‘Kadın erkek ücretleri artık eşit’

Nergiz Atik, DİSK Tekstil İş Sendikası işyeri baş temsilcisi. Çerkezköy’de bulunan fabrikaya sendikayı getirmek kolay olmadı. Koca baskısı ile üye olmaktan korkan kadınları ikna etmek için tek tek ev ziyaretleri yaptılar. Sonunda patronu da kocayı da dize getirdiler. İşyeri artık sendikalı.
Paylaş:
Ayla Önder
Ayla Önder
onderayla@gmail.com
Ayla Önder    onderayla@gmail.com

Nergiz Atik, DİSK Tekstil İş Sendikası işyeri baş temsilcisi. Çerkezköy’de bulunan fabrikaya sendikayı getirmek kolay olmadı. Koca baskısı ile üye olmaktan korkan kadınları ikna etmek için tek tek ev ziyaretleri yaptılar. Sonunda patronu da kocayı da dize getirdiler. İşyeri artık sendikalı.

Çerkezköy’de bir fabrika. İplik üretiyorlar. İşçilerin koşulları için iyi denemez. Babasından aldığı mirasla işyerinde sendikalaşmayı aklına koyan Nergiz Atik için ikna süreci hiç kolay geçmiyor.  Kadın işçilerin çoğunlukta olması ve hemen her kadının olumsuz tepki vermesi Nergiz’in başta canını sıkıyor. Nedeni de o bilindik geleneksel hiyerarşi; “Kocam kızar!” Bu yanıt karşısında şaşıran genç kadın yine de örgütlenmede son noktaya gelene kadar devam etme kararı alıyor. “Kocam üye olmamı istemez” diyen kim varsa onlara ev ziyaretlerine başlıyor. Eşi ile birlikte tek tek arkadaşlarının evlerine gidiyorlar. Evdeki ikna süreçleri sonrası sendikalaşma büyük bir ilgi görmeye başlıyor. Fil Man Made İplik Fabrikası’nın baş temsilcisi Nergiz Atik’in hikayesini hiç kıpırdamadan dinledim.

Uluslararası şirketler çok para kazanıyor, ancak fabrika işçileri yine de refah koşullarında değiller. İtalyan sermayeli Fil Man Made İplik Fabrikası sahipleri işgücünün çok ucuz olduğunu düşündükleri için yatırım yaparak ülkemizde üretime geçti. Sendika baş temsilcisi Nergiz Atik söyleşi yaparken, ilk olarak bu noktaya değiniyor. Fil Man Made’de koşullara iki farklı biçimde bakmak gerekiyor. Sendikadan önce ve sendikadan sonra. Kadın işçinin çok olduğu işyerinde kadınlar çoğunluk olmanın ayrıcalığını yaşayamamış. “Sendika girmeden önce erkekler daha fazla ücret alıyorlardı. Sendika girdikten sonra ise eşit oldu” diyor Nergiz Atik. İplik patronunun buradaki yaklaşımı, “Bu ülke işçisi ne yapsak ses çıkarmaz”  anlayışından mı kaynaklanıyordu?” soruma beklemeden “tabii” yanıtını veriyor ve ardından ekliyor;  “Ben 20 yıldır iplik işinde çalışıyorum. Güle oynaya işçinin hakkını veren bir işveren henüz görmedim bazı holdingler hariç! Bizim ülkemizde işçi hakları daha en başından itibaren sıkıntılı. Haklar yasada var ancak uygulanırken sürüncemede kalıyor.”

‘Babadan oğula değil de babadan kıza geçti!’

Genç kadının hayatına dair anlattıkları dikkat çekiyor. Tekirdağ, Malkara’nın Karamurat köyünde geçmiş yaşamları. Kendisi ve iki kardeşi bu köyde doğmuşlar.  Annesi ev kadını. Babası köyden çok uzakta bir işyerinde işçiymiş. Kızı için de “rol model”. Çünkü sendikal hareket içinde yer alarak DİSK içinde işçi hakları mücadelesi vermiş. “Aslında ben geçmişte sendikal hareketten gelen bir babanın kızıyım” açıklamasının ardından şu yorumu yapıyor; “Mücadele ruhu babadan oğula değil de babadan kıza geçti bizde” diyor gülümseyerek. Babasının hayatı darbe ile değişmiş, buna değinmeden edemiyor; “Babam 1980 darbesinden sonra işçi olduğu fabrikadan ayrılıp köye dönmek zorunda kalmış ve sendikayla da irtibatını kesmiş maalesef.” Yeni bir hayat ve esnaflık ailenin geçim kaynağı oluyor. Yasaklı yılları açtığı kahvehaneden gelen gelirle geçiriyorlar. Çalışmak zorunda Nergiz Atik. Liseye gidemeden işe giriyor. Yaş 17. Fakat okumaya o kadar hevesli ki. Liseyi dışarıdan bitiriyor. “Lise eğitimimi evlendikten sonra tamamladım. İkiz çocuklarım oldu. Şu an 15 yaşındalar.” Eşi ile ilgili bir soru soracak olsam olumlu ifadeler kullanıyor. “Son derece anlayışlı, hoşgörülü. Elimi attığım her şeyde yanımda olan biri” cümlesiyle söz ediyor O’ndan.

Sendikaya karşı entrikalar

İşçilerin koşullarını güçlendiren sendikal başarılar ne kadar önemli?  Daha yeni sayılır bu işyerinde sendika. 2018’den bu yana işçiler DİSK Tekstil-İş üyesi. Ama bu noktaya gelene kadar o kadar entrika dönmüş ki. Baş temsilci işe alınan insanlara ilk gün uyarı yapıldığını anlatıyor. “Kesinlikle aklınıza sendika gelmesin. Eğer böyle bir şey olursa fabrika kapanır. Kesinlikle müsaade etmezler, hepimiz işsiz kalırız” korkusunu salan özel kişilerden söz ediyor. İşyerine ilk girenlere asgari ücret ve üç ayda bir yarım maaş ikramiye ödenmesi söz konusuymuş. Sıra öncü bir kadın eşliğinde bu koşullara itiraz etmeye gelince ardından da zam istenince olanlar olmuş; “Zam istemek için toplandığımızda patron başka bir strateji izledi. Sadece 12 kişiye prim verdiler. Ve bu işçileri birbirine düşürmek için yetti” diyor Nergiz.

İnsanlara gözdağı vermeye başladılar

Kısa süreliğine de olsa zam konusu kapanıyor Fil Man Made’de. Daha sonra bu durumdan rahatsız olan erkek işçiler bir bir işten ayrılmaya başlıyor. Patronun yeni istifalara engel olabilmek için takındığı cinsiyetçi tutum dikkat çekiyor. Sadece erkeklere zam veriliyor! Bu gelişmeleri aktaran Nergiz fabrikada kenarda, köşede fısıltı halinde yayılan söylentilerin de altını çiziyor. Sonunda yüz yüze bir görüşme gerçekleşiyor. Peki neler konuşuluyor? Bunları dinliyoruz kendisinden; “İşyerinde sendikal anlamda öncülerden biriyim. Biz örgütlenirken işgüzarın biri yönetime duyurmuş. İnsanlara gözdağı vermeye başladılar. ‘Yılanın başı kim, koparacağız’ gibi ifadeler duyuldu. Beni müdürler çağırdılar. Niyetimi öğrenmek istediklerini belirttiler. Fikrimi açıkça söyledim. Neler talep ettiğimize dair her şeyi konuştum. Amacımızın işyerine zarar vermek olmadığını, tamamen emeğimizin karşılığını almak olduğunu anlattım. Ve vazgeçmeyeceğimizi de söyledim.”

Yalnızlaştırma dönemi

Patron vekili müdür ile İşçi Nergiz arasında geçen konuşma yeni bir dönemin başlangıcı oluyor. Anlatıyor; “Neredeyse kadın erkek bütün çalışanlar benden kaçmaya başladı. Yan yana görünmekten bile korktular. Ama bu kişiliğimi olumlu etkiledi, hırs yaptım, vazgeçmedim. Ben ve üç arkadaşım Tekstil-İş Sendikasına üye kaydetmeye devam ettik. Böylece üç yıl geçti aradan. Çok zorlandığım bir durum oldu. Kadınlar eşlerine sormadan üye olamıyorlardı. Bu sefer ev ziyaretleriyle sendikayı anlatma yolunu seçtim. Eşimle birlikte gittim kadın arkadaşların evlerine. Neden buna ihtiyacımız olduğunu anlattım. Daha sonra kadınları ikna etmek için dışarıda da sendika yetkilisiyle görüştürdüm. Bu sürelerde hiç boş durmadım. İşçi haklarıyla ilgili sendikadan broşürler aldım ve el altından fabrika çalışanlarına dağıttım.”

‘Sendika işçi için adeta sabıka kaydı niteliğinde!’

Üye kaydederken kadınları ikna etmek daima zor olmuş. “Çünkü bu ülkede sendika yasal bir hak olsa da mimleniyorsunuz ve başka bir işe girerken de hep engel oluyor. Sendika resmen işçi için sabıka kaydı niteliğinde! Fakat çalışma koşullarımızın değişmesi için başka çaremiz olmadığını anlattım. En nihayetinde çabalar meyve verdi. Çoğunluğu elde ettik, sendikalı olduk. Şu an pandemi dönemi.  Sendikalı olmak bize nefes aldırıyor. Beş arkadaşımız Korona oldu. Servisler zaten sağlıksız ortamlar. Bu dönemde patron servis sayısını iki katına çıkardı. Gidiş gelişlerimizde koltuklarda tek olarak yolculuk yapıyoruz. İşyerimizde hijyen kurallarına tam uyuluyor. Sendika arkamızda. Patron haklarımıza dair artık dikkatli. Olumsuz uygulamalar gündeme gelmiyor. En önemlisi kadın-erkek ücretleri artık eşit.”

Paylaş:

Benzer İçerikler

Alphindi fabrikasında Şeker-İş’e üye oldukları için işten atılan kadın işçiler, kötü çalışma koşulları nedeniyle sağlığını yitirmiş. Artık demliği bile kaldıramıyorlar, elleri kesik izleriyle dolu. Erkek işçilerin daha yüksek ücret aldığını belirten işçiler, “Sendikalı olmanın önemini daha iyi anladık. Her işçi hakkını savunsun, örgütlensin” diyor.
Amazon Türkiye’de sendikalaştıkları için işten atılan depo işçisi kadınlar, erkeklerle eşit ücret alıyor. Ama bir farkla: Kadınlardan fiziksel güç gerektiren işlerde erkeklerle aynı performansı göstermeleri bekleniyor! Toplama kampını andıran depolarda insanlık dışı koşullarda çalıştırılan işçiler, “Robot değiliz biz, bunu öğrenecekler! Kadınlardan öğrenecekler! Boyun eğmeyeceğiz” diyor
Sendikalı oldukları için işten atılan, üç haftadır direnişte olan Lezita işçisi kadınlar, bugünlerin geride kalacağından ve kazanacaklarından emin. Kölelik koşullarında çalıştırıldıklarını, şiddete ve cinsiyet ayrımcılığına maruz kaldıklarını anlatan kadınlar, “Hiçbir kadın kendini ezdirmek zorunda değil. Biz bu ezilmeye ses çıkardık, çıkarmaya da devam edeceğiz. Yalnız değiliz” diyor
İçeriklerimizi kaçırmamak için e-posta bültenimize ücretsiz abone olun!