Feminizmim yaşadıklarımla gelişti

Şehriban Eleftoz     sehriban.eleftoz@gmail.com

Evliyken eşi tarafından çalışması engellenen Melike Çaça, boşandıktan sonra kurduğu iş yerinin ikici şubesini açmaya hazırlanıyor. Çaça; “Bir kadın olarak birilerine bağımlı kalmamız isteniyor. Kadınlar istediklerinin peşinden gitsin çünkü hiçbir şey ulaşılmaz değil.” diyor.

Hikayeleriyle adından söz ettiren yüzlerce kadın var. Bu kadınlardan biri de Melike Çaça. (51) evliyken eşi tarafından çalışması engellendi. Ancak boşandıktan sonra birçok işte birden çalışmaya başladı. İşe evde küçük şeyler yaparak başlayan Çaça, daha sonra ev yemekleri üzerine kendi iş yerini kurdu. Üç yıl önce kurduğu iş yerinin ikinci şubesini açmak için hazırlanan Çaça, kadınların içlerindeki gücün farkında olmadığını söylüyor. Aynı zamanda açık öğretim işletme fakültesinde eğitim hayatına devam ediyor.

Kendi ayaklarımızın üzerinde durmalıyız!

İşe nasıl başladığını şöyle anlatıyor: “Küçük bir yerden başlamalıyım dedim. Ve böyle başladım. Evli kaldığım dönem boyunca şiddet gördüm ve alışkın olmadığım davranışlarla karşı karşıya kaldım. Evliyken eşimin kırtasiyesinde çalışıp aynı zamanda yemek, temizlik ve çocuklarla ilgileniyordum.” Evlenmeden önce bir anaokulunda öğretmenlik yaptığını söyleyen Melike Hanım evlendikten sonra eşinin bu işi yapmasına izin vermediğini belirtiyor.

Boşandıktan sonra annesinin evine yerleşiyor ama geçinmek için elbette paraya ihtiyaç var ve kendi başına para kazanması gerekiyor: “Bir yerden gelir elde etmem ve bir şekilde hayatımı idame ettirmem gerekiyordu. Çünkü bağımlı insan tiplerinden değilim. Bu benim başıma neden geldi? Ben bunu hak edecek ne yaptım? diye söylenmedim. Her bitiş bir başlangıçtır, dedim. Yeniden toparlan ve ayağa kalk. Bir süre evde ahşap boyayıp sattım.” diyor. Birilerinden bir şeyler istemek onlara bağımlı olmak yerine kendi işini yaratmayı seçiyor bir bakıma. Kendi parasını kazanan insanların onu hesapsız kitapsız harcayacağını, bunun da onları daha özgür kılacağını düşünüyor.

Hep birlerine bağımlı kalmamız isteniyor

Birçok kadının yaşadığı zorlukları kendisinin de yaşadığını vurgulayan Çaça, şunları anlatıyor: “Herkesin yaşadığı zorlukları ben de evlilik hayatında ve sonrasında da yaşadım. Bir kadın olarak birilerine bağımlı kalmamız isteniyor. O kadar çok birilerine bağımlı yaşamak zorunda kalmışız ki… Ya kardeşimize ya babamıza. Eşiniz zaten bağımlı olmadığınız için sizinle anlaşamıyor. İtiraz eden, baş kaldıran bir kadın olmak doğuştan gelen bir özellik sanırım. Ben hep şunu söylüyorum; Feminist olunmaz, feminist doğulur.”

Lisedeyken ilk okuduğu Duygu Asena’nın Kadının Adı Yok kitabının kendisini çok etkilediğini belirttikten sonra şöyle devam ediyor. “ Ama sonrasında fark ettim ki onun anlattığı bir feminizm de yok aslında. Her istediğini yapan, gezen, özgürce yaşayan kadın bulunmuyor. Ayrıca ben feminizmin daha kapsayıcı olması gerektiğini düşünüyorum. Cinsel yöneliminden, etnik kimliğine kadar, tüm farklılıkları ve o temelde şekillenen hakları içine almalı.” Duygu Asena’dan ilk bilgileri edindikten sonra kendi yaşadıklarından ve çevresindeki deneyim ve bilgilerden hareketle bu konuda geliştiğini söylüyor.

İnsanların kendilerine yatırım yapmaları gerektiğini vurgulayan Çaça; “Çalışma arkadaşlarımı seçerken gerçekten ihtiyacı olan kişileri tercih ediyorum. İki çalışma arkadaşımın eşleri vefat etmişti ve çocuklarına bakmak zorundaydılar. Benim amacım onlara biraz olsun katkı sağlamaktı. Eğer benim yapabileceğim, katkı sağlayabileceğim bir hayalleri varsa maddi, manevi sonuna kadar onları desteklerim. Şu anki çalışma arkadaşım bir şef olmak istiyor. Ben ona ondan daha çok inanıyor ve destekliyorum. Çünkü biz özgüveni paramparça edile edile büyütülen insanlarız.” Çalışma arkadaşının tek başına iki çocuk büyüttüğünü anlatan Melike Hanım, kadınların temel eksikliğinin kendine, kendi gücüne inanmamaları olduğunu, güçlerini fark ettikten sonra yapamayacakları hiçbir şey olmadığını belirtiyor.

Çalışma arkadaşlarımın ücretlerini verirken ihtiyaçlarına göre belirlediğini ifade eden Çaça; “Çalışma arkadaşımın iki tane çocuğu var. Ve onlara bakmak zorunda. Biraz beni zorlayacağını bildiğim halde onun ücretinde bir miktar daha iyileştirme yapıyorum. Ve her şeyin paylaştıkça çoğaldığına inanıyorum. Ne kadar insanın hayatına dokunursanız size geri dönüşümü de güzel ve iyi oluyor. Para biriktirmektense insan biriktirmeyi tercih ederim.”

Eğitim hayat boyu devam ediyor

Açık öğretimde işletme fakültesine devam eden Çaça şöyle anlatıyor, okul macerasını da “İlk çocuğuma hamileyken üniversiteyi bıraktım. Bir süre koşuşturmalardan dolayı okula gitmek aklıma dahi gelmedi.” Fakat aşçılık yapmaya karar verdiğinde bir eğitimden geçmesi gerektiğini düşünerek Sanayi Okulunda bir yıl meslek edinme kurslarına katılıyor. “Ve aşçılık sertifikamı aldım. Daha sonra ustalık sertifikası ve usta öğretici sertifikası için oryantasyon kursuna gittim. Eğitim, öğrenme hayat boyu, insanlar bir yaştan sonra neden vazgeçiyorlar bilmiyorum. Ben 51 yaşındayım. Hala eğitmeye çalışıyorum kendimi.”

O esasında iki yıllık çocuk gelişim mezunu, daha sonra iki yıllık işletme ön lisansını da yapmış. İşletme okuduğu için memnun çünkü 10 yıl muhasebecilik yaparak hayatını kazanmış.  Seçimlerinden memnun: “Dönüp baktığımda bir sürü iş alanından geçmişim. Kendi işimi kurmakla ilgili eğitimlere, sertifika programlarına ve kişisel gelişim programlarına katıldım. Eğitim hayatım ağır ilerlese de hala açık öğretim fakültesinde öğrenciyim. Hayatı, yaşamayı, yeni şeyler öğrenmeyi çok seviyorum. Ve hiç de gocunmuyorum. Boşanmamış olsam bir adamın eşi, iki çocuk annesi olacaktım sadece.”

Pin It on Pinterest