
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!